YG21 (FİNAL) ALİAĞA-BAKIRÇAY YEREL EYLEM PLANI
Bütün bir ülke birkaç gündür yine milyarlarca liranın konuşulduğu skandalla çalkalanıyor. Bu kez adres belediyeler değil, borsa ve yatırım fonları. Konunun teknik tarafı uzun uzun anlatılabilir. Fonlar, portföy şirketleri, sığ hisseler, likidite, manipüla
Beş bölümdür devam eden bu yazı dizisi boyunca aslında sadece şu soruların peşinden gittik.
Yerel Gündem 21 bize ne anlatıyordu?
Kent Konseyleri neden vardı?
Ve bütün bunların Aliağa için anlamı neydi?
Sonunda geldiğimiz yer çok basit.
Aliağa'nın ortak akla ihtiyacı var.
Ama sadece konuşan bir ortak akla değil.
Harekete geçen bir ortak akla...
***
21 yıl önce yazılmış bir YG21 el kitabının sayfalarını bugün
yeniden açmamızın nedeni nostalji değildi.
Çünkü aradan geçen yıllar Aliağa'nın sorunlarını azaltmadı.
Tam tersine kent büyüdü, sanayi büyüdü, limanlar büyüdü.
Nüfus ve trafik arttı.
Çevresel baskılar arttı.
Kentin ihtiyaçları çeşitlendi.
Bugün Aliağa'nın önünde birbirinden bağımsız görünen ama
aslında birbirine bağlı onlarca başlık var.
Çevre...
Ulaşım...
Su...
Tarım...
Kıyılar...
Sanayi...
Gemi söküm...
Enerji...
İstihdam...
Gençler...
Kadınlar...
Afet ve kent dayanıklılığı...
Bunların her biri ayrı ayrı konuşulabilir.
Ama hiçbiri diğerinden bağımsız çözülemez.
İşte ortak akıl tam burada gerekiyor.
***
Peki eksik olan ne?
Bence Aliağa'da akıl eksikliği yok.
Bilgi eksikliği de yok.
Eksik olan daha çok bu birikimin ortak bir hedef
etrafında buluşması.
O halde yapılması gereken aslında çok karmaşık değil.
Önce Aliağa'nın gerçek fotoğrafını ortaya koymak.
Verilerle...
Rakamlarla...
Bilimsel çalışmalarla...
Sonra kentin önceliklerini belirlemek.
Her şeyi aynı anda çözmeye çalışmadan, gerçekten önemli
birkaç başlığa odaklanmak.
Ardından her başlık için çalışma grupları oluşturmak.
Ama sadece toplantı yapmak için değil.
Çözüm üretmek için.
Bir sorun belirlenecek, sorumluları ortaya konulacak, çözüm
önerileri hazırlanacak, kaynak araştırılacak, bir takvim belirlenecek.
Sonra da dönüp bakılacak:
Ne yaptık?
Ne yapamadık?
Neden yapamadık?
Bir sonraki adım ne?
İşte o zaman ortak akıl, güzel bir kavram olmaktan çıkıp
çalışma yöntemine dönüşür.
***
Bunun için Aliağa Kent Konseyinin önemli bir rol üstlenmeli
elbette.
Ama bütün yükü Kent Konseyinin üzerine bırakmak da doğru
değil.
Kent Konseyi bir kapı olabilir. O kapıdan girmek ise
hepimizin sorumluluğu.
Belediye...
Kamu kurumları...
Sanayi kuruluşları...
Meslek odaları...
Esnaf örgütleri...
Sendikalar...
Sivil toplum kuruluşları...
Demokratik kitle örgütleri...
Üniversiteler...
Ve yurttaşlar...
Herkes elini taşın altına koymalı.
Çünkü kentin geleceğini sadece bir kurumun belirlemesini
beklemek, kendi geleceğimizi başkasının kararına bırakmak olur.
***
Burada özellikle bir noktayı da açıkça belirtmemiz gerek.
Bu ortak akıl projesi siyasi ya da ticari bir kazanç
kapısına dönüşmemeli…
Birilerinin siyasi hesabına, kurumlar arası güç mücadelesine
veya kişisel tanıtım alanına dönüşürse daha başlamadan kaybederiz.
Elbette kent yönetiminin siyasetten tamamen bağımsız düşünülmesi
mümkün değil.
Ama Aliağa'nın ortak meseleleri, günlük siyasi hesapların
üzerinde tutulabilir.
Tutulmalıdır da.
Bir çevre sorununun partisi olmaz.
Bir trafik sorununun siyasi görüşü olmaz.
Su meselesinin ideolojisi olmaz.
Bir çocuğun iyi eğitim almasının tarafı olmaz.
Bir kentin daha güvenli, daha sağlıklı ve daha yaşanabilir
olması hepimizin ortak meselesidir.
İşte siyaset üstü anlayış derken anlatmak istediğimiz
tam olarak budur.
***
Böyle bir anlayışın Aliağa'ya kazandıracağı şey yalnızca
birkaç proje de olmaz.
Kurumlar birbirini daha iyi tanır.
Bilgi paylaşımı artar.
Sorunlar daha erken görülür.
Kaynaklar daha doğru kullanılabilir.
Aynı işin birkaç kurum tarafından ayrı ayrı yapılmasının
önüne geçilebilir.
Ve en önemlisi...
Kent, kendi geleceği hakkında söz söylemeye başlar.
Bunun adı da zaten ortak akıldır.
***
Belki de artık Aliağa için bir hedef koymanın zamanı
gelmiştir.
Bir Aliağa-Bakırçay Yerel Eylem Planı.
Öyle raflarda duracak, birkaç toplantıda konuşulup
unutulacak bir belge değil.
Kentte yaşayanların önceliklerini ortaya koyan...
Kurumların sorumluluklarını belirleyen...
Projeleri, kaynakları ve takvimleri gösteren...
Sonuçları ölçen...
Ve her yıl dönüp kendisini sorgulayan yaşayan bir plan.
Bunu yapmak mümkün mü?
Mümkün...
Ama herkes kendi küçük alanından çıkıp biraz daha büyük
düşünürse.
***
Bu yazı dizisini yazarken aslında yeni bir şey keşfetmeye
çalışmadık.
Yıllar önce ortaya konmuş bir düşünceyi yeniden hatırladık.
Sonra Aliağa'ya baktık.
Ve gördük ki mesele hâlâ aynı.
Ortak akıl var.
Ama dağınık.
Şimdi onu bir araya getirmek gerekiyor.
***
O halde bu yazının sonunda çağrıyı açıkça yapalım.
Aliağa'daki bütün sivil toplum kuruluşlarına...
Demokratik kitle örgütlerine...
Meslek odalarına...
Sendikalara...
Kamu kurumlarına...
Özel sektör kuruluşlarına...
Sanayi kuruluşlarına...
Üniversitelere...
Yerel yöneticilere...
Ve bu kenti kendisinin bilen herkese...
Gelin aynı masaya oturalım.
Önce birbirimizi dinleyelim.
Sonra Aliağa'nın gerçek sorunlarını ortaya koyalım.
Önceliklerimizi belirleyelim.
Yapılabilecekleri konuşalım.
Yapılamayacakların nedenlerini de açıkça söyleyelim.
Sonra kolları sıvayalım.
Çünkü artık daha fazla konuşmaya değil, birlikte yapmaya
ihtiyacımız var.
***
Bu yazı dizisinin başında Yerel Gündem 21'i konuşmuştuk.
Sonunda geldiğimiz yer ise aslında tek bir cümle.
Aliağa'nın geleceği, Aliağa'nın ortak aklıyla
kurulabilir.
Bunun için ne bir kahramana ihtiyacımız var, ne tek başına
her şeyi çözecek bir kuruma, ne de yeni bir slogan bulmaya…
İhtiyacımız olan şey belli.
Aynı masaya oturmak.
Birbirimizi dinlemek.
Bilgiye ve bilime kulak vermek.
Kişisel ve kurumsal çıkarları kentin ortak yararının önüne
koymamak.
Sorunları tespit etmek.
Çözüm üretmek.
Ve ürettiğimiz çözümün arkasında durmak.
Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
Aliağa'nın çok daha fazla ele, çok daha fazla sese ve
hepsinden önemlisi, ortak bir iradeye ihtiyacı var.
Artık şu sorunun cevabını vermenin zamanı geldi:
Aliağa'nın ortak aklı nerede?
Burada.
Hepimizin içinde.
Şimdi mesele onu bulmak değil.
Bir araya getirmek.
Ve birlikte harekete geçirmek.










