SİZİN GEMİ NE YÖNE GİDİYOR?
Bülent PINARBAŞI
cesotti35@gmail.com

SİZİN GEMİ NE YÖNE GİDİYOR?

Zamanında çok yazdık, çizdik, anlattık ama dinletemedik. Hatta bu nedenle hain ilan edildik, rakip aday lehine çalışmakla suçlandık, disiplin listelerinde anıldık.

20 Aralık 2024 Cuma 13:01 makaleler

Eskiden "Aliağa çocuğu" modası vardı...
O moda şimdi "Şakran'ın Yerlisi" olarak devam ediyormuş meğer.

Bunu savunanlar, 1985 yılında 33 bin olan Aliağa nüfusunun 100 bini geçtiğini; yine o zamanlar 2 bin olmayan Şakran’ın ise sadece yerleşik nüfusunun 7 bini geçtiğini dikkate almıyorlar nedense.

Yani tüm Türkiyede 1985 yılından bu güne ortalama nüfus artışı yaklaşık % 45 iken, bu oran Aliağa ve Şakran’da neredeyse % 300 olarak gerçekleşmiş.

Bu ne anlama geliyor? Bu kadar rakamı ve laf salatasını niye önünüze koyuyorum?

Yani demem o ki…

Aliağa çocukları ve Şakran’ın yerlisi maalesef yıllar yıllar önce azınlığa düşmüş. Şimdilerde hala bu laflarla savunma yapmak bölgesel milliyetçilikten ve ırkçılıktan başka bir şey değildir.

***

Oysa bana göre formül basit olmalı:

Yaşadığı yerde en az bir düğün ve bir cenazeye katılan kişi oralı olmuştur artık. Çünkü acıyı da sevinci de paylaşmıştır. Sizinle aynı mezar başında dua edeni, aynı düğünde çocuğunuza mutluluk dileyeni nasıl yabancı sayabilirsiniz?..

Bütün bir hayatı yan yana, omuz omuza, aynı sıkıntılara göğüs gererek yaşayan insanlar, işin içine siyaset ve ticaret girince kanlı bıçaklı oluveriyor nedense. “Dış güçler”in çomak sokmasıyla, kader birliği yapmış olanlar birbirine düşüyor.

Amaç bir, hedef bir:

Şakran’ın yaşam kalitesi ve refah seviyesi yüksek bir belde olması…

O zaman paylaşılamayan ne?..

***

Veysel demiş zamanında “koyun kurt ile gezerdi / fikir başka başka olmasa…”

Mesele sadece bir yat limanı değil aslında. Mesele bir kültür yoksunluğu: Tartışma kültürü…

“İsteriz”ciler ile “İstemeyiz”ciler bir araya gelip doğrularını yanlışlarını karşılaştırmak, herkesin kabul edeceği orta noktayı bulmak yerine konudan çok farklı argümanlarla saldırıyor birbirine…

“Daha dün geldiniz”, “yazlıkçılar”, “köylü kafası”, “satıp parasını yerken iyiydi” ve daha bir sürü incir çekirdeğini doldurmayacak lakırdı.

Hangisi yat limanıyla ilgili?

Hangisi Şakran’ın geleceğini kurtaracak müthiş fikir demeti?..

***

Amaç çoktan üzüm yemeyi geçmiş, bağcı dövmeye odaklanmış herkes.

Garip olan şu ki, kimse bağcıyı neden dövmek istediğini de bilmiyor.

***

Meselenin özüne dönecek olursak…

Şakran’a yat limanı yapılsın tabii ki…

Ama önce, zaten mevcut durumda yeterli gelmeyen elektrik, su, internet, telefon altyapısı tamamlansın.

Her eve doğalgaz girsin, foseptik tarih olsun, ulaşım sorunu hallolsun.

Bırakın otomobili, elektrikli motorların bile haftada bir tamire gitmesine yol açan çakır çukur yollarımız tonlarca hafriyat taşıyacak kamyonların geçişine dayanacak hale gelsin.

Mevcut durumda konut sorunu zirve yapmışken, yat turizmi ile daha da kalabalıklaşacak beldenin imar durumu elden geçsin, oluşacak fahiş konut kira ve satış bedelleri önlensin.

Sonrasında üniversiteden yetkililer gelsin, deniz yaşamının, ekolojik dengenin göreceği zarara göre en uygun yeri tespit etsin. Yani maksimum fayda ve minimum zararla nereye yapılacaksa oraya yapılsın.

***

Bunlar olmazsa ne mi olacak?

4 yıl boyunca toz, toprak, hafriyat ve yapım işinde çalışacak işçi kalabalığının getireceği sorunlar pek çok Şakranlıya evini barkını sattırıp göç ettirecek.

Çalışanların barınma ihtiyacı zaten yüksek olan ev kiralarını daha da artıracak.

Temel gıda maddeleri artan talep nedeniyle zamlanacak ya da bulunamayacak.

Tarlası zeytini olanlar 4 yıl boyunca toz topraktan % 50’ye varan verim azalması yaşayacak.

Artan elektrik yükünü kaldıramayan mevcut sistemde mum ve gaz lambaları hayatımızın doğal yaşam araçları olacak.

Araç arızaları yüzünden sanayide geçireceğiniz zaman kaybı yanında, yoldaki çukur, hafriyat kamyonundan düşen taş vb. hasarlar yüzünden aracınızın değeri de ciddi oranda düşecek.

***

En sonunda yat limanı tamamlandığında 3, bilemedin 5 kişilik istihdam sağlanacak ki zaten işe alınacakların dayısı, amcası çoktan torpilini ayarlayıp yakınını yerleştirmiştir.

***

Kimse kimsenin düşmanı değil…

Kimse yatırıma, gelişmeye karşı değil…

Hani meşhur laf var: “hepimiz aynı gemideyiz”…

Gemi batarsa beraber boğulacak, yüzerse beraber yelken açacağız güzel günlere…