DÜNYA STANDARTLARINA DOĞRU GİDERKEN...
Bülent PINARBAŞI
cesotti35@gmail.com

DÜNYA STANDARTLARINA DOĞRU GİDERKEN...

Geçen yazımızda Aliağa Belediyesi'ndeki toplu istifaları yazmıştık. Sayın Serkan Acar da açıklamasını yaptı. "Dünya standartlarında belediyecilik anlayışına yelken açıyoruz” dedi. Güzel. Biz de şimdi bu yelkenin rüzgârını biraz daha yakından incel

16 Eylül 2026 Çarşamba 11:42 makaleler

Geçen yazımızda Aliağa Belediyesi'ndeki toplu istifaları yazmıştık.

Sayın Serkan Acar da açıklamasını yaptı.

“Dünya standartlarında belediyecilik anlayışına yelken açıyoruz” dedi.

Güzel.

Biz de şimdi bu yelkenin rüzgârını biraz daha yakından inceleyelim.

Çünkü son günlerde kulağımıza gelenler doğruysa mesele sadece “yeni sayfa açmak” değil.

Mesele çok daha başka.

***

Bize ulaşan iddialara göre Sayın Başkan'ın toplu istifa istemesinin asıl nedeni, belediyenin bazı idari kadrolarında oluştuğu ileri sürülen yozlaşma.

Haksız kazanç iddiaları...

İşlerin savsaklandığı iddiaları...

Akçeli işlere ilişkin söylentiler...

Kamu görevinin kişisel çıkar için kullanıldığı iddiaları...

Ve bunların Sayın Başkan tarafından daha önce çeşitli zamanlarda bazı yöneticilere hatırlatıldığı, uyarılar yapıldığı...

Ancak düzelme olmayınca da toplu istifa yoluna gidildiği söyleniyor.

Eğer durum gerçekten buysa...

O zaman Sayın Başkan'ın aldığı kararın sonuna kadar arkasında durmak gerekir.

Ama bir şartla.

Kurunun yanında yaş da yanmayacak.

***

Çünkü eğer belediyede  kamu görevini kişisel menfaat için kullananlar gerçekten varsa...

Eğer gerçekten haksız kazanç sağlayanlar varsa...

Eğer gerçekten akçeli işlere bulaşanlar, belediyenin işini savsaklayanlar varsa...

Bunların üzeri örtülmemeli.

Tam tersine...

Kim oldukları ortaya çıkarılmalı.

Ne yaptıkları açıklanmalı.

Varsa elde edilen haksız menfaat tespit edilmeli.

Ve konu sadece belediye içinde yapılan bir görev değişikliğiyle kapatılmamalı.

Gerekiyorsa adli ve idari süreç başlatılmalı.

Çünkü burası bir şirket değil.

Burası Aliağa Belediyesi.

Harcanan para belediye başkanının parası değil.

Müdürün parası değil.

Başkan yardımcısının parası değil.

Aliağa halkının parası.

***

Ama işin bir de başka tarafı var.

Bize ulaşan iddialar arasında öyle şeyler var ki...

İnsan ister istemez soruyor:

Bu belediyede gerçekten iki ayrı dünya mı oluştu?

Bir tarafta aldığı maaşla ay sonunu getirmeye çalışan belediye çalışanları...

Diğer tarafta ise gelirleriyle yaşam standartları arasında ciddi fark olduğu ileri sürülen bazı idari kadro mensupları...

Örneğin istifası alınanlardan bazılarının belediyeye Porsche marka ve benzeri araçlarla geldiği iddia ediliyor.

Bazılarının maaşları ve bilinen ailevi gelirleriyle açıklanamayacak ölçüde yüksek bir yaşam standardına sahip olduğu söyleniyor.

Şakran'da, Foça'da yazlıklar...

Lüks yaşam...

Ve iddialara göre idari kadronun önemli bir bölümü Aliağa'nın en yüksek gelir grubunun yaşadığı Yalı Mahallesi'nde oturuyor.

Şimdi...

Bunların hiçbirini kesinleşmiş bir gerçek olarak yazmıyorum.

Altını özellikle çiziyorum.

Bunlar bize ulaşan iddialar.

Ama kamunun da sormaya hakkı var.

Bir belediye yöneticisinin mal varlığı ve yaşam standardı, aldığı kamu maaşıyla açıkça örtüşmüyorsa...

Bunun sorulması ayıp mıdır?

Hayır.

Tam tersine...

Kamu görevlisi açısından son derece doğal bir denetim sorusudur.

***

Çünkü mesele Porsche değildir.

Mesele yazlık da değildir.

Mesele Yalı Mahallesi'nde oturmak da değildir.

İnsan kendi parasıyla Porsche de alabilir.

Foça'da da yazlık alabilir.

Şakran'da da ev sahibi olabilir.

Bunda hiçbir sorun yok.

Sorun şudur:

Bu hayatın bedeli nereden geliyor?

Geliriniz belli.

Maaşınız belli.

Ailenizin bilinen gelirleri belli.

Yaşam standardınız da ortada.

Arada açıklanması gereken bir fark varsa...

Kamuoyu bunu sormakta sonuna kadar haklıdır.

Üstelik kamu görevlisiyseniz...

Bu soruya kızmak yerine cevap vermeniz gerekir.

***

Bizi asıl ilgilendiren ise başka bir iddia.

Bazı idari kadro mensuplarının belediye personelini kendi özel işlerinde kullandığı ileri sürülüyor.

Hafta sonları...

Evlerinde...

Yazlıklarında...

Kendi işlerinde...

Belediye personelinin çalıştırıldığı söyleniyor.

Sorulduğunda ise savunmanın şu minvalde olduğu ifade ediliyor:

“Biz onları destek olmak için mesai saatleri dışında çağırıyoruz.”

“Bütçelerine katkıda bulunuyoruz.”

“Belediyenin araç ve gereçlerini kullanmıyoruz.”

İyi de...

Bir dakika!

Asıl soruyu soralım.

O personel size:

“Ben gelmek istemiyorum.” dese ne olur?

Gerçekten hiçbir şey olmaz mı?

Yoksa pazartesi günü belediyedeki çalışma hayatı değişir mi?

Görevi değişir mi?

Amiri değişir mi?

Performansı birden düşer mi?

Mobbinge uğrar mı?

Bir süre sonra “bu arkadaş verimli çalışmıyor” denilir mi?

Kısacası...

O personel sizin çağrınıza gitmezse, belediyedeki işini kaybetme veya baskıya maruz kalma ihtimalini gerçekten sıfır kabul edebilir miyiz?

İşte mesele tam da burada.

Çünkü kamu personelinin amiriyle arasındaki ilişki eşit iki yurttaşın ilişkisi değildir.

Biri emir verir.

Diğeri uygular.

Dolayısıyla “Kendi isteğiyle geldi” demek, meseleyi bitirmez.

Açıklığa kavuşması gereken durum şudur:

Gerçekten kendi isteğiyle mi geldi?

***

Şimdi Sayın Başkan'a dönelim.

Eğer size ulaşan bu iddiaların bir bölümü bile doğruysa...

Bu toplu istifaların arkasında sizinle birlikte duralım.

Hatta daha fazlasını yapmanız gerektiğini düşünüyorum.

Ama ince eleyip sık dokuyarak...

Kim ne yapmış?

Kim ne yapmamış?

Kim sadece kötü yönetimin kurbanı olmuş?

Kim işini yapmamış?

Kim kamu imkanını kendi çıkarına kullanmış?

Kim haksız kazanç sağlamış?

Kim sadece hakkında dedikodu üretilmiş bir kamu görevlisi?

Adil olmak adına bunların tamamı birbirinden ayrılmalı.

***

Sayın Başkan...

Eğer gerçekten belediyede bir yozlaşma tespit ettiyseniz...

Çıkın anlatın.

“Şu konularda sorun tespit ettik.” deyin.

“Şu uygulamalara son veriyoruz.” deyin.

“Şu kişiler hakkında idari inceleme başlattık.” deyin.

“Gerekirse savcılığa başvuracağız.” deyin.

İnanın kimse bundan rahatsız olmaz.

Tam tersine...

Aliağa halkı “Nihayet!” der.

Çünkü halkın istediği şey aslında çok basit:

Belediyenin parasına sahip çıkılması.

Belediyenin imkanlarına sahip çıkılması.

Belediye personelinin hakkının korunması.

Ve kamu görevini kendi çıkarına kullanan varsa onun hesabının sorulması.

***

Ama Sayın Başkan...

Burada bir başka sorumluluğunuz daha var.

Şehr-ül Emin olarak...

Aliağa'nın emanetçisisiniz.

Eğer gerçekten belediyenin parasına, malına, imkanlarına veya personeline yönelik usulsüzlükler tespit ettiyseniz...

Bunların üzerini örtemezsiniz.

“İstifasını aldım, konu kapandı.” diyemezsiniz.

Çünkü istifa başka şeydir.

Sorumluluk başka şey.

İdari görevden ayrılmak başka şey.

Varsa kamu zararının hesabını vermek başka şey.

***

Bir de şu soruyu sormak zorundayız:

Neden daha önce müdahale edilmedi?

Eğer yıllardır biliyorsanız...

Neden yıllarca görevde kaldılar?

Eğer bilmiyorsanız...

Bu kadar geniş bir belediye teşkilatı nasıl denetlendi de gözden kaçtı?

Eğer uyardınız da düzelmedilerse...

Neden sadece istifa?

Neden soruşturma değil?

Neden inceleme değil?

Neden hesap sorma değil?

İşte dünya standartları dediğimiz şey tam da burada başlıyor.

***

Çünkü dünya standartlarında belediyecilik sadece yeni müdür atamak değildir.

Dünya standartlarında belediyecilik;

“Benim adamım” dememektir.

“Bana yakın” dememektir.

“Bana karşı gelmedi” dememektir.

“İşimi gördü” dememektir.

Liyakat demektir.

Denetim demektir.

Şeffaflık demektir.

Hesap verebilirlik demektir.

Ve en önemlisi...

Kamu malının bir kuruşuna bile göz dikenin karşısında durmak demektir.

***

Şimdi top Sayın Başkan'da.

Biz iddiaları duyduk.

Yazdık.

Burada da dursun.

Sayın Başkan Amerika'dan döndüğünde elbette bu iddialara verecek bir cevabı olacaktır.

Kim haksız yere suçlanıyor?

Kim gerçekten yanlış yaptı?

Kim hakkında hangi işlem yapılacak?

Varsa kamu zararı ne kadar?

Varsa hangi soruşturmalar açılacak?

Varsa hangi dosyalar adli makamlara gönderilecek?

Bunların cevabını merak ediyoruz.

Ve söz veriyoruz...

Sayın Başkan cevap verdiğinde yayınlarız.

Hem de aynen.

Çünkü bizim derdimiz birilerini suçlamak değil.

Doğru neyse onu bulmak.

***

Bir şeyi de peşinen söyleyelim.

Eğer gerçekten belediyenin içinde bir yozlaşma varsa...

Eğer gerçekten kamu görevi kişisel çıkarlara alet edildiyse...

Eğer gerçekten belediye personeli özel işlerde kullanıldıysa...

Eğer gerçekten kamu kaynakları amacı dışında kullanıldıysa...

Biz o istifaların sonuna kadar arkasındayız.

Ama bir şartla.

Kurunun yanında yaşı yakmayacaksınız.

Adalet toplu kıyım değil, kimin suçlu, kimin masum olduğunu ayırabilmektir.

***

Ve son söz...

Sayın Başkan yıllardır Aliağa'yı yönetiyor.

Bugün “yeni sayfa” açmak istiyor.

Peki...

Yeni sayfanın ilk cümlesi ne olacak?

“Eski kadro gitti.” mi?

Yoksa...

“Eski yanlışlar bitti.” mi?

İkincisini yazarsa...

Biz de alkışlarız.

Hem de hiç yüksünmeden.

Çünkü gazetecilik sadece eleştirmek değildir.

Doğru yapılanı da teslim etmektir.

Ama önce...

Doğrunun gerçekten ne olduğunu görelim.

Sayın Başkan...

Top sizde.

Biz kalemi bırakmadık.

Sadece cevabınızı bekliyoruz.


Diğer köşe yazıları

DÜNYA STANDARTLARINA DOĞRU GİDERKEN...

Geçen yazımızda Aliağa Belediyesi'ndeki toplu istifaları yazmıştık. Sayın Serkan Acar da açıklamasını yaptı. "Dünya standartlarında belediyecilik anlayışına yelken açıyoruz” dedi. Güzel. Biz de şimdi bu yelkenin rüzgârını biraz daha yakından inceleyelim.

16 Eylül 2026 Çarşamba 11:42 makaleler

YG21 (2) KENT KONSEYİ VAR AMA KENTİN SESİ NEREDE?

Geçen yazımızda 21 yıl önce hazırlanmış bir el kitabının sayfalarını açmıştık. Yerel Gündem 21'i konuşmuştuk. Bugün biraz daha ileri gidelim.

15 Eylül 2026 Salı 09:49 makaleler

YEREL GÜNDEM 21... NEDEN YENİDEN KONUŞUYORUZ?

Bazı fikirlerin zamanı geçmez. Sadece yeniden hatırlanmayı bekler. Yaklaşık 20 yıl önce elime geçen bir kitapçığı geçtiğimiz günlerde yeniden açtım.

13 Eylül 2026 Pazar 14:07 makaleler

EGE'DE HARİTALAR ÇARPIŞIYOR (3)

Daha önce iki ayrı yazıda Ege'de yaşananların yalnızca iki komşu ülke arasındaki klasik anlaşmazlıklardan ibaret olmadığını anlatmaya çalışmıştık.

06 Eylül 2026 Pazar 22:16 makaleler

CHP'DEN YENİ PARTİ'YE KOMİSYON HEDİYESİ

Ne ilginç tesadüftür ki; Aliağa'da CHP'nin boşalan meclis komisyon üyeliklerinin yine CHP'liler tarafından Yeni Parti'ye hediye edilmesiyle yaklaşık aynı zamanlarda, CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı'nın açıklamaları da paat diye karşımıza çıkıverdi.

03 Eylül 2026 Perşembe 15:56 makaleler