Kalemini satmayan...
Bülent PINARBAŞI
cesotti35@gmail.com

Kalemini satmayan...

Zamanında çok yazdık, çizdik, anlattık ama dinletemedik. Hatta bu nedenle hain ilan edildik, rakip aday lehine çalışmakla suçlandık, disiplin listelerinde anıldık.

10 Ocak 2022 Pazartesi 16:18 makaleler

Hani 10 Ocak ‘Çalışan Gazeteciler Günü’ ya…

Allah razı olsun, sosyal medyada, elektronik posta ve whatsApp mesajlarında tebrikten geçilmiyor.

Klişe, şairane ve felsefi mesajlara “çalışan” gazetecilerin günü kutlanıyor.

Çalışmayan gazeteci mi olur sorusunu bir kenara bırakalım. Çünkü gazetecilik mesleği saat ve mesai mevhumu olmadan yürütülen, istedikten sonra kendine her şekilde mecra yaratabilen bir sektördür. Çalışmıyorsa, gazeteci değildir!..

Gelen mesajların çoğu şu klişelerle başlıyor:

“Kalemini satmayan…”

“Dürüst ve tarafsız…”

“Baskılara boyun eğmeyen…”

Sadece gülüyorum bu mesajları görünce.

Bir yıl boyunca gazetecinin yüzüne bakmayan, destek vermeyi bırakın köstek olmak için her türlü yola başvuran, üç kuruşluk reklam verdiği için gazeteciyi “bağladığını” sanan ve işine gelmeyen bir haberde veryansın etmeye başlayan kim varsa hepsinde bu sahte, yüzeysel ve ‘adet yerini bulsun’ diye paylaşılmış mesajları görebilirsiniz.

Siyasetçisi, iş adamı, dernek/sendika yöneticisi, oda başkanı… hepsi aynı birkaç istisna dışında.

Bırakın böyle bir günde medya kuruluşlarını ziyaret etmeyi, telefonla arayıp bir gönül almayı bile akıl edemeyen zihniyet, toplu mesaj düğmesine basarak ahlak ve erdem dersiyle zevahiri kurtarmaya çalışıyor…

Peki eyy saygıdeğer zevat;

Hani ‘kalemini satmayan’ gazeteci istiyorsunuz ya…

Bu gazeteciler taşla toprakla beslenmiyor. Faturalarını gülücükle ödemiyor. Gazetesini hayrına bastıramıyor.

Sen destek vermezsen, karınca kararınca bu değirmene bir damla da olsa su taşımazsan, yazdıklarından dolayı mahkeme mahkeme dolaşırken arkasında durmazsan…

Kalemini satmadan nasıl ayakta durmasını bekliyorsun medyanın?..

Kalemini satmayan gazetecinin nasıl yaşamasını bekliyorsun para kazanmadan?..

Her basın açıklamasında, her etkinlikte, her eylemde, her toplumsal olay ve kamuyu ilgilendiren konuda kar kış demeden göreve beklediğin ve “mecbur” sandığın bu insanların da bir ailesi, okutmak zorunda olduğu çocukları, ödemesi gereken telefon faturası var.

Hanginiz, mesleğinizle ilgili hangi işi ‘bedava’ yapıyorsunuz ki gazeteciden de yaptığınız etkinliklerde ‘işi bu, yapacak tabii’ gibi beklentiye giriyorsunuz?..

Hangi fırıncı ‘işim bu’ deyip hayrına ekmek dağıtıyor, hangi kuyumcu ‘bu da bizden olsun’ diye düğün alışverişine gelene bir küçük altın hediye ediyor, hangi bakkaldan sigarayı parasız alabiliyorsunuz?..

“Kalemini satmayan” gazeteci istiyorsanız…

Kalemini satmadan yaşayabileceği koşullara katkı koymalısınız.

Bunu yapmıyorsanız, hamaset kokan mesajlarınız da size kalsın kardeşim!..