DANANIN KUYRUĞU KOPACAK DERKEN DANAYI PARÇALAMAYALIM...
Bülent PINARBAŞI
cesotti35@gmail.com

DANANIN KUYRUĞU KOPACAK DERKEN DANAYI PARÇALAMAYALIM...

Zamanında çok yazdık, çizdik, anlattık ama dinletemedik. Hatta bu nedenle hain ilan edildik, rakip aday lehine çalışmakla suçlandık, disiplin listelerinde anıldık.

03 Aralık 2019 Salı 21:29 makaleler
CHP Aliağa’da delege seçimleri bitti. Demokratik bir yarış sonrasında, merkez mahallelerde mor ve yeşil listeler ipi önde göğüsledi. Öncelikle bu yarışta var olma cesaretini gösteren bütün delege adaylarını tebrik etmek gerek. Delege adaylarını diyorum, çünkü başkan adayı olduğunu ilan edenler olsa bile henüz 25 imzayı karşımıza koyup da “aha da ben aday olmak için yeterli imzayı topladım” diyen kimse yok… Görünüşe göre Mor listenin adayı Özlem Şan Oğuzhan ve Yeşil listenin adayı Saim Yurdakul bu konuda sıkıntı çekmeyecek ve aday olarak karşımıza çıkacak. Bir üçüncü, hatta dördüncü aday daha çıkabilir mi? Bilinmez… Çünkü merkez mahalleler dışında köylerle Helvacı ve Yenişakran’ın delegeleri, üstüne bir de doğal delegeleri eklersek 73 delege daha var. Tabii ki Oğuzhan ve Yurdakul avantajlı görünüyor. Peki her şey bitti mi? Hayır!.. *** O “hayır”ın sebeplerine geleceğiz ama daha önce Aliağa için, hatta Türkiye genelinde CHP için önemli bir detayı es gelmemek gerek: Yenişakran’da, partililer bir araya gelerek “biz kendi göbeğimiz kendimiz kesmek istiyoruz, renkler bizi ilgilendirmiyor, kimsenin adamı olarak anılmak istemiyoruz” dediler, İlçe Başkanlığı’nı ve başkan adayı olduğunu açıklayan herkesi tek tek gezerek bu taleplerini ilettiler. Sonrasında delege olması istenen ve isteyen herkesi kapsayan bir çarşaf liste ile (ki seçimlerden 15 dakika önce gelen talep bile listeye eklendi) oylamaya gidildi. Dünyanın sonu gelmedi. Son derece huzurlu ve demokratik yöntemle yapılan seçimlerde adaylar çalıştı, üyelerden oy istedi ve kimsenin itiraz edemeyeceği, kimsenin inkar edemeyeceği bir güzellikte seçim yapıldı. Seçilenler de herhangi bir rengin değil, Yenişakran’ın delegeleri olarak hafızalara kazındı. Yenişakran’daki bir diğer güzellik ise, 12 delegenin kadınlar ve erkekler arasındaki eşit paylaşımıydı. Demek ki, kota koymadan, pozitif ayrımcılığa gerek kalmadan da bu partide kadınlar eşit şartlarda mücadele şansını bulursa erkekler kadar başarılı olabiliyormuş, bunu gördük. Dileğim odur ki, bu çoban ateşi diğer mahallelere de sıçrasın ve bir sonraki kongrede tüm Aliağa’da renklerin kardeşliği martavalı yerine üyelerin özgür iradesi sandığa yansısın. *** Gelelim neden her şeyin bitmediğine… Seçime giren listelerde yer alan isimlerden bir çoğu, listede olup olmadığını dahi bilmiyordu, oy kullanırken öğrendi. Bunun yanı sıra aynı anda birden çok listede yer alan isimler de vardı. Dolayısıyla, bu delegelerin hangi listeden çıkarsa çıksın, kime oy verecekleri belli değil. Yani mor listede yer alan bir delegenin Saim Yurdakul’a, yeşilde bulunan bir ismin Özlem Şan Oğuzhan’a oy vermesi mümkün. Başkan adayları da bu ihtimali bildikleri için, tek tek, tüm delegelerle irtibata geçmeye, onları ikna etme çalışmalarına başlamış durumda. Delege olsun olmasın, bütün partililer de şimdiden saflara ayrılarak bu çalışmalara destek veriyor. Eğer CHP delegesi iseniz, yolda 50 metre rahat yürüyemiyorsunuz. Biri geliyor bir adaya, 10 metre sonra diğeri diğer adaya oy istiyor. Herkes ya “Saimci” ya “Özlemci” olmuş, karşısındakini de öyle görüyor. 22 Aralık’ta dananın kuyruğu kopacak diye beklerken, öncesinde iki yöne çekiştirenler yüzünden korkarım bu dana yine ortadan ikiye ayrılacak. Kimse şunu anlamıyor: Hangi aday olursa olsun, ne kadar iyi bir insan ve yönetici olursa olsun, düzgün bir yönetim listesi ortaya koymadığı sürece Cumhuriyet Halk Partisi Aliağa’da hüsran yaşamaya devam edecektir. Tek adam yönetimine karşı olanların buluştuğu bir partide, bütün düzeni tek adam üzerine kurgulamak kadar yanlış bir şey olabilir mi? Umarım, daha yolun başındayken bu hata fark edilir ve başkan adayı olanlar kendileriyle birlikte ekiplerini de sürece dahil ederek göreve geldiklerinde nasıl bir yönetim anlayışı sergileyeceklerini ortaya koyarlar. *** Üyeler ve delegeler de şunu unutmamalı ki; 20 gün sonra, seçim bittiğinde kim başkan seçilirse seçilsin, partili olarak o ismin arkasında durmaları gerekecek. Dolayısıyla, bir kongre kazanmak için sarf edeceğiniz sözler iki gün sonra “sen kendi başkanın hakkında şöyle şöyle konuşmuyor muydun?” diye konsun istemiyorsanız, bu rekabeti düzeyli ve Türkiye’nin kurucu değerine, CHP’ye yaraşır ölçülerde tutmak zorundasınız. SON SÖZ: Dilerim ki Yenişakran’daki güzellik örnek olur ve İlçe Başkanlığı seçiminde adaylardan hiç biri blok liste diye tutturmaz. Zor ama imkansız değil…