FONDA MİLYAR, ALİAĞA'DA MİLYON...
Bülent PINARBAŞI
cesotti35@gmail.com

FONDA MİLYAR, ALİAĞA'DA MİLYON...

Bütün bir ülke birkaç gündür yine milyarlarca liranın konuşulduğu skandalla çalkalanıyor. Bu kez adres belediyeler değil, borsa ve yatırım fonları. Konunun teknik tarafı uzun uzun anlatılabilir. Fonlar, portföy şirketleri, sığ hisseler, likidite, manipüla

29 Eylül 2026 Salı 21:31 makaleler

Bütün bir ülke birkaç gündür yine milyarlarca liranın konuşulduğu skandalla çalkalanıyor.

Bu kez adres belediyeler değil, borsa ve yatırım fonları.

Konunun teknik tarafı uzun uzun anlatılabilir. Fonlar, portföy şirketleri, sığ hisseler, likidite, manipülasyon…

Biz en basit haliyle anlatalım.

Bazı fonların, piyasada sınırlı miktarda bulunan hisseleri yoğun biçimde topladığı, bu yolla fiyatların yükseltildiği, yükselen fiyatların da yeni yatırımcıların fona para yatırmasını sağladığı iddia ediliyor. Para çıkışları başlayınca sistem tersine dönüyor. Hisseler satılıyor, fiyatlar düşüyor, fonların değeri geriliyor.

SPK, 17 Eylül'de yedi portföy yönetim şirketinin işlemlerini durdurdu. 130'dan fazla fonun tasfiyesine karar verildi. Tasfiye kapsamındaki fonların büyüklüğü yaklaşık 18 milyar dolar, etkilenen yatırımcı sayısı ise 455 binin üzerinde.

Burada önemli bir ayrıntıyı da doğru koyalım.

Kamuoyunda konuşulan “800 milyar liralık vurgun” ifadesi, doğrudan çalındığı kanıtlanmış 800 milyar lira anlamına gelmiyor. Bu rakam tasfiye kapsamındaki fonların büyüklüğünü ifade ediyor. Soruşturma ise piyasa manipülasyonu ve başka suçlamalar üzerinden devam ediyor.

Fakat ortada küçümsenecek bir mesele olmadığı açık.

Çünkü yüz binlerce insanın parasından söz ediyoruz.

Tabii bir de bunun buzdağının sadece görünen yüzü olduğunu ifade etmek gerek.

Tespit edilen bu vurgunun yanında henüz ortaya çıkmamış kim bilir daha ne “bol sıfırlı” fonlar vardır…

***

Dünyada da bunun çok daha büyük örneklerini gördük.

Bernie Madoff'un sistemi yaklaşık 65 milyar dolarlık sahte hesap bakiyesiyle tarihe geçti. Malezya'daki 1MDB skandalında 4,5 milyar doların üzerinde kamu fonunun zimmete geçirildiği belgelere yansıdı. Almanya'daki Wirecard skandalında ise yaklaşık 1,9 milyar avronun aslında hiç var olmadığı ortaya çıktı.

Türkiye'deki fon dosyasını belki bu olaylarla aynı kefeye koyamayız. Ama hepsinin bize söylediği ortak bir şey var:

Para büyüdükçe denetimin önemi de büyür.

Denetim zayıflarsa sadece para kaybolmaz.

Güven de kaybolur.

***

Peki bu hikayeden Aliağa'ya nasıl geliyoruz?

Murat Gülibrahimoğlu'ları, Sarp Yalçınkaya'ları, Aliağa FK üzerinden dönen dolapları, peşkeş çekilen belediye arazilerini falan zaten anlata anlata dilimizde tüy bitti. Tekrar anlatmayalım.

Mesele yalnızca İstanbul'da milyarlarca liranın nasıl yönetildiği değil.

Mesele kamu parasına, kamu malına ve kamu gücüne nasıl bakıldığıdır.

Aliağa'da bunun için İstanbul'daki fon soruşturmasını beklememize gerek yok.

Sayıştay'ın Aliağa Belediyesi 2024 yılı denetim raporu önümüzde duruyor.

Raporda belediyenin bazı taşınmazlarının kendi şirketlerine mevzuata aykırı şekilde kiralandığı, bu şirketlerin de 57 taşınmazı üçüncü kişilere ihale yapmadan kiraladığı tespit edildi.

Belediyenin şirketlerinden tahsil etmesi gereken 2024 yılı kira bedeli 8,5 milyon lirayı aşıyor.

Tahsil edilen miktar yaklaşık 928 bin lira.

7,57 milyon liranın üzerinde alacak için ise herhangi bir takip yapılmadığı rapora girmiş durumda.

Bunun yanında belediyenin kendi şirketinden yaptığı personel hizmet alımlarında sözleşme bulunmadığı, temel mali unsurların yer almadığı da tespit edilmiş.

Bunlar dedikodu değil.

Bunlar Sayıştay raporuna girmiş bulgular.

Öyleyse soralım:

Ne yapıldı?

***

Bizim asıl problemimiz burada başlıyor.

Türkiye'de yolsuzluk söz konusu olduğunda tuhaf bir çifte standart oluştu.

Karşımızdakinin yaptığı yanlışa “yolsuzluk” diyoruz.

Kendimize yakın olanın yaptığına “usulsüzlük”, “hata”, “bürokratik işlem” diyebiliyoruz.

Bir tarafta “hesap ver” diye bağırıyoruz.

Öbür tarafta soru sormaktan bile rahatsız oluyoruz.

İşte bu anlayış değişmek zorunda. İktidara yakın olan da hesap vermeli, muhalefete yakın olan da.

Belediye başkanı da…

İş insanı da…

Parti yöneticisi de…

Siyasetçinin çevresindeki ekonomik güç sahibi de…

Hukuken suçlu olup olmadığına mahkeme karar verir. Fakat siyasetin de bir sorumluluğu vardır.

Siyasetçiler kimi yüceltir?

Kime itibar kazandırır?

Kimin önünü açar?

Kimin ekonomik gücünü siyasi güce dönüştürmesine izin verir?

Bunları da konuşmak zorundayız.

***

CHP Genel Başkanı'nın söylediği “arınma” gerçekten yaşanacaksa, bunun anlamı yalnızca rakiplerin dosyalarını temizlemek olamaz.

Arınma, insanın kendi tarafına da aynı aynayı tutabilmesidir.

İktidara yakın diye bir dosyayı görmezden gelmek ne kadar yanlışsa, muhalefete yakın diye başka bir dosyanın üzerini örtmek de o kadar yanlıştır.

Çünkü halkın adalet duygusu parti rozeti tanımaz.

Aliağa'daki milyonlarla İstanbul'daki milyarlar arasında sadece miktar farkı vardır.

Kamu hakkı açısından temel mesele aynıdır.

Bir milyonun hesabını sormayıp bir milyarın hesabını sormak adalet değildir.

Bir milyarın hesabını sorup bir milyonun üzerini örtmek de…

***

Bizim ihtiyacımız olan şey çok basit:

Kim yaptıysa hesabını versin.

Partisine bakmadan.

Makama bakmadan.

Parasına bakmadan.

Siyasi gücüne bakmadan.

Çünkü mesele CHP'li, YENİ Partili, AK Partili, MHP'li, DEM Partili ya da başka bir partili olmak değil.

Mesele kamu hakkına dokunup dokunmamaktır.

Mesele siyasetin kişisel çıkar aracına dönüştürülmemesidir.

Bir de şunu unutmamak gerekir:

Bizi yönetenleri yalnızca yaptıklarıyla değil, kimleri o makamlara taşıdığımızla da sorgulamak zorundayız.

Yanlış yapan kadar, yanlış yapana sorgulamadan itibar kazandıranların da topluma karşı bir sorumluluğu vardır.

Gerçek arınma, herkes için aynı teraziyi kurabildiğimiz gün başlayacaktır.


Diğer köşe yazıları

FONDA MİLYAR, ALİAĞA'DA MİLYON...

Bütün bir ülke birkaç gündür yine milyarlarca liranın konuşulduğu skandalla çalkalanıyor. Bu kez adres belediyeler değil, borsa ve yatırım fonları. Konunun teknik tarafı uzun uzun anlatılabilir. Fonlar, portföy şirketleri, sığ hisseler, likidite, manipülasyon…

29 Eylül 2026 Salı 21:31 makaleler

Madem Ölçtünüz, Neden Hesaba Katmadınız? (2)

Bir önceki yazımızda bir sorunun peşine düştük. İzmir Büyükşehir Belediyesi "sürdürülebilir İzmir” diyor. Peki bu hesabın içinde Aliağa nerede?

27 Eylül 2026 Pazar 21:30 makaleler

SÜRDÜRÜLEBİLİR İZMİR'İN ALİAĞA'YA SÖYLEYECEĞİ NE? (1)

Bazen bir kentin geleceğini anlamak için meydanlarına, yollarına, yükselen binalarına bakmak yetmez. Bir de görünmeyen hesaba bakmak gerekir.

26 Eylül 2026 Cumartesi 22:24 makaleler

PARTİ YENİ, DÜZEN ESKİ...

Çocukken hepimizin başına gelmiştir. Parka gidersiniz, bakarsınız top sahası boş, yaşıtlarınızla bir heves takım kurar maç yapmaya başlarsınız. Sonra sizden iki üç yaş büyük ağabeyleriniz gelir, "çekilin kenara, biz oynayacağız” derler.

25 Eylül 2026 Cuma 11:07 makaleler

SEÇMEN İRADESİ NEREDE?

Artık bu işin çivisi çıktı… Elbette siyasetçiler de yargılanacak. Belediye başkanı da suç işlediyse hesabını verecek. Kaçma ya da delilleri karartma şüphesi varsa mahkeme gerekli kararı verecek. Bunların tamamı hukuk devletinin olağan süreçleridir.

24 Eylül 2026 Perşembe 11:20 makaleler