BİSİKLET TAMİRCİSİ DENİZ...
Bülent PINARBAŞI
cesotti35@gmail.com

BİSİKLET TAMİRCİSİ DENİZ...

Fıkra bu ya… Hitler ile Mussolini bir barda oturmaktadır. Bir adam içeri girer ve barmene: — Bunlar Hitler ve Mussolini değil mi? diye sorar.

08 Temmuz 2026 Çarşamba 13:36 makaleler

Fıkra bu ya…

Hitler ile Mussolini bir barda oturmaktadır. Bir adam içeri girer ve barmene:

— Bunlar Hitler ve Mussolini değil mi? diye sorar.

Barmen:

— Evet, onlar, der.

Bunun üzerine adam onların yanına gider ve:

— Selam, ne yapıyorsunuz? diye sorar.

Hitler cevap verir:

— Üçüncü Dünya Savaşı'nı planlıyoruz.

Adam şaşkınlıkla sorar:

— Gerçekten mi? Neler olacak?

Hitler cevaplar:

— Bu sefer 14 milyon Yahudi'yi ve bir bisiklet tamircisini öldüreceğiz.

Adam hayretle:

— Bir bisiklet tamircisini mi?! diye sorar.

Hitler, Mussolini'ye döner ve şöyle der:

— Gördün mü? Sana kimsenin 14 milyon Yahudi'yi umursamayacağını söylemiştim.

***

Yukarıda anlatılanlar fıkra olmasına fıkra ama…

Bizler yaşadığımız ülkede her gün fıkralarda bile yaşanmayacak olaylara tanıklık ettiğimiz için, böyle bir şeyin olma ihtimali pek de şaşırtıcı gelmiyor kulaklara.

Demem o ki, havalar bu kadar sıcak giderken, yazın ortasında bile “Ölü Deniz” deyince yurdum insanının aklına Fethiye gelmiyorsa…

Yüzlerce CHP’linin yanı sıra yıllardır sahne almasına rağmen halkın büyük çoğunluğunun bihaber olduğu bir stand-up sanatçısı aniden gözaltına alınıyorsa…

Hatta tepkileri daha da yükseltmek adına ters kelepçe görüntüleri özenle, beş kez üst üste prova edilip çekiliyorsa…

Bütün bunlar tam da İBB davalarında gizli tanık ifadeleri, HTS kayıtları ve benzeri deliller balon gibi sönerken, “mutlak butlan” tartışmaları beklenen etkiyi yaratamamışken olduysa…

Durup düşünmek gerekmez mi biraz?..

***

Haydi şeytanın avukatlığına soyunalım şimdi:

NATO zirvesi öncesi gözaltına alınan onlarca gazeteci, aktivist, anayasadan doğan protesto hakkını kullanan eylemcilerden kaçı için, ne kadarlık yer ayrıldı gazete sütunlarında, internet sayfalarında?

Sen-ben-bizim oğlanın okuduğu birkaç “marjinal” yayının haricinde neredeyse hiç…

Çünkü her yeri Deniz kaplıyor, en tren topikleri Deniz dolduruyor.

Mutlak butlan ile yatıp kalkıyorduk, bıçak gibi kesildi Kılıçdaroğlu ve atadıklarıyla ilgili tepkiler. Belli yerlerde bir avuç “trol” çığırtkanın “hain” sloganları haricinde ses duyuyor musunuz? O cılız trol çabalamaları ise sosyal medyanın çağa uygun hızı arasında kim vurduya gidiyor.

Çünkü, iki olaya da (bir komedyenin tutuklanması ve CHP’ye Kılıçdaroğlu’nun geri dönmesi) tepki veren kitle aynı ve bu “magazin muhalefeti” yapmayı, klasik sloganlarla itirazını dile getirmeyi adet edinmiş kitle ancak daha magazinsel olanı tercih etme eğilimini sürdürüyor.

***

Dürüst olun kendinize:

Hanginiz yakın zamanda ülke gündemini kökten değiştirecek olaylarla Deniz kadar ilgilendiniz?

Hanginiz topçulara verilen villalar kadar CHP’den alınan belediyelere tepki verdiniz?

Hanginiz enflasyonu, yetmeyen işçi maaşlarını, Türk parasının giderek değersizleşmesini Deniz kadar konuştunuz?

***

Evet; Deniz bizim Deniz. Elbette sahip çıkacağız. Elbette ülkenin normalleşmesi için milletvekillerinden daha çok sanatın, mizahın, hakaret içermeyen eleştirinin dokunulmazlığını savunacağız.

Ama Dimyat’a giderken evdeki bulguru da iyi muhafaza etmemiz gerekmez mi?

Bu ülkede özgürlükler de ekonomi de hukuk da aynı anda savunulabilir. Biri için mücadele ederken diğerini unuttuğumuz gün, gündemi başkalarının belirlemesine razı olmuş oluruz.