NEDEN OLMASIN?
Zamanında çok yazdık, çizdik, anlattık ama dinletemedik. Hatta bu nedenle hain ilan edildik, rakip aday lehine çalışmakla suçlandık, disiplin listelerinde anıldık.
Ne genel seçim, ne yerel seçim…
Şu bizim CeHaPe’yi motive eden tek şey parti içi seçimler
yeminle…
Kurultay zamanı harcanan eforun çeyreği milletvekilliği ve
belediye seçimlerinde harcansa, iddia ediyorum ki tüm il ve ilçelerde tulum
çıkarırız…
***
Rekabet güzel şey, seçme seçilme hakkı demokrasinin olmazsa
olmazı, CHP’yi diğer partilerden ayıran belki de en önemli unsur. Ah bir de
düzeyi tutturabilsek… Rakiplerin de partili olduğunu, kongre tarihinden bir gün
sonra aynı isimlerle omuz omuza mücadele sürdürmek zorunda olduğumuzu
unutmasak!..
***
Maaşallah adayı bol bir seçime gidiyoruz. Beşten dörde indi
ama son dakikada tekrar beşe çıkabilir ya da ikiye inebilir ilçe başkanlığı taliplerinin
sayısı. Hayırlı, uğurlu olsun. Adaylar kendi çaplarında düzeyli bir kampanya
yürütmeye çalışıyor olsalar da, fanatik futbol taraftarı gibi davranan
partililer için aynı şeyi söylemek zor.
Kime sorsan, kendi desteklediği adayın “çok”unda boncuk var,
diğerleri yaramaz. “Ondan başkan olmaz”, “Bu partiyi toplayamaz”, “beriki siyasetten
anlamaz”…
***
Yahu arkadaş, bu ilçede Ali Serçe bile ilçe başkanlığı
yaptı, ne diyorsunuz siz?..
Yaptığı o kadar hataya rağmen, tüm Türkiye’de CHP fırtınası
eserken belediye seçimlerinin kaybedilmesinin baş mimarı olmasına rağmen görev
süresini de sonuna kadar tamamladı.
Parti binasının yerini yolda en az üç kişiye sormadan
tarifle bile bulamayacak olanları yönetici yaptı; Aliağa’ya kıran girmiş gibi başka
ilçelerden meclis üyesi yazılmasına, partide adam kalmamış gibi, listelerin
teslimine saatler kala üye yapılanlara bizlerin oy vermesine sessiz kaldı.
Bırakın partiyi toplamayı, kendi listesinden seçilen yöneticileri bile bir
arada tutamadı, istifa istifa üstüne geldi, yönetim düşmesin diye istifalar
işleme konmadı…
Her şey bir yana, seçilen meclis üyelerini bile parti çatısı
altında tutamadı, daha fazlası kaçmasın diye büyükşehirin imkanlarıyla
vermediği taviz kalmadı. İş isteyene iş, ruhsat isteyene ruhsat…
Adam yasa dışı şekilde meclis üyesi adayına parasını iade
etti de yine bir şey olmadı, görevine devam etti…
Bu saydıklarımın hiçbirinde “ben yapmadım, başkan adayı
yaptı, yönetimdeki arkadaşlar yaptı, kampanya finansörleri yaptı” mazereti
işlemez. Çünkü bu partili, böyle yanlışlar yapılmasın, sistem ve düzen uygun
şekilde işlesin diye oy vererek o koltuğa oturttu sizi.
***
Şimdi bütün bunlara rağmen görev süresini sonuna kadar
başarıyla getiren bir örnek önümüzdeyken…
Hangi başkan adayı, neden Aliağa İlçe Başkanlığı’nı
yürütemesin?
Barış Eroğlu; 2024 seçimlerinden beri kendisine yapılan
haksızlıklara rağmen partisine küsmemiş, sırt çevirmemiş, nerde düğün varsa,
nerde cenaze varsa birini sektirmeden herkesin mutlu gününde de acısında da
yanında olmuş. Mesleği, ekibi, projeleri liyakatini ortaya koyuyor.
Neden olmasın?..
***
Engin Gündüz…
Atadan partili, Aliağa’nın çocuğu, oturmasını, kalkmasını,
konuşmasını bilen; efendiliği su götürmez biri. Daha önce Ali Serçe ekibinde
yönetimde en önemli görevlerden birini yürüttüğüne göre, iş becerisi ve idari
yeteneği o ekip tarafından da kabul görmüş demektir.
Neden olmasın?
***
Uğur kaçar…
Yıllardır partinin yükünü göğüsleyen, maddi manevi desteğini
esirgemeyen bir ailenin ferdi. Gel demişler gelmiş, sen dışarda kal demişler
kalmış. Sevseniz de sevmeseniz de partideki emeği yadsınamaz. Başkalarının başkanlığında,
adaylığında desteğine ihtiyaç duyuluyorsa, kara kaşının kara gözünün hatırına
çağırmıyorlardı demektir.
Neden olmasın?...
***
Son adayımız Ali Serçe…
Bir hanım kardeşimiz vasıtasıyla tüm partilileri tek tek arayıp
destek istiyor. Çoğu partili de ayıp olmasın diye, “hayırlısı olsun” deyip kibarca
geçiştiriyor.
Şimdi sevgili başkan;
Seçildiğin günden bu yana neredeyse tam iki yıl oldu. Bu
süre zarfında, ne zaman “tesadüfen” karşılaşsak, her seferinde ve hiç
sektirmeden “Abi görüşeceğiz senle”, “bugün işim var, yarın partiye gelince
arayacağım”, “en kısa zamanda bir araya gelip o konuları konuşalım” dedin.
Pekii…
Bu kadar zamandır, bırak özel görüşmeyi falan, bir kere
olsun, bir bardak çay içecek kadar bile zaman ayırdın mı?
Bir gün olsun arayıp hal hatır sordun mu?
Şimdi kalkmış telefonla aratıp destek istiyorsun da…
Destek istediklerine başkanlık yaptığın süre boyunca senin
herhangi bir katkın, desteğin oldu mu?..
Geçen kongrede sana oy verenler dışında kaç kişinin
sevincine, üzüntüsüne ortak oldun?..
Demezler mi adama?!..
***
Ama olsun…
Neden olmasın?..
İki sene eksiksiz tamamlayan, bir iki sene daha devam
etmenin yolunu bulur. Ama büyükşehirden belediye desteğiyle, ama emicenin
eliyle, ama alevi-sünni ajitasyonu ile…
***
Unutulmaması gereken tek şey var.
Bu, sadece parti içi bir bayrak yarışı.
Son güne kadar elbette rekabet de olacak, ölçülü tartışmalar
da…
Ama sandıklar açılınca; hangi renk daha fazlaysa o,
hepimizin ilçe başkanı olacak.
O isim arkasında birleşip yerelde iktidarı almak için var
gücümüzle ve birlikte mücadele edeceğiz.
Hatırlayın, ne diyordu Yunus Emre?
“Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz.”










