SEÇİM DEĞİL, DEĞİŞİM...
Bülent PINARBAŞI
cesotti35@gmail.com

SEÇİM DEĞİL, DEĞİŞİM...

Zamanında çok yazdık, çizdik, anlattık ama dinletemedik. Hatta bu nedenle hain ilan edildik, rakip aday lehine çalışmakla suçlandık, disiplin listelerinde anıldık.

14 Haziran 2023 Çarşamba 13:17 makaleler

CHP Genel Merkezi’nin aldığı kongre kararı ile, il ve ilçe örgütleri daha Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin yorgunluğunu atamadan tekrar hummalı bir çalışmaya girişti.

Genel başkanın kim olacağı konusunda tartışmalar ve kulis faaliyetleri yukarılarda devam ederken, gözden kaçan en önemli nokta, değişimin önce tabandan başlaması gerektiği gerçeğidir. Çünkü; mevcut sistem ve alışılageldik delege davranışıyla değişim sadece isimlerde olacak, anlayış aynı kaldıkça başarı gelmeyecektir.

Partili-partisiz herkes CHP’nin kongre sürecine dair ahkam kesiyor. Kılıçdaroğlu’nun başarısızlığı, istifa etmesi gerektiği dört-beş dönem üst üste görev alanların fazlalığı ve daha birçok konuda gereksiz lakırdılar dolanıp duruyor sosyal medyada, gazete köşelerinde, televizyonlardaki tartışma programlarında.

Evet, saçma ve gereksiz tartışmalar…

Zaten kongre sürecine girilmiş. Aday olsa bile, Kılıçdaroğlu’nu seçmemek CHP’li delegenin elinde. Parti meclisine aynı isimleri seçtirmemek ve genel başkanı değiştirebilmek için yapılması gereken tek şey mahalle delegesi seçimlerinden itibaren bu değişimi başlatmaktır. Belli isimlerin arkasında öbeklenmiş, blok listelerle partiliye dayatılmış delege sistemiyle tabii ki ancak havanda su dövülebilir.

Bu nedenle hep ve ısrarla çarşaf listenin öneminden bahsediyoruz. Çarşaf liste olmalı ki, il ve ilçe başkanının güdümünde hareket edecek, başkanın isteğine göre el kaldırıp indirecek yöneticiler yerine parti üyelerinin takdirini kazanmış, iş yapacak değerli isimlerin şansı yükselsin, tabandan gelen gençlerin önü açılsın… Çarşaf liste olmalı ki, ‘o grup bizden değil’ diye seçimlerde küskünleri oynayıp kendini geri çeken kitleler de mücadelenin içinde aktif olarak tutulabilsin…

 Her neyse… Bu konuda daha çok yazacağız, konuşacağız. İşin Ankara ayağını ileriki zamanlara bırakıp adım adım ilerleyelim. Yani Aliağa’ya dönüp önce kendi kapımızın önünü süpürelim.

Son iki yerel seçimde parti içi muhalefet ve kırgınlar yüzünden belediye başkanlığı altın tepsi içinde Serkan Acar’a sunuldu. Nedenini, niçinini zaten bütün partililer biliyor, tekrar anlatmaya gerek yok. Ancak işin tuhaf tarafı, ilk yenilgiden sonra konuşup tartışıp ders çıkardığını söyleyenlerin ikinci seçimde de aynı yanlışlarda ısrar etmesiydi. Bu şekilde farklı sonuç çıkması da beklenemezdi.

Partili herkesin kendisinden başkasını ‘yanlış aday’ diye tarif edip sözümona ‘dost meclisleri’nde dillendirmesi, adayın Aliağalılar nezdindeki seçilme ihtimalini zaten en baştan yok ediyor. O ‘dost meclisi’ en yüksek tirajlı dezenformasyon kaynağıdır halbuki. Öyle ya, kendi partilisinin bile güvenmediği birine vatandaş nasıl güvensin de oy versin?..

Hatırlayın; 2014 seçimlerinde, İlçe binasında 9 aday adayı bir arada ellerini havaya kaldırarak ‘Hangimiz aday gösterilirse onun arkasındayız’ diye fotoğraf vermişti. Sonra ne mi oldu? O sözü yutan adaylardan biri başka bir partiden kendini aday yaptı, oyları böldü; bir diğeri MHP adayına desteğini açıkladı…

Hatta bazı aday adayları birleşip Ankara’ya gitti, Genel Merkez’e ‘seçtiğiniz aday yerine içinizden herhangi birini gösterin’ dayatmasında bile bulundu.

….

Sonrasında bir türlü belini doğrultamadı Aliağa CHP…

Kamplaşmış, kemikleşmiş gruplar iç muhalefetle partiyi iyice dibe çekerken rakip siyasi partiler hiçbir şey yapmadan yerel iktidarı ele geçirmenin keyfini çıkardı.

Parti içi birlik-beraberlik mesajları sadece lafta kaldı. Herkes birlik-beraberliği ancak kendi adamı etrafında birleşme bütünleşme olarak dayattı. Bu kısır çekişme ve çatışma ortamı samimi partililerin ve gençlerin kendini geri çekmesine, CHP’ye temkinli yaklaşmasına yol açtı. Örgüt giderek zayıfladı, kan kaybetti, üç beş soy ismin hakim olduğu küçük aile şirketlerine döndü. İlçe başkanlığı ve yönetim bir o isme bir bu isme geçti ama yönetimin idare edeceği bir parti ortada kalmadı.

Çok uzadı laf, kusura bakmayın ama madem değişim istiyoruz ve kongre yapıyoruz, önceyi hatırlayıp ona göre yol haritası çıkarılması gerekiyor.

Gelelim İlçe başkanı kim olacak sorunsalına…

Her şeyden önce; tek adam rejimine karşı duran bir partide sadece başkanı değil, ekibini, yönetim kadrosunu da konuşmamız gerekiyor. Yukarıda kamplaşmış, kemikleşmiş gruplardan bahsettik ya; öncelikle bu gruplardan hiçbirinin kendini dışlanmış hissetmemesi, asgari sayıda yönetimde kendisinin de temsil edildiğini hissetmesi gerek. Böylece parti içi muhalefet en aza indirgenebilir ve örgüt tüm gücünü dışarıya, yerelde iktidar olmaya harcayabilir.

İlçe başkan adayı kimseyle kavgası olmayan, küskünleri yeniden partiye kazandıracak kadar alçakgönüllü, hakkında rakipler tarafından ‘dedikodu da olsa’ kullanılacak malzeme bulunmayan, ‘o falancanın adamı’ yaftasına maruz kalmayacak bir profil olmalı.

İlçe başkan adayı, daha önce kişisel hırslarıyla partiyi zarara uğratmamış bir profil olmalı.

İlçe başkan adayı illa ki genç bir profil olmalı. Belli bir yaşın üstünde ve/veya birkaç dönemdir partide aktif görev alanlara artık ‘bugüne kadar verdiğiniz emekler için teşekkür ederiz, şimdi akil adam olarak dışarıdan gençlere yol gösterin’ denmeli.

İlçe başkan adayı, bulunduğu mevkiye ipotek koyan delege simsarlarına mesafeli olmalı.

İlçe başkan adayı, klasik 80 öncesi siyaset yerine çağın gereklerine uygun politika üretebilen, vizyonuyla gençleri etkileyebilecek, ilçenin sorunlarıyla ilgili aktif girişimlerde bulunmuş ve sonrasında da bunu yapabileceği kanısını halk içinde oluşturmuş bir profil olmalı.

Peki bu koşulları karşılayabilen aday var mı?

Halihazırda ismi geçen iki ve olası beş aday içerisinde ipi göğüsleyecek olan, yukarıda saydığımız maddelerden en fazlasına haiz olan adaydır.

Siyaset ekip işidir. Ekibi en sağlam olan, kadrosuyla din, mezhep, memleket, etnik köken, kariyer gözetmeden partinin tüm kademelerini kucaklayıcı yönetim oluşturabilen aday, benim de adayımdır.

Yeni ilçe başkanı için oy verirken düşünülmesi gereken şudur: Biz değişim mi istiyoruz, seçim mi?

Genç CHP’liler eminim ki bu  soruyu kendilerine soracak ve Aliağa için doğru adayı zaten seçecektir.

Yeter ki ‘eski çınarlar’ gölge etmesin…