BİR ADAM VARDI...
Bülent PINARBAŞI
cesotti35@gmail.com

BİR ADAM VARDI...

Zamanında çok yazdık, çizdik, anlattık ama dinletemedik. Hatta bu nedenle hain ilan edildik, rakip aday lehine çalışmakla suçlandık, disiplin listelerinde anıldık.

18 Aralık 2021 Cumartesi 11:14 makaleler

O akşam, Portakal Çiçeği Sokağı bir başka sessizdi... Puslu Ankara havası bir kara habere gebe, doğum sancısı çekiyordu.

Saatler 19.30’u gösterdiğinde sustu Ankara. Bilinmez bir arızayla bölgedeki bütün baz istasyonları devre dışı kaldı, cep telefonlarına ulaşılmaz oldu. Arıza durumunda yarım saat içinde devreye girmesi gereken yedek sistemler çalışmadı. Teknisyenler 4 saat boyunca sorunu çözemedi ve 23.30 da tüm baz istasyonlar birdenbire, nasıl devre dışı kaldıysa aynı bilinmez şekilde çalışmaya başladı.

Zaten ölüm tehditleri alan adam, alışveriş yaptığı marketin önünde duran aracını bomba ihtimaline karşı uzaktan kumanda ile çalıştırdı, evine gitmek üzere yola çıktı. 20.30 cıvarında 06 TF 647 plakalı araç göründü Portakal Çiçeği Sokağı’nın ucunda. Sürücü, 40 numaradaki evinin otoparkında aracından inip merdivenlere yöneldiğinde olan oldu...

Ruger marka silahtan çıkan iki mermi, 48 yaşındaki adamın gördüğü son şeydi. Kurşunlardan biri sol gözünden girdi, o içinde çok şey barındıran beyni parçaladı, iki araç arasına yığıldı kaldı adam... Sokakta, çalışır vaziyette duran bir araç, iki karanlık yüzü aldı, Portakal Çiçeği’nden uzaklara götürdü...

***

Necip Hablemitoğlu’ydu o adam... Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Öğretim Görevlisi’ydi. Çok değil, 19 sene önceydi. Fethullah Gülen davası ve Alman Vakıfları ile ilgili davalarla adını duymuştuk, unuttuk. Hem O’nu, hem Gülen’i, hem vakıfları...

Oysa irticacı yapılanma ile ilgili önemli bulgulara ulaşmış, “Köstebek” isimli kitabını tamamlamış ancak bastıracak yayınevi bulamamıştı Hablemitoğlu. Yeni Hayat Dergisi’nin Ağustos 2000 tarihli sayısındaki “Etki Ajanları, Nüfuz Casusları ve Fethullahçılar” başlıklı makalesiyle, o dönem Nur Cemaati lideri Gülen hakkında soruşturma yürüten Nuh Mete Yüksel’in dikkatini çekmiş; suikast gününe kadar da aralarındaki irtibat devam etmişti. Fethullah Gülen’in Philadelphia yakınlarında özel bir çiftlikte yaşadığını, bu çiftliğin FBI tarafından korunduğunu, Fethullahçı yapılanmanın CIA’nın öngördüğü Mormon, Moon, Scientology vb. tarikat yapılanmasına tıpatıp uyduğunu, Fethullahçıların bir yandan TSK’ya sızmaya çalışırken diğer yandan hasım ülke istihbaratlarınca geliştirilen “Active Opposition” stratejisi çerçevesinde alternatif aktif direniş oluşumunu hızlandırdığını.... ve daha birçok şeyi bilgi ve belgeleriyle Nuh Mete Yüksel’e aktarmıştı.

Oysa “Alman Vakıfları ve Bergama Köylüleri” isimli bir kitap yazmıştı Hablemitoğlu. Bu kitap temel alınarak dava açılmıştı Vakıflar hakkında. Almanya’nın Türkiye Büyükelçisi Rudolph Schmidt, DGM’ye kadar gelip bu dosyanın kendileri için çok hassas bir konu olduğu uyarısında bulunmuştu üstü kapalı tehditvari bir üslupla. Hablemitoğlu; vakıfların faaliyetlerinin incelendiğinde, konunun legal bir casusluk faaliyeti olduğuna ilişkin ciddi belirtiler görülebileceğini, bu vakıfların illegal yapılanmalarla rejim karşıtı güçlerle temasa geçebildiğini, Türkiye’nin etnik, dinsel ve mezhepsel farklılıklarını ele alıp derinleştirerek ulus devleti zaafa uğratmaya çalıştığını, Alman siyasi parti vakıflarının Türkiye’nin bütünlüğünün ve laik cumhuriyetin teminatı olan Türk ordusu ve Milli Güvenlik Kurulu’ndan fevkalade rahatsızlık duyduğunu tek tek ve en ince detaylarına varana kadar anlatıyordu kitabında.

Henüz tamamladığı “Köstebek” adlı çalışmasında Emniyet ve istihbarat içindeki irticacı yapılanmaya ilişkin önemli bulgulara ulaşan, ancak kitabını bastıramayan Hablemitoğlu, araştırmasını disket halinde koruyordu.

***

Çok değil, 19 yıl önceydi. Devlet her zamanki gibi görevini yapmış, dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu en ciddi tavrını takınarak olayı esefle kınamış ve faillerin en kısa sürede yakalanacağını söylemişti. Zamanın Başbakanı Abdullah Gül, Hablemitoğlu’nun eşi Şengül hanımı bizzat arayıp “cinayetin aydınlatılması için tüm otoritenin kullanılacağını ve ilgili bütün birimlere talimat verildiğini” söylemişti.

***

Hatırladınız mı?..

Üzülmeyin...

Zaten bir tek Portakal Çiçeği Sokağı unutmamıştı..