CHP'de Yeni ve
Bülent PINARBAŞI
cesotti35@gmail.com

CHP'de Yeni ve

Zamanında çok yazdık, çizdik, anlattık ama dinletemedik. Hatta bu nedenle hain ilan edildik, rakip aday lehine çalışmakla suçlandık, disiplin listelerinde anıldık.

11 Şubat 2026 Çarşamba 10:30 makaleler

Türkiye siyasetinde yeni parti tartışmaları çoğu zaman “kişisel hırs” ya da “bölünme” söylemiyle geçiştirilir. Oysa bugünlerde CHP çevrelerinde kulislerde konuşulan yeni bir siyasi arayış, basit bir kopuş hevesinden çok daha derin bir zemine oturuyor. Şimdilik adı net değil; “Aydınlık Yol” kulislerde dile getirilen muhtemel isimlerden yalnızca biri. Ama isimden bağımsız olarak tartışmanın kendisi, CHP içinde biriken ciddi bir rahatsızlığa işaret ediyor.

Bu rahatsızlık, sadece ideolojik değil; temsiliyet, etik ve siyasal güven başlıklarında yoğunlaşıyor.

***

CHP, son yerel seçimlerden Türkiye genelinde oldukça güçlü çıktı. Birçok kentte uzun yıllar sonra belediyeler kazanıldı, iktidarın yerel hâkimiyeti kırıldı. Ancak tam da bu başarının ardından, parti tabanında şu soru daha yüksek sesle sorulmaya başlandı:

“Bu başarı kimin başarısıydı; örgütün mü, tabanın mı, yoksa dar kadroların mı?”

Belediye başkan adaylarının ve meclis üyelerinin belirlenme süreçlerinde tabanın sesinin yeterince dikkate alınmadığı, ön seçim ve anketlerin yok sayıldığı, kararların dar merkezlerde alındığı yönündeki eleştiriler, bugün yeni parti arayışının en önemli psikolojik zeminlerinden birini oluşturuyor.

***

Bu süreci asıl derinleştiren ise, seçimlerin ardından yaşanan gelişmeler oldu. Bazı belediye başkanları ve meclis üyeleri hakkında kamuoyuna yansıyan yolsuzluk iddiaları, rüşvet söylentileri ekseninde açılan soruşturmalar, etik tartışmalar, parti içinden çıkan itirafçılar/itirazcılar… CHP seçmeninde ciddi bir hayal kırıklığı yarattı.

Daha da önemlisi, CHP listelerinden seçilen kimi isimlerin istifa ederek AK Parti’ye katılması, yalnızca siyasi bir tercih değişikliği olarak değil, seçmene karşı bir emanet ihlali olarak algılandı. Bu durum, “Biz kimi seçtik?” sorusunu kaçınılmaz hale getirdi.

***

Bugün kulislerde konuşulan yeni oluşum arayışı, sanıldığı gibi sadece “daha sol”, “daha sert” ya da “daha ideolojik” bir parti isteğinden ibaret değil. Asıl vurgu;
şeffaflık, hesap verebilirlik, örgüt iradesi ve siyasal ahlak talebi etrafında şekilleniyor.

CHP’ye yıllardır oy veren geniş bir kesim, kendisini artık yalnızca sandıkta hatırlanan bir güç olarak görmek istemiyor. Bu seçmen, aday belirlemeden yönetim anlayışına kadar her aşamada söz sahibi olmak istiyor.

***

“Aydınlık Yol” ya da başka bir isim…
Bugün için bu arayışın somut bir partiye dönüşüp dönüşmeyeceği belirsiz. Ancak net olan şu: Bu tartışma, CHP için bir son uyarı niteliği taşıyor.

Tarih gösteriyor ki; siyasette temsil boşluğu uzun süre tolere edilemez. Eğer bir partide taban kendini dışlanmış, kandırılmış ya da yok sayılmış hissederse, o boşluk ya içeride sert bir dönüşümle ya da dışarıda yeni bir yapıyla doldurulur.

***

Bugün mesele yeni bir parti kurulup kurulmayacağı değil. Asıl mesele, CHP’nin kime kulak verdiği, kimi temsil ettiği ve nasıl bir siyaset anlayışını benimsediği sorusudur.

Bu sorular cevapsız kaldıkça, daha çook yeni isimler gündeme gelir.
İsimler değişir, arayış değişmez.

Ve siyasette en tehlikeli şey, seçmenin umudunu değil; güvenini kaybetmektir.

***

Bozuk tohumla yola çıkılmaz. Ama o bozuk tohumları çuvala kim koyduysa, tarlaya kim serptiyse; "ATA"lık tohumu kim bozduysa...

Hesabı tane tane sorulur!..