Bülent PINARBAŞI diğer köşe yazıları
Özü çürük imiş duyduk sonradan...
Zamanında çok yazdık, çizdik, anlattık ama dinletemedik.
Hatta bu nedenle hain ilan edildik, rakip aday lehine çalışmakla suçlandık, disiplin listelerinde anıldık.
Denetim Raporu mu, İhmallerin İtirafı mı?
Aliağa Belediyesi'nin 2025 yılı denetim raporu yine raflardaki yerini aldı.
Ama mesele zaten o raflar…
Çünkü Aliağa'da denetim raporları okunmak için değil, unutulmak için yazılıyor.
Benzincide Yasak, Yanında Serbest Olabilir mi?
AK Parti iktidara geldi geleli Türkiye genelinde sermaye el değiştirdi, kendi zenginlerini yarattı; hızlı ve türbanlı bacılarımız son model jiplerin direksiyonunda boy göstermeye başladı ya…
Yeşil-Beyaz'dan Sarı-Siyah'a, Yeşil Sahadan Masaya
Aliağa'da spor, hiçbir zaman sadece spor olmadı. Hele ki işin içine belediye kaynakları, değişen renkler ve son haftalarda tabelada patlayan tuhaf skorlar girdiğinde, mesele bir "memleket meselesi"nden ziyade bir "matematik meselesi"ne dönüşüyor.
Doğrudan Temin İstisna, Bu Firma Müstesna...
Artık şaşırmıyoruz ama, yine de sormadan, kurcalamadan edemiyoruz işte.
Birileri "cambaza bak” diyor, siz cambaza bakarken birileri deveyi havuduyla birlikte götürüyor.
Şakran'da Büyük Projeler Sizin, İnsanca Yaşam Bizim Olsun
Şakran'ın bir pazaryeri var. Beldenin en güzel yerinde, en kıymetli yeşil alanı üzerine yapıldı. O günlerde bölge halkının itirazları yok sayıldı.
Aliağa'da Gençler Park Değil, Yurt Bekliyor!
Aliağa; sanayisiyle, limanlarıyla ve ekonomiye sağladığı devasa katma değerle Türkiye'nin göz bebeği.
CHP'de Yeni ve
Türkiye siyasetinde yeni parti tartışmaları çoğu zaman "kişisel hırs” ya da "bölünme” söylemiyle geçiştirilir. Oysa bugünlerde CHP çevrelerinde kulislerde konuşulan yeni bir siyasi arayış, basit bir kopuş hevesinden çok daha derin bir zemine oturuyor.
Bir Termosluk Saygınlık: Aliağa'da Yerel Medyanın Durumu
2014 seçimleri öncesini hatırlayın…
O zamanlar yerel medya henüz bu kadar ayağa düşmemişti.
Hâlâ gazetelerin etkisi, gazetecilerin saygınlığı vardı.
İstanbul'da Soruşturma, Aliağa'da Sessizlik: Bu Hikâyenin Belediyeyle Hiç mi İlgisi Yok?
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik yürütülen ve Türkiye'nin en kapsamlı yolsuzluk dosyalarından biri haline gelen soruşturmada adı geçen isimlerden biri, kırmızı bültenle aranan firari iş insanı Murat Gülibrahimoğlu. Hakkında "suç örgütü yöneticiliği”, "rüşvet”, "nitelikli dolandırıcılık”, "ihaleye fesat” gibi ağır suçlamalar var.
Muhtarlık Kurumu Yeniden Düşünülmeli mi?
Yerel yönetim konuşulurken çoğu zaman büyük başlıklar atılır: Belediye başkanları, projeler, bütçeler… Ama iş dönüp dolaşıp mahallenin kapısına geldiğinde, sistemin en zayıf halkalarından biriyle karşılaşırız: Muhtarlık kurumu.
Her Şeyin Başı Kim Jong-un
Kimi hatırladım, biliyor musunuz?
Hani Kuzey Kore'nin lideri Kim Jong-un var ya…
Aynısı olmasa bile, Kim Jong-un olma yolunda emin adımlarla ilerliyor bizim "her şeyin başı” başkanımız.
BELEDİYE SEÇİMİ ODALARDAN BAŞLAR
Herkes söylüyor…
Herkes biliyor…
Ama kimse kılını kımıldatmıyor.
YANMAYA RAMAK KALA...
Son yazımızda sizlere bazı rivayetlerden bahsetmiştik biliyorsunuz.
Bir dokununca bin ah işitiyormuşsunuz meğer…
"HER ŞEYİN BAŞI" KONTROLÜ KAYIP MI EDİYOR?
Efendim rivayet odur ki…
Aliağamızın güzide, seçkin, gözde okullarından biri, öğrencileri için yurt dışı gezisi organize ediyor.
Kayıt için de öğrenci başına masrafın belli bir kısmı peşinen tahsil ediliyor.
NEDEN OLMASIN?
Ne genel seçim, ne yerel seçim…
Şu bizim CeHaPe'yi motive eden tek şey parti içi seçimler yeminle…
Çarşafa dolanmak...
Tam eksikliğini hissetmeye başlamıştık ki, sağ olsun CHP yetişti imdada.
Malumunuz, seçim atmosferi bizim halkımızın olmazsa olmazıdır. Birilerini destekler, birilerini gömeriz. Bunun için birileriyle kavga ederken kendi dertlerimizi unuturuz.
İLK DÜĞME
Hep aynı yanlışı yapıyoruz. Bugünkü hataya isyan ederken, bağırıp kahrolurken; asıl sebepleri, yanlışın nereden ve ne zaman başladığını düşünmeyi atlıyoruz.
Bunu yapmadığımız sürece de aynı kısır döngünün içinde yuvarlanmaya devam edeceğiz.
BİR CHP KLASİĞİ
"Aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek deliliktir” demiş bir büyük insan zamanında.
ALİAĞA’DA GAZETECİ Mİ VAR?
Ne zaman Aliağa’da bir şeyler olsa, kabak gazetecinin başına patlar.
Genel söylem şudur:
“Aliağa’da bunları yazacak gazeteci mi var?”
SİZİN GEMİ NE YÖNE GİDİYOR?
Eskiden "Aliağa çocuğu" modası vardı...
O moda şimdi "Şakran'ın Yerlisi" olarak devam ediyormuş meğer.
"ŞAHSİYETSİZ MEDYA" ALİAĞA'DAN BİLDİRİYOR!
Son zamanlarda pıtırak gibi biten, her sosyal medyada “sponsorlu” olarak karşımıza çıkan haber sitelerinin farkındasınızdır.
Hepsi önce masum masum, bölge haberleriyle, ücretsiz yayınladıkları reklamlarla vs. takipçi kasıyor, sonra başlıyor sallamaya…
CUMHURİYET AK PARTİSİ
Hay maşallah diyesim geliyor…
Yerel seçimler biteli neredeyse 2,5 ay olmuş, bizim beyzadeler daha ancak seçim sonuçlarını sindirip değerlendirebilecek duruma gelmişler.
Biraz daha bekleseydiniz, olası erken genel seçimle birlikte yapardık değerlendirmesini halbuki…
İLGİLİ MAKAMA
Pek saygıdeğer CHP Genel Merkezi;
31 Mart yerel seçimlerinde bazı partililerin CHP aleyhine, başka parti veya adayların lehine çalışmalar yürüttüğünü ve bu üyeler hakkında disiplin sürecinin Merkez Yönetim Kurulu’nca başlatılacağını il, ilçe örgütleri ve başkan adaylarına gönderdiğiniz yazı ile duyurdunuz.
BUYRUN CENAZE NAMAZINA!
Mezarlıklar kendini vazgeçilmez gören insanlarla doluymuş ya hani, işte bizim CHP de siyasi meftaların toplanma merkezi olmuş da farkına varamamışız bunca zamandır..
İŞİNİ BİLMEYEN KASAP...
İlk düğme yanlış iliklendikten sonra diğerlerinin doğru olmasını beklemek yanlış elbette.
Ama biz, yine de, bütün saflığımızla, bir umut bekledik…
Oysa isimler değişince düzen değişmiyormuş, öğrendik.
KOL DA KIRILDI, YEN DE YIRTILDI...
“Biz büyük bir aileyiz” dediklerinde ciddiye almamıştık. Klişe sloganlardan biri sanmıştık. Meğer doğru söylüyorlarmış.
Birinin oğlu, ötekinin gelini, berikinin amcası…
Partiyi “aile şirketi”ne çevirmişler de haberimiz yokmuş.
BÖLMEYİN, TOPLAYIN!..
Geldik son düzlüğe…
Şimdiye kadar yedik, içtik, gezdik, tozduk, eğlendik tamam.
Kampanyalar yaptık, basın toplantıları, esnaf ziyaretleri, STK buluşmaları…
HANİ ADAY OLMAYACAKTINIZ?..
CHP Genel Merkezi, Temmuz 2023 başında bir genelge yayınladı. İl ve ilçe kongreleri öncesi yayınlanan ve parti içi bağlayıcılığı olan, ya da öyle olması gerektiğini düşündüğümüz genelgede şöyle deniliyordu:
ALİAĞA’NIN STALİN’İ
Dün Aliağa’yı resmi olarak kurtardık nihayet…
Yıllar süren mücadelenin ardından, oluşturulan kamuoyu ve toplumsal bilincin sürekliliği ile kazanılmış bu tarihi günde emeği olan herkese binlerce teşekkür…
Bİ BİTMEDİNİZ!..
Bi bitmediniz…
Birlikten söz edip de o birliğin sadece kendi isimleri ve ekipleri etrafında olabileceğini, başkasıyla bu işin olmayacağını düşünenler; bi bitmediniz arkadaş!..
SEÇİM DEĞİL, DEĞİŞİM...
CHP Genel Merkezi’nin aldığı kongre kararı ile, il ve ilçe örgütleri daha Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin yorgunluğunu atamadan tekrar hummalı bir çalışmaya girişti.
İLLE DE ÇARŞAF LİSTE!..
CHP’de kurultay kararı alındı. Yerel seçimler öncesi ülke çapında tüm mahalle delegeleri, ilçe ve il yönetimleri yeniden belirlenmiş olacak. Büyük kurultay muhtemelen Mart ayındaki yerel seçimlerin sonrasına bırakılacak.
BAK SEVGİLİ SEÇMEN KARDEŞİM!..
Bak sevgili seçmen kardeşim…
Muhtemelen aynı safta değiliz. Bu ülkenin en az yarısıyla farklı düşüncedeyiz. Yarın sandığa gidip en önemli vatandaşlık görevimizi yerine getireceğiz. Oy vereceğiz. Sen belki o tarafa, ben belki bu tarafa…
KIRGIN DEĞİL, KIZGINIZ!..
Bu bir kırgınlık değil, kızgınlık yazısıdır…
Sokağın sesine kulağını tıkayan, kendi kitlesini konsolide edemeyenleredir kızgınlığımız.
Konjonktür bu kadar lehine olup da bu kadar olumsuz sonuç almayı ancak CHP başarırdı.
RAKİP KİM?
Dünyanın hiçbir ülkesinde göremezsiniz.
Bize özgü bir aymazlık bu: Muhalefetin muhalefetle kavgası…
Hatta ve hatta muhalif partinin kendi içinde kavgası…
SADECE CUMHURBAŞKANI SEÇMEYECEKSİNİZ...
Hayat devam ediyor. Hiçbir acı sonsuza dek sürmüyor şarkıda söylendiği gibi. Bunun için, acımızı yüreğimize gömüp devam etmeliyiz yaşamın inişli çıkışlı, taşlı topraklı yollarında son nefesimize doğru ilerlemeye…
İmamoğlu&Acar
Güce tapanların, yücelttikleri kişiler tarafından işleri bittiğinde bir köşeye atıldıkları zaman şikayet etme hakkı yoktur.
Dün ‘bana dokunmayan yılan…’ diyerek başkasının uğradığı haksızlığa ses çıkarmayan elbette bugün aynı haksızlığa kendi uğradığında yanında birlikte direnecek kimseyi bulamayacaktır.
SİZ BU İSTİFAYI NİYE ALDINIZ?..
“Maraba ile ağa, ağanın arabasında tıngır mıngır kasabaya gidiyorlar. Yolun yarısında, arabayı çeken hayvan patır kütür yola pisliyor. Ağa marabasının arabada gözü olduğunu biliyor. Hem marabayı küçük düşürmek hem de eğlenmek için, “Üle Memo! Şu boku yersen, arabayı sana verecem” diyor.
AK PARTİ BARAJI GEÇER Mİ?
Normal bir ülkede yaşıyor olsak, sorulacak asıl soru budur aslında. Ama ve maalesef Türkiye’de soru da sorun da başkalaşıyor.
Ak Parti mi, Kaya mı?..
Sene 2013…
Tüm ülke seçim sathına girmiş, yerel seçim heyecanı ile bütün partilerde aday adayı patlaması yaşanıyor.
E memleket böyleyken Aliağa eksik kalır mı?
DEMEK Kİ NEYMİŞ? HAMASETLE SİYASET OLMUYORMUŞ!..
Dün gururlandım, onur duydum…
Mesleğini hakkını vererek yapan “gazeteci” (özellikle tırnak içinde) dostum Hayrettin Yıldırım, bölgemiz için önemli bir başarı elde etti.
Yıllardır mücadelesini verdiğimiz KYME antik kentini kurtarma çalışmaları için belki de dönüm noktası olacak bir kararla, bölgede NEMPORT Liman İşletmeleri tarafından yapılması planlanan liman tevsii projesine verilen ‘ÇED Olumlu Kararı’ Danıştay Altıncı Dairesi tarafından nihai olarak hukuka aykırı ilan edildi.
Kalemini satmayan...
Hani 10 Ocak ‘Çalışan Gazeteciler Günü’ ya…
Allah razı olsun, sosyal medyada, elektronik posta ve whatsApp mesajlarında tebrikten geçilmiyor.
Klişe, şairane ve felsefi mesajlara “çalışan” gazetecilerin günü kutlanıyor.
BİR ADAM VARDI...
O akşam, Portakal Çiçeği Sokağı bir başka sessizdi... Puslu Ankara havası bir kara habere gebe, doğum sancısı çekiyordu.
Saatler 19.30’u gösterdiğinde sustu Ankara. Bilinmez bir arızayla bölgedeki bütün baz istasyonları devre dışı kaldı, cep telefonlarına ulaşılmaz oldu. Arıza durumunda yarım saat içinde devreye girmesi gereken yedek sistemler çalışmadı. Teknisyenler 4 saat boyunca sorunu çözemedi ve 23.30 da tüm baz istasyonlar birdenbire, nasıl devre dışı kaldıysa aynı bilinmez şekilde çalışmaya başladı.
Hepimiz bu bozuk çarkın birer dişlisiyiz...
Koca bir yılı kapatıp yenisine yol almaya, adım atmaya hazırlanıyoruz.
Amma ve lakin...
Şöyle bir etrafınıza bakın, sizler de göreceksiniz.
Ne bir heyecan var, ne umut, ne beklenti yeni yılın getireceklerine dair.
Oysa, efsaneye göre bir tek umut kalmıştı Pandora'nın kutusu açılıp tüm kötülükler etrafa saçılınca...
Kahramanımsın Gökçe Erhan...
Kahramanımsın Gökçe Erhan...
EŞEK VE SEMER...
EŞEK VE SEMER...
Komiksiniz!..
Komiksiniz!..
8 Mart komedisi...
8 Mart komedisi...
KUTLAYALIM MI, ANALIM MI?
KUTLAYALIM MI, ANALIM MI?
HEPSİ Mİ KUMPAS KARDEŞİM?..
HEPSİ Mİ KUMPAS KARDEŞİM?..
Kazanmak mı, kaybetmemek mi?..
Kazanmak mı, kaybetmemek mi?..
"Elif” gibi dik, Ayda gibi güzel ve umutla...
"Elif” gibi dik, Ayda gibi güzel ve umutla...
"KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA"...
"KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA"...
KYME KAÇ ARAÇ EDER?..
KYME KAÇ ARAÇ EDER?..
"STRATEJİK" ZIRVA
"STRATEJİK" ZIRVA
"Kendi bahçesinde dal olamayanın biri girmiş bahçeme ağaçlık taslıyor'"*
"Kendi bahçesinde dal olamayanın biri girmiş bahçeme ağaçlık taslıyor'"*
Sanayi, tarih, rüşvet ve kaçakçılık şehri: ALİAĞA...
Sanayi, tarih, rüşvet ve kaçakçılık şehri: ALİAĞA...
KORONA'YLA KEŞFETTİKLERİMİZ, KAYBETTİKLERİMİZ, ÖĞRENDİKLERİMİZ...
KORONA'YLA KEŞFETTİKLERİMİZ, KAYBETTİKLERİMİZ, ÖĞRENDİKLERİMİZ...
KORKUDAN BESLENENLER, KORKUYU BESLEYENLER...
KORKUDAN BESLENENLER, KORKUYU BESLEYENLER...
KOYUN CAN DERDİNDE, PAZARCI TEZGAH...
KOYUN CAN DERDİNDE, PAZARCI TEZGAH...
YALANCI ÇOBAN
YALANCI ÇOBAN
Aliağa'da balık baştan kokuyor
Aliağa'da balık baştan kokuyor
BİZ BU SEÇİMLERİ NİYE YAPTIK?..
BİZ BU SEÇİMLERİ NİYE YAPTIK?..
Siz olsanız ne yapardınız?..
Siz olsanız ne yapardınız?..
KONGRENİN MERTİ, NAMERTİ...
KONGRENİN MERTİ, NAMERTİ...
YAVUZ ADAR'IN ÇAĞRISINA KULAK VERİN
YAVUZ ADAR'IN ÇAĞRISINA KULAK VERİN
PAZARA KADAR CHP'LİLER ve MEZARA KADAR CHP'LİLER...
PAZARA KADAR CHP'LİLER ve MEZARA KADAR CHP'LİLER...
CHP ALİAĞA'DA ÇARŞAF LİSTE NEDEN OLMASIN?..
CHP ALİAĞA'DA ÇARŞAF LİSTE NEDEN OLMASIN?..
BİR ADAM VARDI...
BİR ADAM VARDI...
CHP ALİAĞA'DA "KIRK KATIR MI, KIRK SATIR MI" SEÇİMİ OLMASIN
CHP ALİAĞA'DA "KIRK KATIR MI, KIRK SATIR MI" SEÇİMİ OLMASIN
VURUN ABALIYA OUT, VURUN GAZETECİYE IN…
VURUN ABALIYA OUT, VURUN GAZETECİYE IN…
DANANIN KUYRUĞU KOPACAK DERKEN DANAYI PARÇALAMAYALIM...
DANANIN KUYRUĞU KOPACAK DERKEN DANAYI PARÇALAMAYALIM...
ALİAĞA'DA İYİ PARTİ'NİN ÖNLENEMEZ YÜKSELİŞİ
ALİAĞA'DA İYİ PARTİ'NİN ÖNLENEMEZ YÜKSELİŞİ
Muhtarlık Kurumu Yeniden Düşünülmeli mi?
Zamanında çok yazdık, çizdik, anlattık ama dinletemedik.
Hatta bu nedenle hain ilan edildik, rakip aday lehine çalışmakla suçlandık, disiplin listelerinde anıldık.
Yerel yönetim konuşulurken çoğu zaman büyük başlıklar
atılır: Belediye başkanları, projeler, bütçeler… Ama iş dönüp dolaşıp
mahallenin kapısına geldiğinde, sistemin en zayıf halkalarından biriyle
karşılaşırız: Muhtarlık kurumu.
Yanlış anlaşılmasın; muhtarlık bu ülkenin kadim bir
müessesesi. Özellikle kırsal kesimde hâlâ önemli bir işlevi olduğu da inkâr
edilemez. Ancak şehir hayatında, hele ki büyük kentlerde, muhtarlık makamının
bugün ne işe yaradığı sorusu artık yüksek sesle soruluyor. Bütünşehir yasasıyla
mahalleye dönüşen köylerde ise tam bir çıkmaz sözkonusu.
Bir dönem muhtarların yürüttüğü pek çok işlem, bugün birkaç
dakika içinde e-Devlet üzerinden, noterliklerden ya da doğrudan ilgili
kurumlardan yapılabiliyor. İkametgâh, nüfus kayıt örneği, belge teyitleri…
Vatandaşın muhtarlığa gitmesini gerektiren alanlar her geçen gün daralıyor.
Buna rağmen muhtarlık sistemi aynı biçimiyle devam ediyor; maaşlar ödeniyor,
binalar ayakta tutuluyor. Doğal olarak kamuoyunda şu soru yükseliyor: Bu
yapı hâlâ gerekli mi?
Asıl mesele ise sadece muhtarlığın işlevi değil;
mahallelerin yerel yönetimde gerçekten temsil edilip edilmediği.
Bugünkü belediye meclisi yapısına baktığımızda, mahallelerin
doğrudan bir karşılığı olmadığını görüyoruz. Meclis üyeleri çoğu zaman
mahallelerden değil, listelerden seçiliyor. O listelerin nasıl oluştuğunu
bilenler için tablo tanıdık:
Hemşeri dernekleri devreye giriyor, aşiret bağları hatırlatılıyor, siyasi
ağırlığı olan aileler “bizim çocuk” için bastırıyor. Pazarlıklar yapılıyor,
dengeler gözetiliyor. Sonuçta ortaya çıkan meclis, mahallelerin değil; güç
odaklarının meclisi oluyor.
Bu yapı içinde bazı mahalleler fazlasıyla temsil edilirken,
bazıları adeta yok sayılıyor. Mahalle sakini, sorununu anlatacak bir muhatap
aradığında ya belediyenin kapısında kayboluyor ya da yetkisi sınırlı bir
muhtara yöneliyor. Muhtar ise belediye meclisinde oy hakkı olmadığı için çoğu
zaman sadece “iletmekle” yetiniyor.
Oysa başka bir yol mümkün.
Muhtarlık seçimleri yerine, her mahallenin belediye
meclisinde kendisini temsil edecek kişiyi doğrudan seçtiği bir model düşünelim.
Belediye meclisleri mahalle temsilcilerinden oluşsun. Böylece her mahallenin
sesi, karar alma mekanizmasının tam merkezinde yer alsın.
Bu durumda ne olur?
Öncelikle meclis üyelikleri üzerindeki hemşeri derneği,
aşiret ya da güçlü aile baskıları ciddi biçimde zayıflar. Çünkü temsil artık
soyada, bağlantıya ya da kulis gücüne değil; mahallede yaşayan insanların oyuna
dayanır. Mahalleli, kendisini gerçekten temsil edecek kişiyi seçer.
İkinci olarak, mahalle halkı sorununu iletebileceği yetkili
bir temsilciye kavuşur. Bu temsilci sadece ayda bir meclis toplantısına katılan
bir isim olmaz; mahallede, bugünün muhtarlık binalarında sürekli çalışan,
sahayı bilen, mahalleyle yaşayan bir aktör haline gelir.
Üstelik bu model kamu kaynakları açısından da daha
rasyoneldir. Ayrı bir muhtarlık yapısı yerine, temsil gücü olan ve karar
süreçlerine doğrudan katılan bir yapı oluşturulur. Bütçe, sembolik bir makam
için değil; gerçek bir temsil için harcanır.
Elbette bu fikir tartışmaya açıktır. Gelenekler,
alışkanlıklar, yasal düzenlemeler masaya yatırılmalıdır. Ancak şunu kabul etmek
gerekiyor: Yerel demokrasiyi güçlendirmek istiyorsak, sadece geçmişe bakarak
değil, bugünün ihtiyaçlarına göre düşünmek zorundayız.
Belki de artık sormamız gereken soru şudur:
Yerel yönetimlerde gelenekleri mi korumalıyız, yoksa
ihtiyaçlara göre cesurca dönüştürmeli miyiz?