Bülent PINARBAŞI diğer köşe yazıları
EGE'DE HARİTALAR ÇARPIŞIYOR (3)
Daha önce iki ayrı yazıda Ege'de yaşananların yalnızca iki komşu ülke arasındaki klasik anlaşmazlıklardan ibaret olmadığını anlatmaya çalışmıştık.
CHP'DEN YENİ PARTİ'YE KOMİSYON HEDİYESİ
Ne ilginç tesadüftür ki; Aliağa'da CHP'nin boşalan meclis komisyon üyeliklerinin yine CHP'liler tarafından Yeni Parti'ye hediye edilmesiyle yaklaşık aynı zamanlarda, CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı'nın açıklamaları da paat diye karşımıza çıkıverdi.
DÜNYA STANDARTLARINDA İSTİFA!..
Dün yayınladığımız "Aliağa Belediyesinde Kapsamlı Değişiklik” haberimizin ardından; sessiz sedasız bu işi kotarmak isteyen Sayın Serkan Acar'ın "dünya standartlarında belediyecilik” açıklamasını okudum.
EGE'NİN İKİ YAKASINDA STRATEJİK GÜÇ MÜCADELESİ
Türkiye'de gündem o kadar hızlı değişiyor ki…
Bir gün kurultay konuşuyoruz.
Ertesi gün mahkemeyi.
Sonra kongreleri, partileri, istifaları, ihraçları…
EGE'Yİ YUNAN GÖLÜ SANIYORLARSA...
Türkiye'nin 16 Ağustos'ta aldığı iki karar var.
Biri Fethiye-Kaş Deniz Millî Parkı.
Diğeri Kuzey Ege Deniz Millî Parkı.
İlk bakışta çevre kararı gibi görünüyor.
SEÇİM SİSTEMİ SİL BAŞTAN MI?
Hep aynı yanlışı yapıyoruz.
Bugünkü hataya isyan ederken, bağırıp kahrolurken; asıl sebepleri, yanlışın nereden ve ne zaman başladığını düşünmeyi atlıyoruz.
DEVLETTE BİR DEVİR TESLİM Mİ YAŞANIYOR?
Türkiye'de devlet ile tarikatlar arasındaki ilişki yeni değil. 12 Eylül'den Turgut Özal'a, FETÖ döneminden 15 Temmuz sonrasına kadar değişen şey yalnızca isimler ve güç dengeleri oldu.
BARIŞSA HERKESE BARIŞ
Türkiye yine tarihi bir eşikten geçiyor.
Adına "Terörsüz Türkiye” deniliyor. "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” deniliyor.
MESELE PARTİ Mİ, KİŞİ Mİ?..
En son 80 ihtilali öncesinde böyle kardeş kardeşe düşmandı. Siyasal kamplaşma cepheden örgüte, örgütten fraksiyona, fraksiyondan kliklere, hücrelere kadar bölünmüş; bırakın sağı/solu, aynı idealleri savunduğunu iddia edenler birbirine düşman olmuştu.
BİSİKLET TAMİRCİSİ DENİZ...
Fıkra bu ya…
Hitler ile Mussolini bir barda oturmaktadır. Bir adam içeri girer ve barmene:
— Bunlar Hitler ve Mussolini değil mi? diye sorar.
Özü çürük imiş duyduk sonradan...
Zamanında çok yazdık, çizdik, anlattık ama dinletemedik.
Hatta bu nedenle hain ilan edildik, rakip aday lehine çalışmakla suçlandık, disiplin listelerinde anıldık.
Denetim Raporu mu, İhmallerin İtirafı mı?
Aliağa Belediyesi'nin 2025 yılı denetim raporu yine raflardaki yerini aldı.
Ama mesele zaten o raflar…
Çünkü Aliağa'da denetim raporları okunmak için değil, unutulmak için yazılıyor.
Benzincide Yasak, Yanında Serbest Olabilir mi?
AK Parti iktidara geldi geleli Türkiye genelinde sermaye el değiştirdi, kendi zenginlerini yarattı; hızlı ve türbanlı bacılarımız son model jiplerin direksiyonunda boy göstermeye başladı ya…
Yeşil-Beyaz'dan Sarı-Siyah'a, Yeşil Sahadan Masaya
Aliağa'da spor, hiçbir zaman sadece spor olmadı. Hele ki işin içine belediye kaynakları, değişen renkler ve son haftalarda tabelada patlayan tuhaf skorlar girdiğinde, mesele bir "memleket meselesi"nden ziyade bir "matematik meselesi"ne dönüşüyor.
Doğrudan Temin İstisna, Bu Firma Müstesna...
Artık şaşırmıyoruz ama, yine de sormadan, kurcalamadan edemiyoruz işte.
Birileri "cambaza bak” diyor, siz cambaza bakarken birileri deveyi havuduyla birlikte götürüyor.
Şakran'da Büyük Projeler Sizin, İnsanca Yaşam Bizim Olsun
Şakran'ın bir pazaryeri var. Beldenin en güzel yerinde, en kıymetli yeşil alanı üzerine yapıldı. O günlerde bölge halkının itirazları yok sayıldı.
Aliağa'da Gençler Park Değil, Yurt Bekliyor!
Aliağa; sanayisiyle, limanlarıyla ve ekonomiye sağladığı devasa katma değerle Türkiye'nin göz bebeği.
CHP'de Yeni ve
Türkiye siyasetinde yeni parti tartışmaları çoğu zaman "kişisel hırs” ya da "bölünme” söylemiyle geçiştirilir. Oysa bugünlerde CHP çevrelerinde kulislerde konuşulan yeni bir siyasi arayış, basit bir kopuş hevesinden çok daha derin bir zemine oturuyor.
Bir Termosluk Saygınlık: Aliağa'da Yerel Medyanın Durumu
2014 seçimleri öncesini hatırlayın…
O zamanlar yerel medya henüz bu kadar ayağa düşmemişti.
Hâlâ gazetelerin etkisi, gazetecilerin saygınlığı vardı.
İstanbul'da Soruşturma, Aliağa'da Sessizlik: Bu Hikâyenin Belediyeyle Hiç mi İlgisi Yok?
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik yürütülen ve Türkiye'nin en kapsamlı yolsuzluk dosyalarından biri haline gelen soruşturmada adı geçen isimlerden biri, kırmızı bültenle aranan firari iş insanı Murat Gülibrahimoğlu. Hakkında "suç örgütü yöneticiliği”, "rüşvet”, "nitelikli dolandırıcılık”, "ihaleye fesat” gibi ağır suçlamalar var.
Muhtarlık Kurumu Yeniden Düşünülmeli mi?
Yerel yönetim konuşulurken çoğu zaman büyük başlıklar atılır: Belediye başkanları, projeler, bütçeler… Ama iş dönüp dolaşıp mahallenin kapısına geldiğinde, sistemin en zayıf halkalarından biriyle karşılaşırız: Muhtarlık kurumu.
Her Şeyin Başı Kim Jong-un
Kimi hatırladım, biliyor musunuz?
Hani Kuzey Kore'nin lideri Kim Jong-un var ya…
Aynısı olmasa bile, Kim Jong-un olma yolunda emin adımlarla ilerliyor bizim "her şeyin başı” başkanımız.
BELEDİYE SEÇİMİ ODALARDAN BAŞLAR
Herkes söylüyor…
Herkes biliyor…
Ama kimse kılını kımıldatmıyor.
YANMAYA RAMAK KALA...
Son yazımızda sizlere bazı rivayetlerden bahsetmiştik biliyorsunuz.
Bir dokununca bin ah işitiyormuşsunuz meğer…
"HER ŞEYİN BAŞI" KONTROLÜ KAYIP MI EDİYOR?
Efendim rivayet odur ki…
Aliağamızın güzide, seçkin, gözde okullarından biri, öğrencileri için yurt dışı gezisi organize ediyor.
Kayıt için de öğrenci başına masrafın belli bir kısmı peşinen tahsil ediliyor.
NEDEN OLMASIN?
Ne genel seçim, ne yerel seçim…
Şu bizim CeHaPe'yi motive eden tek şey parti içi seçimler yeminle…
Çarşafa dolanmak...
Tam eksikliğini hissetmeye başlamıştık ki, sağ olsun CHP yetişti imdada.
Malumunuz, seçim atmosferi bizim halkımızın olmazsa olmazıdır. Birilerini destekler, birilerini gömeriz. Bunun için birileriyle kavga ederken kendi dertlerimizi unuturuz.
İLK DÜĞME
Hep aynı yanlışı yapıyoruz. Bugünkü hataya isyan ederken, bağırıp kahrolurken; asıl sebepleri, yanlışın nereden ve ne zaman başladığını düşünmeyi atlıyoruz.
Bunu yapmadığımız sürece de aynı kısır döngünün içinde yuvarlanmaya devam edeceğiz.
BİR CHP KLASİĞİ
"Aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek deliliktir” demiş bir büyük insan zamanında.
ALİAĞA’DA GAZETECİ Mİ VAR?
Ne zaman Aliağa’da bir şeyler olsa, kabak gazetecinin başına patlar.
Genel söylem şudur:
“Aliağa’da bunları yazacak gazeteci mi var?”
SİZİN GEMİ NE YÖNE GİDİYOR?
Eskiden "Aliağa çocuğu" modası vardı...
O moda şimdi "Şakran'ın Yerlisi" olarak devam ediyormuş meğer.
"ŞAHSİYETSİZ MEDYA" ALİAĞA'DAN BİLDİRİYOR!
Son zamanlarda pıtırak gibi biten, her sosyal medyada “sponsorlu” olarak karşımıza çıkan haber sitelerinin farkındasınızdır.
Hepsi önce masum masum, bölge haberleriyle, ücretsiz yayınladıkları reklamlarla vs. takipçi kasıyor, sonra başlıyor sallamaya…
CUMHURİYET AK PARTİSİ
Hay maşallah diyesim geliyor…
Yerel seçimler biteli neredeyse 2,5 ay olmuş, bizim beyzadeler daha ancak seçim sonuçlarını sindirip değerlendirebilecek duruma gelmişler.
Biraz daha bekleseydiniz, olası erken genel seçimle birlikte yapardık değerlendirmesini halbuki…
İLGİLİ MAKAMA
Pek saygıdeğer CHP Genel Merkezi;
31 Mart yerel seçimlerinde bazı partililerin CHP aleyhine, başka parti veya adayların lehine çalışmalar yürüttüğünü ve bu üyeler hakkında disiplin sürecinin Merkez Yönetim Kurulu’nca başlatılacağını il, ilçe örgütleri ve başkan adaylarına gönderdiğiniz yazı ile duyurdunuz.
BUYRUN CENAZE NAMAZINA!
Mezarlıklar kendini vazgeçilmez gören insanlarla doluymuş ya hani, işte bizim CHP de siyasi meftaların toplanma merkezi olmuş da farkına varamamışız bunca zamandır..
İŞİNİ BİLMEYEN KASAP...
İlk düğme yanlış iliklendikten sonra diğerlerinin doğru olmasını beklemek yanlış elbette.
Ama biz, yine de, bütün saflığımızla, bir umut bekledik…
Oysa isimler değişince düzen değişmiyormuş, öğrendik.
KOL DA KIRILDI, YEN DE YIRTILDI...
“Biz büyük bir aileyiz” dediklerinde ciddiye almamıştık. Klişe sloganlardan biri sanmıştık. Meğer doğru söylüyorlarmış.
Birinin oğlu, ötekinin gelini, berikinin amcası…
Partiyi “aile şirketi”ne çevirmişler de haberimiz yokmuş.
BÖLMEYİN, TOPLAYIN!..
Geldik son düzlüğe…
Şimdiye kadar yedik, içtik, gezdik, tozduk, eğlendik tamam.
Kampanyalar yaptık, basın toplantıları, esnaf ziyaretleri, STK buluşmaları…
HANİ ADAY OLMAYACAKTINIZ?..
CHP Genel Merkezi, Temmuz 2023 başında bir genelge yayınladı. İl ve ilçe kongreleri öncesi yayınlanan ve parti içi bağlayıcılığı olan, ya da öyle olması gerektiğini düşündüğümüz genelgede şöyle deniliyordu:
ALİAĞA’NIN STALİN’İ
Dün Aliağa’yı resmi olarak kurtardık nihayet…
Yıllar süren mücadelenin ardından, oluşturulan kamuoyu ve toplumsal bilincin sürekliliği ile kazanılmış bu tarihi günde emeği olan herkese binlerce teşekkür…
Bİ BİTMEDİNİZ!..
Bi bitmediniz…
Birlikten söz edip de o birliğin sadece kendi isimleri ve ekipleri etrafında olabileceğini, başkasıyla bu işin olmayacağını düşünenler; bi bitmediniz arkadaş!..
SEÇİM DEĞİL, DEĞİŞİM...
CHP Genel Merkezi’nin aldığı kongre kararı ile, il ve ilçe örgütleri daha Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin yorgunluğunu atamadan tekrar hummalı bir çalışmaya girişti.
İLLE DE ÇARŞAF LİSTE!..
CHP’de kurultay kararı alındı. Yerel seçimler öncesi ülke çapında tüm mahalle delegeleri, ilçe ve il yönetimleri yeniden belirlenmiş olacak. Büyük kurultay muhtemelen Mart ayındaki yerel seçimlerin sonrasına bırakılacak.
BAK SEVGİLİ SEÇMEN KARDEŞİM!..
Bak sevgili seçmen kardeşim…
Muhtemelen aynı safta değiliz. Bu ülkenin en az yarısıyla farklı düşüncedeyiz. Yarın sandığa gidip en önemli vatandaşlık görevimizi yerine getireceğiz. Oy vereceğiz. Sen belki o tarafa, ben belki bu tarafa…
KIRGIN DEĞİL, KIZGINIZ!..
Bu bir kırgınlık değil, kızgınlık yazısıdır…
Sokağın sesine kulağını tıkayan, kendi kitlesini konsolide edemeyenleredir kızgınlığımız.
Konjonktür bu kadar lehine olup da bu kadar olumsuz sonuç almayı ancak CHP başarırdı.
RAKİP KİM?
Dünyanın hiçbir ülkesinde göremezsiniz.
Bize özgü bir aymazlık bu: Muhalefetin muhalefetle kavgası…
Hatta ve hatta muhalif partinin kendi içinde kavgası…
SADECE CUMHURBAŞKANI SEÇMEYECEKSİNİZ...
Hayat devam ediyor. Hiçbir acı sonsuza dek sürmüyor şarkıda söylendiği gibi. Bunun için, acımızı yüreğimize gömüp devam etmeliyiz yaşamın inişli çıkışlı, taşlı topraklı yollarında son nefesimize doğru ilerlemeye…
İmamoğlu&Acar
Güce tapanların, yücelttikleri kişiler tarafından işleri bittiğinde bir köşeye atıldıkları zaman şikayet etme hakkı yoktur.
Dün ‘bana dokunmayan yılan…’ diyerek başkasının uğradığı haksızlığa ses çıkarmayan elbette bugün aynı haksızlığa kendi uğradığında yanında birlikte direnecek kimseyi bulamayacaktır.
SİZ BU İSTİFAYI NİYE ALDINIZ?..
“Maraba ile ağa, ağanın arabasında tıngır mıngır kasabaya gidiyorlar. Yolun yarısında, arabayı çeken hayvan patır kütür yola pisliyor. Ağa marabasının arabada gözü olduğunu biliyor. Hem marabayı küçük düşürmek hem de eğlenmek için, “Üle Memo! Şu boku yersen, arabayı sana verecem” diyor.
AK PARTİ BARAJI GEÇER Mİ?
Normal bir ülkede yaşıyor olsak, sorulacak asıl soru budur aslında. Ama ve maalesef Türkiye’de soru da sorun da başkalaşıyor.
Ak Parti mi, Kaya mı?..
Sene 2013…
Tüm ülke seçim sathına girmiş, yerel seçim heyecanı ile bütün partilerde aday adayı patlaması yaşanıyor.
E memleket böyleyken Aliağa eksik kalır mı?
DEMEK Kİ NEYMİŞ? HAMASETLE SİYASET OLMUYORMUŞ!..
Dün gururlandım, onur duydum…
Mesleğini hakkını vererek yapan “gazeteci” (özellikle tırnak içinde) dostum Hayrettin Yıldırım, bölgemiz için önemli bir başarı elde etti.
Yıllardır mücadelesini verdiğimiz KYME antik kentini kurtarma çalışmaları için belki de dönüm noktası olacak bir kararla, bölgede NEMPORT Liman İşletmeleri tarafından yapılması planlanan liman tevsii projesine verilen ‘ÇED Olumlu Kararı’ Danıştay Altıncı Dairesi tarafından nihai olarak hukuka aykırı ilan edildi.
Kalemini satmayan...
Hani 10 Ocak ‘Çalışan Gazeteciler Günü’ ya…
Allah razı olsun, sosyal medyada, elektronik posta ve whatsApp mesajlarında tebrikten geçilmiyor.
Klişe, şairane ve felsefi mesajlara “çalışan” gazetecilerin günü kutlanıyor.
BİR ADAM VARDI...
O akşam, Portakal Çiçeği Sokağı bir başka sessizdi... Puslu Ankara havası bir kara habere gebe, doğum sancısı çekiyordu.
Saatler 19.30’u gösterdiğinde sustu Ankara. Bilinmez bir arızayla bölgedeki bütün baz istasyonları devre dışı kaldı, cep telefonlarına ulaşılmaz oldu. Arıza durumunda yarım saat içinde devreye girmesi gereken yedek sistemler çalışmadı. Teknisyenler 4 saat boyunca sorunu çözemedi ve 23.30 da tüm baz istasyonlar birdenbire, nasıl devre dışı kaldıysa aynı bilinmez şekilde çalışmaya başladı.
Hepimiz bu bozuk çarkın birer dişlisiyiz...
Koca bir yılı kapatıp yenisine yol almaya, adım atmaya hazırlanıyoruz.
Amma ve lakin...
Şöyle bir etrafınıza bakın, sizler de göreceksiniz.
Ne bir heyecan var, ne umut, ne beklenti yeni yılın getireceklerine dair.
Oysa, efsaneye göre bir tek umut kalmıştı Pandora'nın kutusu açılıp tüm kötülükler etrafa saçılınca...
Kahramanımsın Gökçe Erhan...
Kahramanımsın Gökçe Erhan...
EŞEK VE SEMER...
EŞEK VE SEMER...
Komiksiniz!..
Komiksiniz!..
8 Mart komedisi...
8 Mart komedisi...
KUTLAYALIM MI, ANALIM MI?
KUTLAYALIM MI, ANALIM MI?
HEPSİ Mİ KUMPAS KARDEŞİM?..
HEPSİ Mİ KUMPAS KARDEŞİM?..
Kazanmak mı, kaybetmemek mi?..
Kazanmak mı, kaybetmemek mi?..
"Elif” gibi dik, Ayda gibi güzel ve umutla...
"Elif” gibi dik, Ayda gibi güzel ve umutla...
"KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA"...
"KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA"...
KYME KAÇ ARAÇ EDER?..
KYME KAÇ ARAÇ EDER?..
"STRATEJİK" ZIRVA
"STRATEJİK" ZIRVA
"Kendi bahçesinde dal olamayanın biri girmiş bahçeme ağaçlık taslıyor'"*
"Kendi bahçesinde dal olamayanın biri girmiş bahçeme ağaçlık taslıyor'"*
Sanayi, tarih, rüşvet ve kaçakçılık şehri: ALİAĞA...
Sanayi, tarih, rüşvet ve kaçakçılık şehri: ALİAĞA...
KORONA'YLA KEŞFETTİKLERİMİZ, KAYBETTİKLERİMİZ, ÖĞRENDİKLERİMİZ...
KORONA'YLA KEŞFETTİKLERİMİZ, KAYBETTİKLERİMİZ, ÖĞRENDİKLERİMİZ...
KORKUDAN BESLENENLER, KORKUYU BESLEYENLER...
KORKUDAN BESLENENLER, KORKUYU BESLEYENLER...
KOYUN CAN DERDİNDE, PAZARCI TEZGAH...
KOYUN CAN DERDİNDE, PAZARCI TEZGAH...
YALANCI ÇOBAN
YALANCI ÇOBAN
Aliağa'da balık baştan kokuyor
Aliağa'da balık baştan kokuyor
BİZ BU SEÇİMLERİ NİYE YAPTIK?..
BİZ BU SEÇİMLERİ NİYE YAPTIK?..
Siz olsanız ne yapardınız?..
Siz olsanız ne yapardınız?..
KONGRENİN MERTİ, NAMERTİ...
KONGRENİN MERTİ, NAMERTİ...
YAVUZ ADAR'IN ÇAĞRISINA KULAK VERİN
YAVUZ ADAR'IN ÇAĞRISINA KULAK VERİN
PAZARA KADAR CHP'LİLER ve MEZARA KADAR CHP'LİLER...
PAZARA KADAR CHP'LİLER ve MEZARA KADAR CHP'LİLER...
CHP ALİAĞA'DA ÇARŞAF LİSTE NEDEN OLMASIN?..
CHP ALİAĞA'DA ÇARŞAF LİSTE NEDEN OLMASIN?..
BİR ADAM VARDI...
BİR ADAM VARDI...
CHP ALİAĞA'DA "KIRK KATIR MI, KIRK SATIR MI" SEÇİMİ OLMASIN
CHP ALİAĞA'DA "KIRK KATIR MI, KIRK SATIR MI" SEÇİMİ OLMASIN
VURUN ABALIYA OUT, VURUN GAZETECİYE IN…
VURUN ABALIYA OUT, VURUN GAZETECİYE IN…
DANANIN KUYRUĞU KOPACAK DERKEN DANAYI PARÇALAMAYALIM...
DANANIN KUYRUĞU KOPACAK DERKEN DANAYI PARÇALAMAYALIM...
ALİAĞA'DA İYİ PARTİ'NİN ÖNLENEMEZ YÜKSELİŞİ
ALİAĞA'DA İYİ PARTİ'NİN ÖNLENEMEZ YÜKSELİŞİ
EGE'DE HARİTALAR ÇARPIŞIYOR (3)
Daha önce iki ayrı yazıda Ege'de yaşananların yalnızca iki komşu ülke arasındaki klasik anlaşmazlıklardan ibaret olmadığını anlatmaya çalışmıştık.
Daha önce iki ayrı yazıda Ege’de yaşananların yalnızca iki
komşu ülke arasındaki klasik anlaşmazlıklardan ibaret olmadığını anlatmaya
çalışmıştık.
Önce “Ege’yi Yunan gölü sanıyorlarsa...” dedik.
Ardından “Ege’nin iki yakasında stratejik güç mücadelesi”ni
yazdık.
Şimdi Yunanistan’ın Türkiye’nin ilan ettiği deniz millî
parklarına ilişkin son itirazına bakınca, o yazılarda anlatmak istediğimiz
biraz daha net anlaşılıyordur sanırım.
Çünkü Atina’nın derdi gerçekten deniz kaplumbağaları,
balıklar ya da çevre olsaydı, mesele bu kadar büyümezdi.
Mesele harita.
Daha doğrusu, hangi ülkenin hangi deniz alanında ne kadar
söz sahibi olacağı.
***
Yunanistan, Türkiye’nin Ege ve Doğu Akdeniz’de ilan ettiği
deniz millî parklarının kendi iddia ettiği deniz yetki alanlarına denk gelen
bölümlerini tanımadığını açıklıyor.
Türkiye’ye göre ise durum bambaşka.
Ve aslında iki tarafın da neyin kavgasını verdiğini anlamak
için açıklamalardan çok haritalara bakmak yeterli.
Bir bölgeyi ilan edersiniz.
Koordinatlarını belirlersiniz.
Haritanıza işlersiniz.
Sonra o haritayı uluslararası platformlarda savunursunuz.
Yıllar sonra dönüp baktığınızda, bugün “çevre düzenlemesi”
diye küçümsenen bir kararın aslında çok daha büyük bir stratejinin parçası
olduğunu görebilirsiniz.
Yunanistan bunun farkında.
Türkiye’nin de farkında olması gerekiyor.
***
Asıl mesele de burada başlıyor.
Yunanistan yıllardır Ege’de adım adım alanını genişleten bir
siyasi ve diplomatik strateji izliyor.
Adaların silahlandırılmasından deniz parklarına, deniz
mekânsal planlamasından Avrupa Birliği üzerinden yürütülen diplomatik
girişimlere kadar birbirinden bağımsız görünen pek çok hamle aynı resmin
parçaları.
Türkiye ise çoğu zaman sadece bu hamlelere cevap veren taraf
görüntüsü veriyor.
Atina bir adım atıyor.
Ankara itiraz ediyor.
Atina yeni bir tez ortaya koyuyor.
Ankara cevap veriyor.
Oysa artık yalnızca cevap vermek yetmez.
Oyunun kurallarını başkasının belirlemesine izin vermemek
gerekir.
***
Burada “Mavi Vatan” meselesi de önem kazanıyor.
Mavi Vatan’ı yalnızca slogan haline getirirsek hiçbir anlamı
kalmaz.
Hep dediğimiz gibi; Mavi Vatan’ın haritası olacak.
Hukuku olacak.
Diplomasisi olacak.
Ekonomisi olacak.
Enerjisi, deniz ticareti, balıkçılığı ve çevre politikası
olacak.
Kısacası devlet politikası olacak.
Yoksa meydanlarda birkaç güçlü cümle söyleyip sonra karşı
tarafın attığı her adıma nota vermekle strateji kurulmaz.
***
Yunanistan’ın bugünkü itirazı bu nedenle küçümsenecek bir
diplomatik çıkış değildir.
Tam tersine, Türkiye’nin attığı adımın Atina tarafından
nasıl okunduğunu gösteren önemli bir işarettir.
Onlar bunun bir çevre meselesinden ibaret olmadığını
düşünüyor.
Biz neden hâlâ öyle düşünelim?
***
Üstelik burada garip bir durum da var.
Yunanistan kendi deniz alanlarında benzer düzenlemeler
yaptığında bunu egemenlik tartışmasının dışında tutuyor.
Türkiye aynı şeyi yaptığında ise “hukuken geçersiz” ilan
ediliyor.
Ne güzel dünya!
Kendi haritanızı çizerken çevre politikası...
Komşunuz kendi haritasını çizerken meydan okuma!
İşte tam da bu nedenle Türkiye’nin artık savunma
refleksinden çıkıp kendi stratejisini ortaya koyması gerekiyor.
***
Elbette bütün bunların savaş anlamına gelmediğini özellikle söyleyelim.
Tam tersine.
Güçlü bir diplomasi, güçlü bir hukuk ve güçlü bir devlet
politikası savaş ihtimalini azaltır.
Çünkü barış yalnızca “savaş istemiyoruz” demekle korunmaz.
Barış, karşı tarafın sizin haklarınızı görmezden gelmeye
cesaret edemeyeceği bir denge kurabildiğiniz zaman korunur.
Ege’nin iki yakasındaki halkların birbirleriyle kavga etmek
gibi bir derdi yok.
Ama devletlerin kendi çıkarlarını korumak gibi bir
sorumluluğu var.
Türkiye’nin de var.
***
Bugün Ege’de yaşananları bu nedenle “Yunanistan yine
Türkiye’ye meydan okudu” diye okumak eksik kalır.
Asıl mesele şu:
İki ülke geleceğin Ege’sini bugünden şekillendirmeye
çalışıyor.
Biri harita çiziyor.
Diğeri karşılık veriyor.
Biri alan ilan ediyor.
Diğeri itiraz ediyor.
Biri Avrupa’ya gidiyor.
Diğeri nota veriyor.
Ve bütün bunlar olurken deniz sessizce duruyor.
Ama haritalar konuşuyor.
İşte bu yüzden Ege’de artık yalnızca dalgalara değil, haritalara
da bakmak gerekiyor.
Çünkü bugün haritaya çizilen bir çizgi, yarın masada
karşımıza “gerçek” diye konulabilir.
Ve o gün geldiğinde “Biz bunu nasıl fark etmedik?” diye
sormanın hiçbir anlamı kalmaz.
Bülent PINARBAŞI diğer köşe yazıları
EGE'DE HARİTALAR ÇARPIŞIYOR (3)
Daha önce iki ayrı yazıda Ege'de yaşananların yalnızca iki komşu ülke arasındaki klasik anlaşmazlıklardan ibaret olmadığını anlatmaya çalışmıştık.
CHP'DEN YENİ PARTİ'YE KOMİSYON HEDİYESİ
Ne ilginç tesadüftür ki; Aliağa'da CHP'nin boşalan meclis komisyon üyeliklerinin yine CHP'liler tarafından Yeni Parti'ye hediye edilmesiyle yaklaşık aynı zamanlarda, CHP Parti Sözcüsü Müslim Sarı'nın açıklamaları da paat diye karşımıza çıkıverdi.
DÜNYA STANDARTLARINDA İSTİFA!..
Dün yayınladığımız "Aliağa Belediyesinde Kapsamlı Değişiklik” haberimizin ardından; sessiz sedasız bu işi kotarmak isteyen Sayın Serkan Acar'ın "dünya standartlarında belediyecilik” açıklamasını okudum.
EGE'NİN İKİ YAKASINDA STRATEJİK GÜÇ MÜCADELESİ
Türkiye'de gündem o kadar hızlı değişiyor ki…
Bir gün kurultay konuşuyoruz.
Ertesi gün mahkemeyi.
Sonra kongreleri, partileri, istifaları, ihraçları…
EGE'Yİ YUNAN GÖLÜ SANIYORLARSA...
Türkiye'nin 16 Ağustos'ta aldığı iki karar var.
Biri Fethiye-Kaş Deniz Millî Parkı.
Diğeri Kuzey Ege Deniz Millî Parkı.
İlk bakışta çevre kararı gibi görünüyor.