BEYLER BAYANLAR
Sigaradan nefret ediyorum beyler bayanlar. Şöyle bir yakıyorsun, derin derin içine çekiyorsun, ucunda küller uzuyor. Küllüğe doğru bir hamle yapıyorsunuz, kül pat diye yere düşüyor... Etraf kirleniyor. İşte bundan nefret ediyorum...
Sigaradan nefret ediyorum beyler bayanlar.
Şöyle bir yakıyorsun, derin derin içine çekiyorsun, ucunda
küller uzuyor. Küllüğe doğru bir hamle yapıyorsunuz, kül pat diye yere
düşüyor... Etraf kirleniyor.
İşte bundan nefret ediyorum...
İçine zift çekiyorsun, için pis diyorlar. Buna sesim
çıkmıyor. Dışımdaki pislik daha çok ilgimi çekiyor.
Sizler de içinizdeki pisliğe ses çıkarmıyorsunuz beyler,
bayanlar.
Her yanı tiril tiril plazalarda çalışıyorsunuz. Gizli gizli
bile sigara içemiyorsunuz. Her yer duman sensörlü, yangın alarmı...
İşyerleriniz tertemiz kalıyor. Ciğerleriniz de. Işıl ışıl plazalarda
çalışıyorsunuz, aydınlıktasınız. Herkes güler yüzlü. Birbirinizin kuyusunu
kazmaktan çekinmiyorsunuz yine de. Fısır fısır dudaklarınız. Fitne fesat her
yanınız.
Patronun eşi geliyor, yaptığınız işe karışıyor. Bilmediği
işleri size dikte ediyor. Yıllarınızı bu işe vermişsiniz, sesiniz çıkmıyor.
Biri dayanamayıp, “Altyapı hazır değil, öyle değil, böyle olsun.” deyince, her
şeyi bildiğini sanan patronun eşi genel müdürü arayıp bas bas bağırıyor:
“Benim dediğimi neden yapmıyorlar? Neyi engellemeye
çalışıyorlar? Sen ne işe yararsın?”
Orada ipler kopuyor. İş bilen kapının önünde.
O an siz ne yapıyorsunuz beyler bayanlar?
Dedikodu.
“Çok havaya girmişti. Sana ne şirketin zarar etmesinden. Hiç
bu kadına söylenir mi öyle şey?..”
Evet, sigara içiyorum, ciğerlerim kirleniyor. Vicdanım
tertemiz.
Sizin içiniz pislikten geçilmiyor.
Çocuklarınız baleye, yüzmeye, piyano dersine gidiyor.
Birinden çıkıp diğerine yetişmeye uğraşıyorsunuz. Yetmişle gidilecek yolda gaza
basıyor, öndeki araca selektör yapıyorsunuz. Öndeki aracın şoförü, “Bu yolda
yetmişle gidilir, acele etmenizin anlamı yok.” deyince, “Bu yol seksen ikilik,
cahil seni!” diye bağrışıyor, ilk ışıkta tartıştığınız şoförü yanınızda görünce
hırsınızdan, kibrinizden çatlıyorsunuz.
Çocuklarınız da size bakıp büyüyor. Kibirli, her şeyi
yapmaya hakkı olduğunu sanan bireyler oluyorlar.
Siz toplumu aşağılayarak tatmin olmaya çalışıyorsunuz.
Ben sigaramın külü yere düşünce etraf kirlendi diye
hayıflanıyorum. Çevremin pis olmasına dayanamıyorum. İnsanların içinin
pisliğine de...
Patronunuz son yirmi yılda zenginleşmiş. En pahalı
mağazalardan en pahalı kıyafetleri giyiyor. Anadolu’nun bir yerindeki
madenciler paralarını alamadığı için üstü çıplak eylem yapıyor. Siz koşa koşa
patronun arabasının kapısını açmaya çalışıyorsunuz.
Patronunuz belediye meclisindeki imara açılacak arazileri
takip ediyor. Meclis üyelerine partiler veriyor. Güzel eskort kızlar ortada
dans ediyor. Bunu sosyal medyasından yayınlıyor. Siz de “Ne güzel hayat, bu ne
güzel şenlik.” deyip imrenerek beğeni atıyorsunuz.
Fakir mahalleler yıkılıyor, şehre uzak gölgelere sürülüyor.
Belediye ise hakkını aradığı için soru soran işçiye
sendikayla bir olup sürgün ve mobbing yapıyor. Siz koltuklarınızda oturup buna
işçi şımarıklığı olarak bakıyorsunuz. Onun sosyal medyasına bakmaya gerek
görmüyorsunuz. Plazaların gölgesinde yardımseverliklerinizi anlatıyorsunuz.
Her sabah işe gitmeden televizyonu açıp haberlere
bakıyorsunuz. Sabah beşte birileri bilmem hangi terör örgütünden gözaltına
alınmış. Dertleri ağaçlar kesilmesinmiş, çevre kirlenmesinmiş. Yeni açılacak
madenin önünü kesmeye çalışan, halkı kin ve düşmanlığa sürükleyen birileriymiş.
“Oh olsun.” deyip tertemiz arabanızdaki tozları sokağa
çırpıyorsunuz.
Evet beyler bayanlar, sigara içiyorum. İçim zift dolu,
vicdanım değil.
En azından yaptığımı savunuyorum, savunduğumu da yapıyorum.
Duygularım dilimle uyumlu.










