TRANSFERLER
İsmail Küçük
ismail@gmail.com

TRANSFERLER

Süper Lig yeni sezonu başladı. Lige yeni yükselen takımların yanında dört büyüklerin de etrafa para saçarcasına transfer yaptığını bütün bir yaz boyunca gazetelerden, televizyonlardan takip ettik.

20 Ağustos 2026 Perşembe 18:57 makaleler

Süper Lig yeni sezonu başladı. Lige yeni yükselen takımların yanında dört büyüklerin de etrafa para saçarcasına transfer yaptığını bütün bir yaz boyunca gazetelerden, televizyonlardan takip ettik.

Galatasaray Şampiyonlar Ligi'nde iyi bir noktaya çıkmak istiyor. Ona göre güçlü transferler yapıyor. Fenerbahçe, yılların getirdiği şampiyonluk hasretini gidermek istiyor. Beşiktaş, bir süredir üzerine çöken durgunluktan çıkmak; Trabzonspor da dünyaya adını duyurmak istiyor. Lige yeni çıkan ya da ligde iddialı olmak isteyen kulüpler de sponsorlar aracılığıyla çokça transfer yaptı.

Her taraftarın, her futbolseverin ligde görmek istediği şey iyi futbol ve sahada samimi mücadele eden oyuncular. Oysa bizim ligimiz hep hakemlerle, siyasetle iç içe geçmiş ilişkilerle, şikeyle, bahis siteleriyle; kısacası yeşil sahanın dışındaki olaylarla konuşulur. Bu yıl bunun tersine döndüğü bir yıl olur dileklerimiz tutmayacak gibi görünüyor ama yine de dileyelim.

Osimhen'in transferinden sonra herkes “Bu paralar nereden geliyor?” sorusunu sormuştu. Kamuyu Aydınlatma Platformu'na göre Galatasaray, dört büyükler içinde geçen yılı kârla kapatan tek şirket. (Takım demem daha uygun olmazdı. O yüzden şirket demeyi tercih ettim.)

Şirketlerin açıkladığı sonuçlar şöyle:

Fenerbahçe: 4 milyar 180 milyon lira zarar
Trabzonspor: 1 milyar 980 milyon lira zarar
Beşiktaş: 1 milyar 330 milyon lira zarar
Galatasaray: 871 milyon lira kâr

Galatasaray'a rakip takım taraftarları tarafından çok sayıda iddia ortaya atılmıştı. Bunlar içindeki en sert iddia da Galatasaray'ın borsada usulsüzlük yaptığı ve bu sayede kasasına 90 milyon TL para koyduğu, SermayePiyasası Kurulu'nun da buna göz yumduğu yönündeydi.

Bir diğer konu ise Galatasaray'ın devletten vergi indirimleri aldığı iddiasıydı. Yakın zamanda olmasa da bunu dönemin başkanı Dursun Özbek'in Mali Kongre'de kendisinin açıkladığı yönünde haberler yayımlanmıştı. Yasa dışı bahis sitelerinden sponsorluk alımı meselesini de buna ekleyerek devam edelim.

Sorun Galatasaray değil. Artık bütün kulüplerde aşırı borçlanma görülüyor. Transferlerin çoğu sponsorlar aracılığıyla yapılıyor. En son Trabzonspor'un Muhammed Salah transferinde devlet desteği iddiaları konuşulmuş, Trabzonspor Başkanı da bunu sert bir şekilde reddetmiş ve açıklamalar yapmıştı. Trabzonspor taraftarları da “Fazla fazla forma alıyoruz, kuyruklar oluşuyor, maçlarda bütün biletler satılıyor” gibi sözlerle kulübe para akışı olduğunu açıklamaya çalıştılar. Oysa tribün ve forma gelirlerinin kulüp borçlarının faizini ödemeye yetmediğini, basit mali bilgiye sahip herkes görebiliyor. Konuyu ayrıntılı incelemek isteyenler Aktifbank'ın EkoLig raporlarına bakabilirler.

Günümüzde bir transfer yapıldığında bunu saha dışındaki ilişkilerle bütünleştirmek gerekiyor. Forma satışı oluyor, evet; bu bir gelir. Ama onun daha fazlasını sponsorlar takıma veriyor. Sponsorlar neden bu kadar parayı saçabiliyorlar peki? Sadece reklam için mi?

Reklam giderleri kuşkusuz bir şirketin bütçe kalemlerinden biridir. Sponsorlukta ise özellikle en geniş kesimlere hitap eden bir reklam imkânı oluşuyor. Şirketin bilinirliği, güvenilirliği ve akılda kalıcılığı artıyor. Televizyonda on beş saniyelik bir reklamdansa herkesin merakla izlediği bir takımın formasında 90 dakika görünen bir reklam şirketler için daha cezbedici olabiliyor. Sadece göğüs değil, formanın herhangi bir yerine, şorta, çoraba da reklam alınabiliyor. Stat isimleri şirket adı olabiliyor, kulübün isminin önüne yine şirket ismi girebiliyor.

Bütün bunlara karşın reklam ve sponsorluk aynı şey değil. Her şeyden önce vergilendirilmeleri farklı. Vergi uygulamaları açısından; ticari kazancın elde edilmesi ile doğrudan ilişkisi olmayan veya ilişkisi ölçülemeyen, sosyal amacı öne çıkan harcamalar sponsorluk harcaması; işletmelere doğrudan ticari fayda sağlayan ve kurumun tanıtımını amaçlayan harcamalar ise reklam harcaması olarak kabul ediliyor. (Alıntı: Recep Çetin / Yeminli Mali Müşavir / Ekonomim)

Süper Lig profesyonel kabul edildiğinden sponsorluk giderlerinin yüzde 50'si vergiden indirilebiliyor. Amatör branşlarda ise bu oran yüzde 100. Yüzde 50'lik indirim için de kurum kazancı gerekiyor. Reklamda ise tamamını gider olarak gösterebiliyorsunuz. Bu durumda reklam, sponsorluğa göre daha avantajlı. Kaldı ki yasalar forma üzerindeki yazıları sponsor değil, reklam olarak kabul ediyor.

Bunun bilinmesine rağmen sponsorluk neden bu kadar ilgi çekiyor? Transferlerdeki sponsorluk bir kara para aklama aracı olarak mı kullanılıyor?

Bu soruları sorunca her transferdeki sponsorluğun kara parayla alakalı olduğu sonucuna ulaşmak da hata olur. Düzgün işleyen sponsorluk anlaşmaları da var. Örneğin yakın zamanda ISONEM ile Göztepe arasında yapılan stat isim sponsorluğu anlaşması ve Altınordu'nun Petrol Ofisi ile olan anlaşması.

Kara para aklama konusunda Türkiye'de yasal bir sonuca ulaşmış bir futbol davası yok. Sadece dedikodular üzerinden bir şeyler konuşuluyor. Portekiz'de 2019'da yaşanan bir olayda ortaya çıkanlar, bunun Türkiye'de de olabileceğini düşündürtüyor.

Portekiz futbolunun önemli kulüplerinden biri olan Porto'da, Real Madrid'e yapılan 50 milyon avroluk oyuncu satışında menajerlere yapılan 9 milyon avroluk bir ödemenin mali suistimal ağı içinde yer aldığı yönündeki soruşturma ve iddiaların gündeme geldiği, bunun ardından da hakemleri de kapsayan “Altın Düdük” skandalının yeniden tartışıldığı basına yansımıştı.

Hatırlanacağı gibi Salah ile önce Beşiktaş ilgilenmiş ve transferin, menajerlerin taleplerini birden yükseltmeleri üzerine yapılamadığı haberlere yansımıştı. Trabzonspor'un menajerler konusunda ne yaşadığını bilmiyoruz. Bunun kara para aklamayla ilgili olduğunu da savunmuyoruz. Sadece konuşulan bir olay olması nedeniyle örnek veriyoruz.

Futbolda kara para aklamanın en bilinen yollarından biri, mali durumu kötü olan bir takımı satın almak ve oraya menajerler aracılığıyla pahalı transferler yapmaktır. Pahalı transferlerdeki rakamlar şişirilmişse kara para da yasal statüde kullanılır hale gelebilir. Peşinden, kara paranın sahiplerinin gerçekte olmayan şirketleriyle sahte sponsorluk anlaşmaları yapılır. Böylece kulübe yüksek tutarda para girişi sağlanır. Aynı zamanda transferlerden dolayı seyircinin coştuğu, kombinelerin kapandığı, bütün bir yılın biletlerinin satıldığı söylenir. Yıl içinde maça gitmek isteyenlere ederinden daha fazlaya biletler satılır. Bu da gelir kalemine işlenerek yasal para haline getirilebilir. Bu olayların ardından da malumunuz olduğu üzere yasa dışı bahis ve şike konuları gündeme gelir.

Futbolumuzda dönen kara parayı bizim bulmamız imkânsız. Bunu devletin kurumları yapmak zorunda. Biz sadece konuşulan rakamların ve dedikoduların üzerinden bir şeyleri anlamaya çalışıyoruz. Dedikoduların; yasa dışı bahis, Türkiye'ye çöreklenmiş mafya patronlarıyla kulüp başkanlarının dostlukları ve siyasilerin kulüplerle organik bağları konusunda odaklandığını da eklemeden geçmemek gerekiyor.

Simon Kuper'in ünlü sözünden yola çıkarak “Transfer asla sadece transfer değildir” diyelim.