CHP'NİN SAHİBİ KİM?
CHP'de büyük bir bölünme yaşandı. Partiden ayrılan arkadaşları, ayrılış gerekçelerine göre analiz ettik.
CHP’de büyük bir bölünme yaşandı. Partiden ayrılan arkadaşları, ayrılış
gerekçelerine göre analiz ettik.
1.
Hakkında yolsuzluk dosyaları olduğu için
gidenler.
2.
Gelecekte koltuk endişesi taşıdığı için
gidenler.
3.
Bulunduğu konumu korumak amacıyla gidenler.
4.
CHP yöneticilerine hakaret ederek gidenler.
5.
CHP’nin demirbaşlarını talan ederek ya da
çalarak gidenler.
6.
CHP’nin iktidar olamayacağını, ancak sağ liberal
bir partiyle bunu başarabileceğini düşünerek gidenler.
7.
CHP gönüllüsü olup, mahkeme sürecinden ve
mahkeme kararıyla göreve gelen yönetimden rahatsız olduğu için gidenler.
Bu son maddede bahsettiğim kişilerden, “Baba ocağından üzülerek
gidiyoruz. Ama mutlaka geri geleceğiz.” diyenlerin açıklamalarını samimi
buluyorum. Elbette onlar bizim kardeşlerimizdir. Onlar bizim yoldaşlarımızdır.
Mutlaka aynı çatı altında yeniden buluşacağız.
Hepimiz çok üzüldük. Bu süreç hepimiz için adeta bir ayrılık çeşmesine
dönüştü.
Olan oldu. Önüne geçemedik. Süreci doğru analiz edemedik. Fakat üzülerek
ayrılan arkadaşlara söyleyeceklerim var.
Sizler, mahkeme kararıyla göreve gelen mevcut yönetime kızarak keşke
gitmeseydiniz.
CHP kimsenin tapulu malı değildir. CHP’nin sahibi diye bir kavram yoktur.
CHP, kuruluş felsefesini Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının
oluşturduğu bir partidir.
Mustafa Kemal Atatürk hiçbir zaman “CHP’nin sahibiyim.” dememiştir. Ancak
partinin ideolojisini sahiplenmiş ve onu bizlere emanet etmiştir.
İsmet İnönü’den, Bülent Ecevit’ten, Murat Karayalçın’dan, Hikmet
Çetin’den, Altan Öymen’den, Deniz Baykal’dan, Kemal Kılıçdaroğlu’ndan ve hatta
Özgür Özel’den bile “CHP benimdir. İstediğimi yaparım.” sözünü duymadık.
CHP, milyonlarca seçmenin ve milyonlarla ifade edilen üyenin partisidir.
Kimimizin babasının, kimimizin dedesinin; ama hepimizin atasının üyesi olduğu
partidir.
Hiç kimse CHP’nin üzerine çökemez. Hiç kimse ebediyen kalamaz. CHP’yi
kimin yöneteceğine üyeler ve onları temsil eden delegeler karar verir.
Bu yüzden, “Şunun yüzünden, bunun yüzünden ayrıldım. Ahmet’e kızdım,
Mehmet’e kızdım.” diyerek partiden ayrılmak talihsizliktir. Bizi yaralayan da
işte bu söylemlerdir.
Yukarıda saydığım nedenlerin sonuncusu hariç, diğerlerinin hepsi “İyi ki
gitmişler.” dedirtir. Ama son neden hepimizi üzmüştür.
Umarım kısa süre içinde baba ocağında yeniden bir araya geliriz.










