CHP DÜŞMANLIĞININ TARİHİ (7) CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ DÖNEMİ
Partiler, ilçe başkanlarını seçerken mahallelerde aldıkları oy oranlarına göre delege sayılarını belirlerler. Yani partinin mahallede aldığı oy oranına göre belirlenen delegeler, ilçe başkanlığı seçiminde söz sahibi olur.
Referandumun ardından Recep Tayyip Erdoğan tekrar AKP Genel Başkanlığına seçildi. Askerî mahkemeler kapatıldı. HSYK kaldırılarak yerine atama ile HSK kuruldu ve yargıya atama müdahalesi yapılmış oldu. Seçim ittifakı kurulabilmesini sağlayan yasa çıkarıldı. Kararın arkasından AKP ve MHP Cumhur İttifakı’nı kurdular. CHP ise MHP’den ihraç edilenlerin kurduğu İYİ Parti ile Millet İttifakı’nı kurdu.
MHP’nin talebi ve AKP’nin onayı ile Haziran 2018 için erken
seçim kararı alındı. Cumhur İttifakı’nın adayı Recep Tayyip Erdoğan, güçlü
lider profili ve “Güçlü Meclis, Güçlü Hükümet, Güçlü Türkiye”, “Birlik,
Bereket, Bolluk için Vakit Türkiye Vakti”, “Yaparsa Yine AK Parti Yapar”
sloganlarıyla seçime girdi. Son olarak “Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek
Devlet” sloganı ile büyük bir kampanya yaptı. AKP oylarına MHP oylarını da
katan Cumhur İttifakı’nın adayı Recep Tayyip Erdoğan, %52,59 ile yeni sistemin
ilk Cumhurbaşkanı olarak seçildi.
Bu seçim CHP için hüsrandı. CHP adayı Muharrem İnce ile
beraber HDP adayı Selahattin Demirtaş, İYİ Parti adayı Meral Akşener, SP adayı
Temel Karamollaoğlu ve VP adayı Doğu Perinçek’in oylarının toplamı bile
yetmiyordu. Seçim gecesi Muharrem İnce’nin “Adam kazandı” mesajı daha çok
gündem oldu. Bu talihsiz mesaj CHP için onur kırıcıydı. CHP kendisine
güldürmeyi de başarmıştı.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ilk kabinesini kurdu ve
göreve başladı. Tek adam, tek iktidar, tek yönetim dönemi başlamıştı. Bütün
hamleler tek bir sözle yapılıyor ve tek bir sözle kanun hükmünde kararnameler
çıkarılıyordu. Meclisin etkinliği yok denecek kadar azalmıştı. Siyaset
dünyasının oyalama taktiğinden başka bir şey değildi. Sözde tartışmalar yine
yaşanıyor ve çıkarılması gereken kanunlar görev gereği çıkarılıyordu. Mecliste
muhalefet yapma imkânı kalmamıştı. AKP kadroları bile heyecanlarını kaybetmeye
başlamışlardı.
2019 seçimlerinde CHP, sağ seçmene hitap eden adaylarla
seçime girerek büyükşehirlerde büyük bir başarı sağladı. Fakat ittifaklar arası
seçim açısından Cumhur İttifakı yine %50’nin üzerinde oy aldı. Kısaca Millet
İttifakı’nın ana ortağı CHP, sağ seçmenden aldığı %8-10 oy oranına rağmen
ittifak olarak %40 barajının altında kalmıştı. Gözüken başarı aynı şeyi
söylemiyordu. Seçmen belli, oy oranı belli, düşünce belli, zihniyet belliydi.
2019 yerel seçimleri sonrası İstanbul Belediye Başkanı ANAP
kökenli Ekrem İmamoğlu ve MHP kökenli Mansur Yavaş siyasetin gündemine
oturdular. Kamuoyunda ülke genelinde konuşulmaya, tartışılmaya ve sevilmeye
başladılar. İktidarın hedefinde de onlar vardı. Karşılıklı atışmalar belediye
başkanları üzerinden yapılıyordu. Ekrem İmamoğlu siyasetin tam merkezine
oturarak belediye başkanlığının vermiş olduğu imkânlarla iktidara karşı
muhalefet yürütüyordu. Halkın gözünde geleceğin Cumhurbaşkanı imajı oturmaya başlamıştı.
2023 Genel Seçimleri öncesinde CHP, İYİ Parti, Saadet
Partisi, Demokrat Parti, DEVA ve Gelecek Partisi bir araya gelerek Altılı
Masa’yı oluşturdu. Altılı Masa toplantıları düzenli olarak yapılmaya başladı ve
siyaset gündemini meşgul etti. “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat
Metni” hepsi birlikte imzalandı. Altılı Masa’nın adayı kim olacaktı? Ekrem
İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ta adaylık umudu vardı.
Altılı Masa, uzun süren tartışmalar sonucunda beş ortağının
kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığını onayladı. İYİ Parti lideri Meral
Akşener, masaya kazanacak aday olarak Ekrem İmamoğlu ismini getirmişti. Bu
karara karşı çıkarak masadan kalktı. Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş, her ne
kadar adaylık isteseler de gelişen süreç nedeniyle kararın arkasında durdular.
Meral Akşener ile müzakere sürecinde yer alarak ikisinin de Cumhurbaşkanı
Yardımcısı olması koşuluyla Meral Akşener ikna edildi.
2023 seçimlerine girildiğinde Altılı Masa’nın temsil ettiği
Kemal Kılıçdaroğlu %44,88’de kaldı. Cumhur İttifakı’nın adayı Recep Tayyip
Erdoğan %49,52 ile barajı geçemedi. Bloklaşmış ikinci tur sonucunda Recep
Tayyip Erdoğan %52,18 ile yeniden Cumhurbaşkanı seçildi. Kemal Kılıçdaroğlu ise
kendisi için başarı sayılabilecek olan %47,82 oranında oy aldı. CHP
karşısındaki bloklaşmaya rağmen bu oy oranı gerçekten başarıdır.
Fakat algı farklı yönde gelişti. Seçimin tek mağlubu, 13
yıldır bütün seçimlerden iktidar olamadan çıkan Kemal Kılıçdaroğlu olarak ilan
edildi. CHP içinde ve dışında bu algı yayıldı. Basın destek verdi. Oysa ki bu
seçimleri CHP Başkanı kadar kadroları, üyeleri ve seçmenleri de kaybediyordu.
CHP, kurucu iradesi nedeniyle ve kuruluşundan önceki zihniyetin hortlaması
sonucu kaybediyordu.
Ekrem İmamoğlu ve bazı CHP kurmayları bir Zoom toplantısı
yaptılar. CHP’nin artık Kemal Kılıçdaroğlu ve kadrolarından kurtulması
yönündeydi. Oysa ki kadrolar zaten kendileriydi ve kendilerini değişimci olarak
adlandırdılar. Kongreler sürecinde değişim listeleri hazırlandı. Üyeler ve
delegeler ikna edildi. İstanbul kongre sürecinde Ekrem İmamoğlu bütün
ağırlığını koydu. Adayı Özgür Çelik’in posterleri ile bütün İstanbul süslendi.
Delegeye baskılar yapıldı. Sonuç olarak güç kazandı. Değişimciler İstanbul’da 194
kurultay delegesi kazanmıştı.
Kurultay’da Ekrem İmamoğlu divan başkanlığına seçildi ve
algı değişimcilerin eline geçti. Buna rağmen başa baş bir genel başkanlık
yarışında Özgür Özel, İstanbul oyları elinde olmasına rağmen az bir farkla
kazandı. İkinci turda yaşanan kargaşa ve çekilmelerden sonra Özgür Özel farkı
açarak CHP’nin yeni Genel Başkanı seçildi.
Bu yeni dönemin başlangıcı neler getirecekti?










