CHP DÜŞMANLIĞININ TARİHİ (6) AKP İKTİDARI İLE PARLAMENTER SİSTEM SÜRECİ
Muhittin Erden
erden.m@gmail.com

CHP DÜŞMANLIĞININ TARİHİ (6) AKP İKTİDARI İLE PARLAMENTER SİSTEM SÜRECİ

2002 seçimleri, Türkiye siyaset tarihinin değiştiği bir seçim olarak kabul edilir. Milli Görüş'ün temsilcilerinin başında Erdoğan ile arkadaşlarının bulunduğu; merkez sağın temsilcileri, bazı akademisyenler ve teknokratlar tarafından AKP kuruldu.

01 Ekim 2026 Perşembe 20:43 makaleler

2002 seçimleri, Türkiye siyaset tarihinin değiştiği bir seçim olarak kabul edilir. Milli Görüş’ün temsilcilerinin başında Recep Tayyip Erdoğan ile arkadaşlarının bulunduğu; merkez sağın temsilcileri, bazı akademisyenler ve teknokratlar tarafından AKP (Adalet ve Kalkınma Partisi) kuruldu. Yeni ve genç siyasetçilerin ağırlık kazandığı bu grup, seçimlere iktidar sloganıyla girdi.

Seçimlerden AKP, %34,28 oy oranı ve 363 milletvekili alarak büyük bir zaferle çıktı. İktidarın yeni sahibi, koalisyonsuz AKP oldu. Ardından yeniden toparlanmaya çalışan CHP, %19,39 oy alarak 178 milletvekiliyle muhalefet görevini üstlendi. Diğer tüm partiler adeta tarihe gömüldü.

AKP kurucularının içinde "Osmanlıcı" diye tabir ettiğimiz güçlü bir yapı vardı. Osmanlı’nın bulunduğu coğrafi konumun ve imparatorluk gücünün akıllarda yer etmiş mirasına özlem duyuluyordu. İslami coğrafyada tekrar etkili olma hayalleri vardı. Türkiye’nin belirli bir coğrafyada sıkışıp kalmasından dolayı her zaman CHP suçlanıyordu. CHP, dini değerlerden ve geleneklerden uzaklaşmanın en büyük nedeni olarak görülüyordu. Tekrar o güçlü dönemlere dönmek en büyük hayalleriydi.

AKP hükümeti özelleştirmelere hız verdi. CHP’nin tek parti döneminde yaptığı yatırımların hemen hemen tamamı özelleştirildi. CHP; halkın değerlerine uzak, seçkinlerin yer aldığı bir parti olarak değerlendirildi. Muhafazakâr seçmen birlik olmaya çağrıldı. CHP gelirse bazı dini kazanımların kaybedileceği vurgusu yapıldı. CHP’nin Kürtçü siyasi uzantılarla ilişkide olduğu algısı oluşturuldu. "CHP’nin iktidara gelmesi, terörle mücadelenin zayıflaması demektir." şeklinde söylemler geliştirildi.

2007 seçimlerinde milletvekili sayısı artırıldı. AKP, yürüttüğü algı politikasının sonucunu aldı ve seçimlerden %46,58 oy oranıyla çıktı. CHP %20,88, MHP %14,27, DTP destekli bağımsızlar ise %5,24 oy aldılar. AKP iktidarı devam ediyordu.

Bu dönemde AK Parti, CHP’yi halkın iradesinin (sandığın) önünü kesmek için "ordu, yargı ve bürokratik vesayet ile iş birliği yapmakla" suçladı. CHP; reformlara kapalı, düzeni korumaya çalışan ve darbe söylemlerine sessiz kalan bir parti olarak kamuoyuna sunuldu. Bu algı, seçmen nezdinde büyük ölçüde kabul gördü. CHP’nin Ergenekon ve Balyoz davaları sürecinde bazı sanıklara sahip çıkması, aynı seçmen kitlesi tarafından tepkiyle karşılandı.

AK Parti, CHP'nin laiklik ilkesi gereği yaptığı hamleleri halka, "Bunlar dindarlara, başörtülülere, sizin inançlarınıza ve değerlerinize karşı düşmanlık yapıyorlar" şeklinde servis etti. Seçmen kitlesinin muhafazakâr, dindar ve liberal kesiminin gözünde CHP; aciz, bir şey üretmeyen, ülkenin geleceğini düşünmeyen bir toplulukmuş imajı yaratıldı.

Deniz Baykal'ın gizli kamera görüntüleri Mayıs 2010 başında internete sızdırıldı. Bu olayın ardından Deniz Baykal, 10 Mayıs 2010 tarihinde CHP Genel Başkanlığı görevinden istifa etti. Yerine 22 Mayıs 2010'da Kemal Kılıçdaroğlu seçildi. Deniz Baykal’ın siyaset sahnesinden çekilmesiyle yıpratma sırası Kemal Kılıçdaroğlu’na gelmişti.

2010 referandumu ile 26 maddelik bir reform paketi oylamaya sunuldu. En önemli maddelerden biri, 1980 darbesini yapanların mutlak dokunulmazlık maddesinin kaldırılmasıydı. Diğer maddeler ağırlıklı olarak yargının yeniden düzenlenmesi üzerineydi. "Hayır" kampanyası başlatan CHP büyük tepki gördü. AKP, referandum meydanlarında CHP'yi "12 Eylül darbecilerini savunan taraf" olarak konumlandırdı. Oysaki paket 26 maddeden oluşuyordu ve her biri ayrı ayrı değerlendirilmeliydi; fakat CHP’nin yıpratılması amaç edinilmişti.

CHP, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile 2011 yılında ilk kez seçime girdi. Seçim sonucundan yine %49,83 oy ve 327 milletvekili ile AKP iktidarı çıktı. CHP %25,98 ile 135 milletvekili çıkarabilmişti. AKP’nin "Kanal İstanbul" ve "Hedef 2023" kampanyalarına karşı CHP’nin "Aile Sigortası" kampanyası cılız kalmıştı.

Seçim sonrasında CHP, MHP ve BDP milletvekilleri; tutuklu milletvekillerinin tahliye edilmemesi durumunu protesto etmek için Meclis'te yemin etmeme kararı aldı. Uzlaşma neticesinde önce MHP, ardından CHP milletvekilleri Meclise gelip yemin ettiler. BDP ise ekim ayına kadar eylemini sürdürüp sonrasında gelerek yemin etti.

Bu arada devlet ile PKK arasında Oslo’da yapılan müzakereler basına sızdı. 2012 yılında MİT Müsteşarının ifadeye çağrılması iktidar içinde tartışmalara yol açtı. Arkasından Gezi Parkı eylemleri ülke genelinde bir protestoya dönüştü. Ardından yaşanan 17-25 Aralık krizi, AKP hükümetinin içinde hesaplaşmalara ve kırılmalara sebep oldu.

CHP bu dönemde, "Yeni CHP" vurgusuyla tüzük kurultayı yaptı. Kadın kotasının %33 ve gençlik kotasının %10 olması gibi yenilikçi kararlar alındı. Parti Meclisinin yapısında liberal solculara, merkez sağa ve akademisyenlere yer açıldı. Deniz Baykal döneminin katı "laiklik ve devlet koruyuculuğu" eksenli muhalefetinden sıyrılmaya çalışılarak; daha çok hak, hukuk, adalet, sosyal yardımlar ve özgürlükler üzerinden siyaset yapan, sokaktaki toplumsal dinamiklerle bağ kurmaya çalışan bir ana muhalefet partisi portresi çizildi. Milletvekilleri kendilerini sokakta biber gazının içinde buldular.

Bu dönem, AKP’nin yıpranmasını ve CHP’nin toparlanmasını sağlayan bir süreçti. 2014’te Cumhurbaşkanı ilk kez halk tarafından seçilecekti. İktidarın adayı Recep Tayyip Erdoğan’dı. Toplumsal bölünmenin ardındaki güç bir kez daha ortaya çıktı. Daha önce adı kamuoyunda duyulmayan Ekmeleddin İhsanoğlu, MHP ve CHP tarafından çatı aday olarak gösterildi. Yapacak bir şey yoktu; sanki birtakım güçler kaybetmelerini emretmişti. Cumhurbaşkanlığı seçimini %51,44 oy oranıyla Recep Tayyip Erdoğan kazanarak halk tarafından seçilen ilk Cumhurbaşkanı oldu. AKP Genel Başkanlığına Ahmet Davutoğlu seçilerek Başbakan oldu. Bu süreç, toparlanıyor denilen CHP için Ekmeleddin İhsanoğlu hamlesiyle hüsrana dönüştü.

2015 yılının Haziran ayında yapılan genel seçimlerde AKP, %40,87 oy alarak 276 milletvekilliği olan tek başına iktidar çoğunluğunu kaybetti. CHP ve MHP ile yapılan koalisyon görüşmeleri tıkanınca bu sefer Kasım 2015’te tekrar seçime gidildi. Seçmen, koalisyon krizinin faturasını bu kez MHP’ye kesti ve MHP büyük oranda oy kaybı yaşadı. AKP, Kasım seçimlerinden %49,5 oy oranı ve 317 milletvekili çıkararak yeniden tek başına iktidar oldu.

Kemal Kılıçdaroğlu, seçim öncesi tahminini "%60’lık muhalefet bloku" olarak tanımlamıştı; fakat yine yanılmıştı. Bu ülkede %60’lık bir sağ blok vardı. Bunun aşılması için yeni bir bilinç ve kuşaklar arası geçiş gerekiyordu. Bugünün ortamında kemikleşen bu yapıyı değiştirmek imkânsızdı. Bu %60’lık blok, koalisyon dâhil CHP iktidarını istemiyordu. Basında yer almasa bile halkın içindeki fısıltı CHP düşmanlığını dillendiriyordu. Üstelik bu söylemleri sağ-sol fark etmeksizin tüm diğer partilerin seçmeninden duyuyorduk.

Bu dönemden sonra ülke tarihi açısından önemli kırılmalar ve gelişmeler yaşandı. Mayıs 2016’da Başbakan Ahmet Davutoğlu istifa etti. Yerine Binali Yıldırım Başbakan oldu. 15 Temmuz darbe girişimi bastırıldı. FETÖ ile bağlantılı kişiler tutuklandı, mal varlıklarına el konuldu. Halkın gözünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gücü daha da arttı. Orduda bazı kademeler zayıflatıldı. En önemli süreç ise MHP’nin iktidar tarafına geçmesi oldu. Bu süreçten güçlenerek çıkan Recep Tayyip Erdoğan, 2017 anayasa referandumu için düğmeye bastı.

16 Nisan 2017 tarihinde yapılan Anayasa Değişikliği Referandumu; Türkiye’nin 95 yıllık parlamenter yönetim geleneğini sonlandırarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişi sağlayan, yakın tarihin en büyük rejim ve sistem dönüşümü olmuştur. Başbakanlık makamı tamamen kaldırılmıştır.

Yeni dönem siyasete neler getirecekti?


Diğer köşe yazıları

CHP DÜŞMANLIĞININ TARİHİ (6) AKP İKTİDARI İLE PARLAMENTER SİSTEM SÜRECİ

2002 seçimleri, Türkiye siyaset tarihinin değiştiği bir seçim olarak kabul edilir. Milli Görüş'ün temsilcilerinin başında Erdoğan ile arkadaşlarının bulunduğu; merkez sağın temsilcileri, bazı akademisyenler ve teknokratlar tarafından AKP kuruldu.

01 Ekim 2026 Perşembe 20:43 makaleler

CHP DÜŞMANLIĞININ TARİHİ (5) 1980 DARBESİ SONRASI

1980 sonrası demokratikleşme sürecinde CHP kadrolarının bir kısmı Halkçı Parti bünyesinde örgütlendiler. Diğerleri Erdal İnönü başkanlığında Sosyal Demokrasi Partisi içerisinde çalıştılar. Siyasi Partiler Yasası'nda baraj sistemi konulmuştu.

28 Eylül 2026 Pazartesi 22:38 makaleler

SİYASETÇİNİN İRADESİ HALKIN İRADESİDİR

Yerel seçimlerden bu yana olağanüstü bir kırılma yaşıyoruz. Bu hızla devam edersek muhalefet partilerinden seçilen siyasetçi kalmayacak gibi görünüyor. Sevgili Bülent Pınarbaşı'nın "Seçmen İradesi Nerede?” başlıklı yazısını dikkatle okuyun.

25 Eylül 2026 Cuma 20:06 makaleler

CHP DÜŞMANLIĞININ TARİHİ (4) 1960 DARBESİNDEN 1980 DARBESİNE GİDEN SÜREÇ

"Özgürlükler Anayasası” olarak anılan anayasanın kabulü ile 1961 seçimleri yapıldı. Bu seçimden hiçbir parti iktidar onayı alamadı. CHP darbenin sebebi olarak suçlanıyordu. CHP'nin karşısında hâlâ büyük bir karşıt güç vardı.

24 Eylül 2026 Perşembe 19:56 makaleler

CHP DÜŞMANLIĞININ TARİHİ (3) DEMOKRAT PARTİ DÖNEMİ

1938'de Atamızın ölümünün acısını yaşayan halk, daha sonra 2. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla yokluk ve yoksulluk belasıyla mücadeleye girdi. Zor yıllar 1945'te bitmişti ama yeniden toparlanma sürüyordu.

21 Eylül 2026 Pazartesi 17:35 makaleler