SİYASET BİR MESLEK Mİ?
Bazı kişiler hayatlarının çok uzun bir dönemini siyasi partilerde çalışarak geçirirler ve geçimlerini bu yolla sağlarlar. Milletvekilleri, belediye başkanları ve bakanlar görev süreleri boyunca devletten maaş alırlar ve emeklilik haklarına sahip olurlar.
Bazı kişiler
hayatlarının çok uzun bir dönemini siyasi partilerde çalışarak geçirirler ve
geçimlerini bu yolla sağlarlar. Milletvekilleri, belediye başkanları ve
bakanlar görev süreleri boyunca devletten maaş alırlar ve emeklilik haklarına
sahip olurlar.
Siyaseti cazip
kılan duygu, siyasetten geçinme duygusudur. Bu nedenle yukarıda saydığımız
makamlara erişene kadar siyaset yoluyla iş edinme, ihale alma, bankamatik
maaşına bağlanarak siyasi parti yöneticiliği yapma gibi siyasetten geçinmenin
türlü türlü yollarını bulanlar vardır.
Siyasette
diploma şartı yoktur. Seçimle gelir, seçimle gidersiniz. Bir mesleki yeterlilik
sorumluluğu yoktur. Siyasete girmenin önünde de genel bir mesleki yeterlilik
şartı bulunmamaktadır.
Siyasetin
içerisinde kendinizi kabul ettirdiğinizde statü ve karar alma gücüne
erişirsiniz. Siyasette devamlılık; uzun süreli yüksek maaş, emeklilik ve özlük
hakları getirir.
Bu cazibe
merkezini kimse bırakmak istemez. Siyasi parti liderlerinin ve yöneticilerinin
makamlarını çok uzun süre koruması, tabanda siyasetin kalıcı bir iş gibi
algılanmasına yol açar.
Koltuğunu
kaybetmek istemeyen siyasetçiler, halkın çıkarları yerine kendi makamlarını
korumaya odaklanır. Bu durum, tepeden başlayarak aşağıya doğru bir zincir
şeklinde devam eder. Zincirin bütün halkaları birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Bu bağlılık, makam, koltuk ve çıkar sevdasından kaynaklanır.
Sağlıkçı,
eğitimci, hukukçu, teknik uzman ya da ekonomist olabilirsiniz. Siyaset bilimci
de olabilirsiniz. Mesleğinizde ne kadar başarılı olursanız olun, yönetici
olabilmek için belirli aşamalardan geçmek zorundasınız.
Siyaset, klasik
anlamda bir meslek değil; toplumsal bir faaliyet, hizmet ve yönetim işidir.
Siyaset
içerisinde de belirli aşamalardan geçmek, belirli yerlerde durmak gerekir. Aynı
koltukta uzun süre kalırsanız hizmet ruhunu kaybedersiniz. Hırslarınıza yenik
düşersiniz.
Birçok
siyasetçi, hırsları gereği sahip oldukları makamı bırakmak istemez. “Ben
gidersem kimse yapamaz” düşüncesi hâkim olur. Birçok siyasetçi de nemalandığı
koltuğu bırakmak istemez. Sürekli aksın isterler. Maaş, huzur hakkı, makam
arabası, özel hizmetliler, tahsis edilen bir lojman ve benzeri imkânlar...
Aslında
siyaseti bir kamu hizmeti ya da vatan hizmeti olarak adlandırmak gerekir.
Demokrasinin tanımında halkın kendi kendini yönetmesi olduğunu söylüyoruz. İşte
o halkın temsilcileri siyasetçilerdir. Madem ki halkı temsil ediyorlar, çıkar
söz konusu olmamalıdır. Çıkar söz konusu olmadığında, kendi hayatlarını devam
ettirebilmek için bir işe ya da mesleğe sahip olmaları gerekir.
Elbette hizmet
nedeniyle kendi kazançlarından uzak kaldıklarında bunun karşılanması gerekir.
Fakat bu sürekli olmamalıdır. Hizmet ruhundan bahsediyorsak, o ruhu sonuna
kadar götürmenin yolu, bu yolun sonunun görünüyor olmasıyla mümkündür.
Örneklersek,
milletvekili seçildiğiniz günün heyecanını ne kadar süre taşırsınız? O süre
bittiğinde, hırsları tükenmiş, maaş alan bir memura dönüşürsünüz.
Oysa memurdan
sadece görevini yapması istenir. Milletvekilinden daha fazlası istenir. Ülke
koşullarını yukarıya taşıyacak öneriler, kanun teklifleri beklenir. Meclis
sıralarında uyumaya başlayan milletvekillerine dönüştüğünüzde, aldığınız o
yüksek maaşlar göze batmaya başlar.
Bunun çözüm
yolu Siyasi Partiler Kanunu ve parti tüzükleri ile düzenlenebilir. Dünyada
birçok ülkede dönem kısıtlamaları vardır. Elbette ömür boyu siyasetin içinde
olabilirsiniz. Bu, gönüllülük esasına dayanan bir tutkudur. Fakat hizmet aşkı
dediğimiz tutkuyu kaybetmemek için aşağıdan yukarıya doğru bir hiyerarşik süreç
izlenmelidir.
Bu süreci
mahalle çalışması, ilçe çalışması, il çalışması ve ülke genelinde çalışma
olarak sınıflandırabiliriz. Her birinde ortalama 5-10 yıl çalıştığınızda
ömrünüzü siyasetle tamamlamış olursunuz. Fakat tek bir makama uzun süre
yapıştığınızda o tutkuyu kaybedersiniz.
Siyasal
Partiler Kanunu ve parti tüzüklerini analiz ederek çözüm yolları önermeye
çalışacağız. Olumlu örneklerini bulup paylaşacağız. Dünyada bu süreç nasıl
işliyor, bakacağız. Siyasetin görünen yüzüne değil, görünmeyen taraflarını
açığa çıkaracağız.
Seçmen sadece
yüzeysel olarak siyaseti izliyor. Nasıl yansıtılırsa onu algılıyor. Oysa perde
arkasında birçok eksik ve olumsuz taraf var. Bunları da paylaşacağız. Sadece
hedef bir parti değil, hepsini içine alan eleştirel bir yaklaşımla olması
gereken demokratik siyasetin analizini yapacağız.
Bu yazıyı
okuduktan sonra dikkat çeken siyasetçilerin özgeçmişlerine bakın. Neler
yapmışlar? Kendi mesleklerinde ne kadar başarılılar? Analiz edin. Siyasetçilere
karşı ön yargımız değişecek mi? Bakın.
Sağlıcakla...










