FRANSA'DAKİ YAĞMACILIK ÜZERİNE MESNETSİZ BİR YAZI
İsmail Küçük
ismail@gmail.com

FRANSA'DAKİ YAĞMACILIK ÜZERİNE MESNETSİZ BİR YAZI

Fransa'da öğrenci olayları olarak başlayan isyan sırasında özellikle lüks mallar satan mağazalara yönelik bir yağma olduğu öne çıkarıldı. Sorunun temeli yağmaysa Fransa'nın kleptokrasi ile yönetilmediğini ispatlamamız gerekiyor.

20 Ekim 2026 Salı 21:00 makaleler

21 Eylül'de okulların yeni eğitim öğretim dönemine başladığı zamanlarda Fransa'da, Paris'in yakınlarında Créteil beldesinde öğrenciler boş öğretmen kadrolarına karşı eylemlere başladılar. Talepleri çok basitti: Daha iyi bir eğitim, daha iyi bir okul, daha iyi bir gelecek.

Olay, Créteil'in bağlı olduğu Île-de-France bölgesine, oradan ülkenin birçok yerine, sonra da Avrupa'nın başka ülkelerine sıçradı.

İş, öğrenci protestosundan sınıfsal görünümlü bir kalkışmaya doğru yönünü çevirdi. Tam olarak sınıfsal bir kalkışma olmasa da sans-culotte hareketini tekrar hatırlattı.

Olayların bu kadar hızla yayılması yöneticileri şaşırttı. Fransa İçişleri Bakanı, "Kontrolü kaybettik" diyerek istifasını sundu. Kabul edilmedi.

İçişleri Bakanı Nunes'in tabiriyle kontrolün kaybedilmesinin göstergesi de lüks mağazalara yönelik yağma olaylarının olmasıydı.

Yağmacılık, hemen her isyanda gündeme gelen ve eylemleri karalamak için kullanılan bir araç hâline geldi. Bunun en temel nedeni de eylemlere sempati duyulmasının önüne geçilmeye çalışılması.

Eylemler yağmacılığın yolunu mu açıyor? Buna net bir yanıt vereyim: Hayır! İspatı da Kara Blok olarak bilinen grupların mağazalara, bankalara yönelik saldırılarında özellikle üniversite öğrencilerinin kordon oluşturarak buna engel olmaya çalışması. En bilinen örnek de ünlü Louvre Müzesi'nin önündeki savunma hattı.

Eylemler ilerleyen günlerde sendikaların ve 2018 yılında "benzin pahalılığı" protestolarında sınıfsız bir görüntüde olan Sarı Yelekliler'in desteğini aldı. Eğitime ayrılmayan bütçe ile başlayan isyan, yoksullaşma (nedense buna da hayat pahalılığı adını veriyoruz) ve kamu hizmetlerindeki gerileme konularını bayraklaştırdı.

İşte tam bu noktada yağmacılığı konuşmak gerekiyor. Yağmacılık nedir?

Fransa'da 2026 yılına ilişkin kesinleşmeyen rakamlara göre enflasyon %3,1'e yükseldi. Bunun ana sebebi olarak da %21,3'e ulaşan enerji enflasyonu öne çıkıyor. Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'nın üçte ikisini hizmet sektörü oluşturuyor. Bunlar da perakende, turizm ve finans olarak öne çıkıyor. Finansın bir diğer yanı da bütçe ve borç sorununun göbeğinde olması. Artan borçlanma maliyeti var. Bu, kamu harcamalarındaki kesintilerle ve vergi artışlarıyla dengelenmeye çalışılıyor. Dengeleniyor mu? Bu sorunun yanıtı da zenginliğin paylaşımındaki yükte gizli.

UBS Global Wealth Report (UBS Küresel Zenginlik Raporu), Fransa'da 2,4 milyon kişinin dolar milyoneri olduğunu belirtiyor. Bu zenginler de ülkenin zenginliğinin yarısını ellerinde tutuyor. Nüfusun en yoksul %50'sinin ise servetin yalnızca %2 ila %5'ine sahip olduğunu Fransız TÜİK'i INSEE ve Fransız Merkez Bankası Banque de France raporları yazıyor. Belirgin bir eşitsizlik yapısı demektir bu. Bu eşitsizliği önlemek için Fransız devleti zamanında Gayrimenkul Servet Vergisi (IFI) adında bir vergi çıkarmış. Zenginlerden daha fazla vergi alıp eşitsizliği dengelemeye çalışmış. Sonrasında ise zenginler bu vergiyi vermemek için paralarını İngiltere başta olmak üzere dünyanın değişik finans merkezlerine taşımaya başlamış. Zenginlerin miras yoluyla da zenginliklerini kendi içlerinde tutmaları, bu keskin paylaşımı daha dengesiz hâle getirmiş.

Zenginlerin en çok yatırım yaptığı alanı az önce GSYİH ve hizmet sektörüne değinirken belirttik: Finans, perakende ve turizm.

Finanstan kazanılan para da yurt dışına aktarılınca ortada vergi alınacak işçi maaşları kalıyor.

Dön dolaş aynı yere geliyoruz: Devlet borçlanıyor, borçlandıkça kamu harcamalarını kısıyor, bu borçlanmanın ana müsebbipleri kazandıkları parayı vergi vermemek için yurt dışına çıkarıyor, kamu harcamalarını sağlamak için de halka yükleniliyor.

Yağma konusuna dönersek... Evet, özellikle Kara Blok içindeki gruplar lüks mağazaları yağmaladı. Bu, eylemlere zarar veren bir nokta olarak göründü. Eylemciler de bu durumdan rahatsız olup yağmaya karşı barikatlar kurdular. Peki, Fransa hükümeti, fakirden alıp zengine aktarılan yağmayı durdurmak için ne yaptı? Çalınan iPhone olunca sorun oluyor da milyonların ekmeği çalındığında neden kimse ses çıkarmıyor?

Çünkü devlet mekanizması, yöneticilerin milyon dolarlarını korumak için yasalar çıkarır. Kitleler ses çıkarmasın diyerek de onlara bütçeden uygun payı ayırmaya çalışır. Üretim düştükçe, üretilen üzerinden değil de köpük olarak adlandırdığımız, olmayan bir şeye bağlantılandırılmış gelirler üzerinden ekonomi döndürülmeye çalışıldığında ve bu bir yerde tıkandığında, bunun yarattığı tahribatı kapatmak için çalışan sınıfın payı kısılır. Bu payın kısılması da isyanın sebebi olarak ortaya çıkar.

Üreten devlet yerine bürokrasinin ve denetimin zayıflatıldığı, kaynakların yatırıma değil fonlara aktarıldığı, siyasi iktidar çevresinde konuşlanmış ayrıcalıklı zümrenin ve rant çevrelerinin bu kaynakları fütursuzca kullandığı bir devlet oluşursa bunun adını kleptokrasi koymamız gerekir.

Fransa özelinde tartışılan yağmaya ve yağmacılığa bu açıdan bakarak tartışmak daha doğrudur.

Geriye kalan bir hoş seda değil; yakılıp yıkılmış binalar, elini gözünü kaybetmiş gençler ve sosyal huzursuzluktur. Aynı zamanda bu dünyanın da sorunudur.


Diğer köşe yazıları

FRANSA'DAKİ YAĞMACILIK ÜZERİNE MESNETSİZ BİR YAZI

Fransa'da öğrenci olayları olarak başlayan isyan sırasında özellikle lüks mallar satan mağazalara yönelik bir yağma olduğu öne çıkarıldı. Sorunun temeli yağmaysa Fransa'nın kleptokrasi ile yönetilmediğini ispatlamamız gerekiyor.

20 Ekim 2026 Salı 21:00 makaleler

HANGİ BİRİ

Hangi birini yazalım, tıpış tıpış geçenleri mi, koşa koşa geçmek için kapı arayanları mı, önüne dosya gelip kara kara düşünenleri mi? Yoksa, yoksa hukukun düzgün işletilmek yerine şantaj aracı olarak kullanıldığını mı?

06 Ekim 2026 Salı 21:13 makaleler

MAĞDUR ÇOK SUÇ SAHİPSİZ

Vatandaşı mağdur etmenin AKP'si, MHP'si, Yeni'si, eskisi kalmamış. Hepsi aynı yerden vatandaşı mağdur ediyor.

02 Ekim 2026 Cuma 19:36 makaleler

HERKES BENDEN HESAP SORUYOR

Herkes benden hesap soruyor. Ben de dünyadan... *** Yaşamayı çok sevdiğimi düşünüyordum. Anneannem evin içindeydi o zamanlar. Körebe gibiydi hayat. Ebeledin mi gözlerin açılırdı.

25 Eylül 2026 Cuma 11:48 makaleler

14 YILLIK HASRET BİTTİ

Millwall ve West Ham United arasındaki çekişmenin uzun bir tarihi var. On dört yıl sonra iki kulüp İngiltere Şampiyonluk Ligi'nde tekrar karşılaştı. Sahadaki rekabetten çok saha dışındaki kavgalarıyla ünlü bu çekişmeye yakından bakalım.

21 Eylül 2026 Pazartesi 17:52 makaleler