SİYASETÇİNİN İRADESİ HALKIN İRADESİDİR
Muhittin Erden
erden.m@gmail.com

SİYASETÇİNİN İRADESİ HALKIN İRADESİDİR

2002 seçimleri, Türkiye siyaset tarihinin değiştiği bir seçim olarak kabul edilir. Milli Görüş'ün temsilcilerinin başında Erdoğan ile arkadaşlarının bulunduğu; merkez sağın temsilcileri, bazı akademisyenler ve teknokratlar tarafından AKP kuruldu.

25 Eylül 2026 Cuma 20:06 makaleler

Yerel seçimlerden bu yana olağanüstü bir kırılma yaşıyoruz. Bu hızla devam edersek muhalefet partilerinden seçilen siyasetçi kalmayacak gibi görünüyor. Sevgili Bülent Pınarbaşı’nın “Seçmen İradesi Nerede?” başlıklı yazısını dikkatle okuyun.

Siyasetçinin özgür iradesi olmalı. Seçildiği makama hizmet edebilmesi için hür iradesini sergilemelidir. Fakat ona bu iradeyi verenlere ihanet edemez. O irade, ona oy veren seçmenin iradesidir.

Madem ki seçtiğimiz kişilerin ihanetine ve iradesine sahip olamıyoruz. Madem ki bu ülke genelinde etik ilkeler ve gelenekler çökmüştür. O zaman Siyasi Partiler Yasası ona göre düzenlenmelidir.

Seçmenin iradesi, partiye verilen oydur. Adayları parti örgütü (ya da parti yönetimi) belirler. Siyasetçi, partinin iradesini ve dolayısıyla seçmenin iradesini taşır. Her hareketleri ve kararları parti tüzüğü ve programına uygun olmalıdır.

Milletvekilleri ve meclis üyelerinden başlayalım. Partisinden istifa eden gider, evinde oturur. Yerine yedek listeden yenisi gelir.

Belediye başkanlığı ise bambaşka bir sorundur. Belediye başkanı tek başına bir yerel bölgeyi temsil eder. İstifa edip başka bir partiye geçmesi zaten seçmen iradesine vurulan bir darbedir.

Esas darbe, o yerel bölgenin beş yıl boyunca tek bir kişinin iradesine bırakılmasıdır. Seçmen meclisi, mecliste belediye başkanını seçmelidir. Parlamenter sistemin gereği budur. Seçmenin iradesi korunmalı ve önlem olarak meclis yetkilendirilmelidir.

Böylelikle meclis üyeleri istifa tehdidi ile görevlerine bağlı kalacaklar ve belediye başkanı görevinde süreklilik için en iyi hizmeti verecektir. Herhangi bir nedenle görevden uzaklaştırma durumunda meclis iradesiyle yeni başkan seçilecektir. Böylelikle kayyumların önü kesilecektir.

Bir daha düşünelim. Söylemesi kolay diyeceksiniz. İktidarın işine geliyor diyeceksiniz. Bugün bana, yarın sana olan olur. Bugün beni satan, yarın seni satar. Bu sistem siyasetçinin işine geliyor. Sandıktan çıktıktan sonra başına buyruk oluyorsun. Yok öyle devlete hizmet ederken at koşturmak. Arkana bakıp hesap vereceksin. Kamuoyu baskısı oldu mu bu yasa değişir.

Sadece gündeme taşımak ve tartışmak lazım. Biz seçmeniz. Siyasetçileri biz seçiyoruz. Karar bizimdir.

Arkadan hançerlenme devri bitmelidir.


Diğer köşe yazıları

CHP DÜŞMANLIĞININ TARİHİ (6) AKP İKTİDARI İLE PARLAMENTER SİSTEM SÜRECİ

2002 seçimleri, Türkiye siyaset tarihinin değiştiği bir seçim olarak kabul edilir. Milli Görüş'ün temsilcilerinin başında Erdoğan ile arkadaşlarının bulunduğu; merkez sağın temsilcileri, bazı akademisyenler ve teknokratlar tarafından AKP kuruldu.

01 Ekim 2026 Perşembe 20:43 makaleler

CHP DÜŞMANLIĞININ TARİHİ (5) 1980 DARBESİ SONRASI

1980 sonrası demokratikleşme sürecinde CHP kadrolarının bir kısmı Halkçı Parti bünyesinde örgütlendiler. Diğerleri Erdal İnönü başkanlığında Sosyal Demokrasi Partisi içerisinde çalıştılar. Siyasi Partiler Yasası'nda baraj sistemi konulmuştu.

28 Eylül 2026 Pazartesi 22:38 makaleler

SİYASETÇİNİN İRADESİ HALKIN İRADESİDİR

Yerel seçimlerden bu yana olağanüstü bir kırılma yaşıyoruz. Bu hızla devam edersek muhalefet partilerinden seçilen siyasetçi kalmayacak gibi görünüyor. Sevgili Bülent Pınarbaşı'nın "Seçmen İradesi Nerede?” başlıklı yazısını dikkatle okuyun.

25 Eylül 2026 Cuma 20:06 makaleler

CHP DÜŞMANLIĞININ TARİHİ (4) 1960 DARBESİNDEN 1980 DARBESİNE GİDEN SÜREÇ

"Özgürlükler Anayasası” olarak anılan anayasanın kabulü ile 1961 seçimleri yapıldı. Bu seçimden hiçbir parti iktidar onayı alamadı. CHP darbenin sebebi olarak suçlanıyordu. CHP'nin karşısında hâlâ büyük bir karşıt güç vardı.

24 Eylül 2026 Perşembe 19:56 makaleler

CHP DÜŞMANLIĞININ TARİHİ (3) DEMOKRAT PARTİ DÖNEMİ

1938'de Atamızın ölümünün acısını yaşayan halk, daha sonra 2. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla yokluk ve yoksulluk belasıyla mücadeleye girdi. Zor yıllar 1945'te bitmişti ama yeniden toparlanma sürüyordu.

21 Eylül 2026 Pazartesi 17:35 makaleler