Gidince Ne Olacak?
Muhittin Erden
muhittin@gmail.com

Gidince Ne Olacak?

Mutlak butlan kararını iki temel görüş etrafında değerlendirebiliriz. İlki, bunun siyasi bir karar olduğu; ikincisi ise gerçekten kurultayda usulsüzlük yapıldığı ve delegelerin satın alındığı düşüncesidir.

22 Temmuz 2026 Çarşamba 20:48 makaleler

Mutlak butlan kararını iki temel görüş etrafında değerlendirebiliriz. İlki, bunun siyasi bir karar olduğu; ikincisi ise gerçekten kurultayda usulsüzlük yapıldığı ve delegelerin satın alındığı düşüncesidir.

Eğer bunun siyasi bir karar olduğunu kabul edersek; bunun sonucunda uzaklaştırılan yönetimin, parti içi mücadele kararı alarak sonuna kadar direnmesi gerekiyordu.

Kararın tebliğiyle birlikte devir teslim sırasında Özgür Özel tarafından, “Biz bu siyasi yargı kararına karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Partimizden gitmiyoruz. Koltuklara oturabilirsiniz ama o koltuktan elbet kalkacaksınız.” minvalinde bir açıklama yapılması bekleniyordu.

Fakat öyle olmadı…

Özgür Özel ekibinin organize ettiği provokatörler Genel Merkeze yerleştirildi. Kapılar kilitlendi. Dış kapının önüne otobüsler çekildi.

Gaz maskeleri, biber gazı ve stokladığınız diğer malzemelerle direnip mutlak butlan heyeti Genel Merkeze sokulmayacaktı.

Neden mi? Çünkü mazlumu oynayacaktınız. Siz de biliyorsunuz ki mahkeme kararı, neye mal olursa olsun, uygulanacaktı. Sonunda teslim ettiniz ama önce etrafı kırıp yıktınız, duvarlara yazılar yazdınız ve ardından yürüyüş gösterisiyle mağduru oynadınız.

Genel Merkez kavgasız teslim edilebilirdi. Genel Merkezde oturma eylemi yapabilirdiniz. Ama siz kavgayı tercih ettiniz. Mecliste grup salonunu eviniz gibi kullandınız.

Mutlak butlan kararı siyasi bir karar olsaydı, sizin mücadeleniz de farklı olabilirdi. Mahkeme kararı sarayın yargısı olarak görülseydi, sizin tutumunuz farklı olabilirdi. Ama amacınız farklıydı. Yol haritanız farklıydı. Sadece CHP seçmeniyle iktidar olamayacağınızı düşündünüz. Liberallerin ve muhafazakârların oylarına da ihtiyacınız vardı.

Bunun tek yolu, ismi CHP olmayan bir partide birleşmekti.

Başından beri bu planı yaptınız. Yıllar önce, “Yeni parti kurmak Z planımız.” demiştiniz. Aslında A planınızmış.

CHP’den ayrılıp yeni parti kuracağınızı söylerken CHP il binalarını, ilçe binalarını işgal ediyordunuz. Görevden alındığınızda ise binaları tahrip ediyordunuz.

Hâlâ CHP üyesiyken milletvekilleriniz, belediye başkanlarınız, il ve ilçe başkanlarınız yeni parti reklamı yapıyordu. Şimdi de CHP grup toplantısında yeni parti açıklamasını yaptınız. Orası CHP’nin grup salonu. Başka, hatta daha büyük bir yer ayarlayıp orada yapabilirdiniz.

Kimlere ne rüşvet verdiniz, kimlere ne sözler verdiniz; bilmiyoruz. Ama o mahkeme bu nedenlerle mutlak butlan kararı aldıysa, bu sizin suçunuz. CHP’yi bu durumla karşı karşıya getiren de sizlersiniz.

Mutlak butlan davasının iptal olacağını söylüyorsunuz. Bu ne yaman çelişki! Hani karar saray yargısıydı? Saray yargısına mı güveniyorsunuz?

Geri döneceğiz diyorsunuz. Dönebilirsiniz. Çünkü inanmıyorsunuz. Gideceğiniz yolun sonu hüsran olacak ve döneceksiniz. Başarıya gerçekten inansanız, böyle bir cümle kurmazsınız…

Tekrar söylüyorum; gittiğiniz parti başarılı olacaksa, ancak liberallerin ve muhafazakârların egemen olduğu bir yapıyla başarılı olur. Eğer kökten CHP kültüründen geliyorsanız, orada barınamazsınız. CHP’nin kurumsal kimliğine saygı duyuyorsanız, gelin, burada parti içi demokrasi mücadelesi yapalım.

Seçilmiş gibi gözüken ama atanmış milletvekillerinin, belediye başkanlarının ve meclis üyelerinin peşinde sürüklenmeyin. Eğer en ufak bir çıkar hesabınız yoksa oralarda parçalanmayın.

Bir gün CHP siyasi olarak faaliyetini sonlandırırsa, bu tüm üyelerin iradesiyle olur ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir abide olarak kalır.

Kısacası, biz bitti demeden bitmez.