CHP DÜŞMANLIĞININ TARİHİ (4) 1960 DARBESİNDEN 1980 DARBESİNE GİDEN SÜREÇ
2002 seçimleri, Türkiye siyaset tarihinin değiştiği bir seçim olarak kabul edilir. Milli Görüş'ün temsilcilerinin başında Erdoğan ile arkadaşlarının bulunduğu; merkez sağın temsilcileri, bazı akademisyenler ve teknokratlar tarafından AKP kuruldu.
“Özgürlükler Anayasası” olarak anılan anayasanın kabulü ile 1961 seçimleri yapıldı. Bu seçimden hiçbir parti iktidar onayı alamadı. CHP darbenin sebebi olarak suçlanıyordu. CHP’nin karşısında hâlâ büyük bir karşıt güç vardı. Fakat toplumsal uzlaşmayı sağlamak üzere İsmet İnönü bir adım attı. DP’nin devamı olarak kurulan Adalet Partisi ile CHP, en çok oy oranına sahip partilerdi. Bu partiler arasında bir koalisyon hükümeti kuruldu. Başbakan İsmet İnönü oldu. Bu hükümet, %71,5 ile tarihin en yüksek oy oranına sahip koalisyon hükümeti oldu.
Bu koalisyon sadece 7 ay sürdü. İsmet İnönü, AP’nin Demokrat
Parti ile ilgili af baskısı sonucu geri adım atmadı ve istifa etti. Bu aşamadan
sonra CHP, küçük partilerle azınlık hükümetini kurdu ve AP dışarıda kaldı.
Talat Aydemir’in kanlı darbe girişimi bastırılsa da azınlık
hükümetini yordu. Kıbrıs’ta patlak veren “Kanlı Noel” olayından sonra müdahale
kararı alınıp Amerika’nın sert çıkışı ile vazgeçildi. CHP’nin liderlik ettiği
hükümet pısırık ve aciz ilan edildi.
Bu arada çıkarılmak istenen kalkınma planları, ekonomik
reformlar ve yasalar muhalefet tarafından engelleniyordu. 1964 yılında AP’nin
başına geçen Süleyman Demirel, genç, dinamik ve güçlü hitabeti olan bir
liderdi. Çok agresif ve etkili bir muhalefet yürüterek CHP’yi tamamen yıprattı.
CHP’nin zayıf kalması, taraftarlarının da büyük ölçüde erimesine sebep oldu.
DP’nin küllerinde doğan Adalet Partisi, Süleyman Demirel
liderliğinde seçimleri %52,9 oy oranıyla kazandı. AP, 240 milletvekiliyle tek
başına iktidar oldu. Artık bu ülkede kemikleşen bir CHP karşıtı kitle vardı.
1960 Anayasası’ndan sonra ayakta durmaya çalışan CHP yine yenilmişti.
Süleyman Demirel hükümeti başarılı bir dönem geçirdi.
Altyapı hamleleri, köylü ve tarım desteği, sanayileşme yatırımları ile dış
dengeleri yeniden kurma çabaları nedeniyle “Baba” olarak anılmaya başlandı. Sol
hareketlerin gündem olduğu bu dönem, CHP’nin unutulduğu dönemdir.
CHP bu ülkenin kurucu partisiydi. Fakat sahibi değildi. CHP
kurmaylarının bu durumu fark etmesi yıllar sürmüştü. CHP Genel Başkanı bu
sürece son noktayı koydu. “CHP ortanın solundadır” açıklamasını yaparak
partinin çizgisini belirledi. Bu mesaj CHP’nin kıpırdanmasını sağladı. 68
kuşağının sürüklediği isyan ateşi ile CHP’de uyanış başlamıştı.
Buna karşın sağ blokta parçalanmalar oluyordu. Millî Görüş
ve milliyetçi temelli düşünce grupları başka arayışlara girmişlerdi. Bu durum
Adalet Partisi’ni biraz da olsa zayıflattı. Tüm bu olumsuzluklara karşı AP,
1969 seçimlerini de kazanmasını bildi. AP hükümeti tek başına 256
milletvekiliyle kuruldu. Fakat Demokrat Parti mirasçılarının af isteklerine
karşı ordunun tavrı nedeniyle karşı çıkıyordu. Bu hükümet, AP’nin 41
milletvekilinin ve diğer partilerin ret oyu vermesi nedeniyle güvenoyu alamadı
ve düştü. CHP bu süreçte yine arka planda kaldı.
Bu 41 milletvekili AP’den ayrılarak Demokratik Parti’yi
kurdular. Ancak meclisteki milletvekili sayıları gereği hükümeti kurma görevi
yeniden Süleyman Demirel’e verildi. Fakat bu hükümet de kısa sürdü. 12 Mart
1971 muhtırası nedeniyle istifa etmek zorunda kaldı. Yerine CHP’den istifa
ettirilerek partisiz olarak Nihat Erim görevlendirildi.
Bütün partilerin iradelerinin bir kenara bırakıldığı bu
zoraki dönem fazla uzun sürmedi. Atama hükümeti 17 Nisan 1972’de istifa etti.
Bu süreçte CHP’nin Nihat Erim hükümeti ile ilgili siyasetini
eleştiren CHP Genel Sekreteri Bülent Ecevit istifa ederek ülkeyi karış karış
gezdi ve taraftar topladı. 1972 olağanüstü kurultayında parti meclisi
seçimlerini büyük farkla kazandı. Bunun üzerine İsmet İnönü istifa etti ve
yeniden yapılan kurultayda Bülent Ecevit genel başkan oldu. Gençliği, hırsı ve
güçlü hitabetiyle “Karaoğlan” lakabını aldı. CHP için yeni bir lider, yeni bir
umut demekti. Bu durum, seçmen ile CHP arasındaki buzları eritebilecek miydi?
Bülent Ecevit liderliğindeki CHP, “Toprak işleyenin, su
kullananın” sloganıyla seçimlere girdi ve %33,33 oy oranıyla birinci parti
oldu. Nispi temsil sistemi sonucu 185 milletvekili çıkarmıştı. 48 milletvekili
bulunan MSP ile koalisyon hükümetini kurdu. Kıbrıs Harekâtı’ndaki müdahalesi
ile kahraman durumuna geldi. Fakat MSP, genel af yasası kapsamında düşünce
suçlularının serbest kalmasını sağlayan maddelere ret oyu verdi. Hükümette
başlayan çatlak dinmedi. Koalisyon, Bülent Ecevit’in istifasıyla bozuldu ve
yerine Milliyetçi Cephe hükümeti kuruldu.
CHP çok kısa bir süre sonra yeniden muhalefet koltuğuna
oturmuştu. Ne kadar başarılı olursa olsun, CHP karşıtı bir cephe, Milliyetçi
Cephe, kendi arasında birleşiyordu. Fakat Bülent Ecevit’in 1977 yılındaki
çıkışı seçim başarısını getirdi. Kanlı 1 Mayıs olayından sonra Taksim’de miting
yapmasıyla işçi sendikalarının desteğini aldı. Bu güç, 1977 seçimlerinde %41,4
başarı ve 213 milletvekili getirdi. CHP’nin tarih boyunca çok partili
seçimlerde aldığı en yüksek oy oranıydı. Fakat Milliyetçi Cephe’nin oy oranı
%58,6 olmuştu. Bu blok, “Asla CHP’ye oy vermem” diyen seçmenlerden oluşuyordu.
Bu oranlar, seçimler tarihinde aşağı yukarı aynı oldu.
CHP’nin karşısında birleşmiş bir Milliyetçi Cephe vardı.
Onlarla uzlaşı mümkün değildi. Türkiye gündeminde iller, ilçeler, mahalleler
sağ ve sol gruplar arasında bölüşülmüştü. Ama mecburen hükümeti kurma görevi
CHP’ye verilecekti. CHP azınlık hükümetini kurmayı kabul etti. Fakat güvenoyu
alamadı ve düştü. Yerine MC hükümeti kuruldu.
1978 başında 11 AP milletvekili CHP’ye geçince Bülent
Ecevit, küçük partilerin de desteğini alarak hükümeti kurdu. Fakat ülkedeki
sağ-sol çatışmasının, Maraş Katliamı’nın ve ekonomik buhranın faturası CHP’ye
kesildi.
1979 ara seçimlerinde CHP %29 oy almasına karşı milletvekili
çıkaramamıştır. Bunun üzerine CHP hükümeti yenilgiyi kabul ederek istifa etmiş,
yerine dışarıdan destekli AP tarafından MC hükümeti kurulmuştur.
MC hükümeti sırasında ekonomik kriz, faizlerin patlaması,
devalüasyon ile birlikte suikastlar dönemi oldu. Mezhep çatışması nedeniyle
Çorum Katliamı yaşandı. Cumhurbaşkanı seçimi kilitlendi. Sayamayacağımız kadar
nedenden dolayı hazırlıklarını tamamlayan ordu, 12 Eylül 1980 askeri darbesini
gerçekleştirdi. Ordu yönetime el koydu. Siyasi partiler kapatıldı. Liderleri
tutuklandı.
Bu coğrafyada feodal ilişkilerle din, mezhep ve tarikat
gruplarının siyasete müdahalesi ile milliyetçi akımların karşı blokta yer
alması CHP’nin ayakta durmasını zorlaştırmıştır. CHP içindeki iç çatışmalar ve
seçmende güvensizlik başlıca nedenlerdir.
Bir sonraki yazımız, CHP’nin yeniden açıldığı 1992 sürecine
giden yolla ilgili olacaktır.










