ÇERÇEVE YASA YANSIMALARI
11 Ağustos'ta kabul edilen Çerçeve Yasa, gündemin en çok konuşulan başlıklarından biri oldu. Siyasi partilerin yasaya "evet” ya da "hayır” demesi üzerinden yürütülen tartışmalar uzun süre gündemde kaldı.
11 Ağustos’ta kabul edilen Çerçeve Yasa, gündemin en çok konuşulan başlıklarından biri oldu. Siyasi partilerin yasaya “evet” ya da “hayır” demesi üzerinden yürütülen tartışmalar uzun süre gündemde kaldı. Algı operasyonlarının da etkisiyle, “hayır” demesi gerekenlerin “evet” dediği yönündeki eleştiriler kamuoyunda tartışıldı.
Bu konuda daha önce “Çerçeve İçinde Topyekûn Yalpalama”
başlıklı yazımızı yayımlamış ve “Barış pratikte mümkün değildir” demiştik.
Gelişmeler ise devam ediyor.
Bu yasanın benzerlerinin bütün Ortadoğu coğrafyasına
yansıyacağı görülüyor.
PKK’nın Suriye’deki uzantısı olarak değerlendirilen SDG ile
Suriye hükümeti arasında bir anlaşma yapıldığı, SDG liderinin Suriye
Cumhurbaşkanı’nın başdanışmanı olacağı ve SDG bünyesindeki silahlı unsurların
Suriye ordusuna katılarak resmî bir güç haline geleceği yönündeki gelişmeler,
bölgedeki dengelerin ne kadar hızlı değişebildiğini gösteriyor.
SDG liderinin yeni görevi sonrasında Abdullah Öcalan ile
görüşmek istediğine ilişkin haberler de gündeme geldi.
Bu durum, PKK ile bağlantılı aktörlerin bölgesel düzeyde
giderek daha farklı bir statüye taşındığı şeklinde yorumlanabilir.
Gerçekten anlamak mümkün değil.
Ortadoğu’da PKK ve uzantılarının siyasi ve askerî açıdan
meşrulaştırıldığı yönünde bir süreç yaşanıyor. Bugün Suriye’de gördüğümüz
gelişmelerin yarın başka ülkelerde de benzer biçimlerde karşımıza çıkması
şaşırtıcı olmayacaktır.
Biz Çerçeve Yasa’ya karşı çıkarken, ortaya çıkabilecek
sonuçların bu noktaya kadar uzanabileceğini elbette tahmin edemezdik.
Şükretmek mi lazım, bilemiyorum.
Bir düşünün...
PKK ile bağlantılı bir aktörün bir ülkenin cumhurbaşkanının
başdanışmanı konumuna geldiğini, PKK bağlantılı silahlı unsurların bir başka
ülkenin ordusuna toplu olarak katıldığını düşünün.
Türkiye’de böyle bir gelişme yaşansaydı ne olurdu?
Toplumun vereceği tepkiyi tahmin etmek hiç de zor değil.
Meclisten bir tane bile “evet” oyu çıkmazdı. Hatta böyle bir düzenlemenin
Meclis gündemine getirilmesi bile mümkün olmayabilirdi.
Komik ama insanın “şükür” diyesi geliyor.
Çerçeve Yasa’nın çıkması ve Yeni Parti-CHP ayrılığının
yarattığı siyasi gündemle Ağustos ayını tamamladık.
Bu yoğun gündem içerisinde zamları da fazla konuşamadık.
Motorin ve sigara başta olmak üzere tüketim ürünlerindeki
fiyat artışlarını yaşadık, fakat yeterince umursamadık.
Ancak çocukları özel okullarda okuyanlar, eğitim
ücretlerinde ortalama yüzde 60’lara ulaşan artışlarla karşılaşınca biraz daha
fazla farkına vardılar.
Bir de kesilen cezalar var.
Başta trafik cezaları geliyor.
Bazı önemli ulaşım güzergâhlarında hız sınırları ciddi
biçimde düşürüldü. Örneğin Dalaman Havalimanı güzergâhında hız sınırının bazı
bölümlerde 50 kilometreye kadar düşürüldüğü görülüyor. Bu güzergâhlarda seyahat
eden birçok kişi yüksek miktarlarda trafik cezalarıyla karşılaşıyor.
Diğer alanlarda kesilen cezalardan ise bahsetmek bile
istemiyorum.
Bütçe açıkları cezalarla ve kamu alacaklarının
yapılandırılmasıyla kapatılmaya çalışılıyor izlenimi oluşuyor.
Kısacası...
Çerçeve Yasa’nın etkilerini yaşamaya başladık.
Bakalım bu yansımalar önümüzdeki dönemde nasıl devam edecek?
Asıl sorulması gereken soru belki de şu:
Çerçeve Yasa gerçekten sadece Türkiye’nin iç siyasetini
mi değiştirecek, yoksa Ortadoğu’nun siyasi haritasını da yeniden
şekillendirecek mi?
Bunu zaman gösterecek.










