HERKES BENDEN HESAP SORUYOR
Herkes benden hesap soruyor. Ben de dünyadan... *** Yaşamayı çok sevdiğimi düşünüyordum. Anneannem evin içindeydi o zamanlar. Körebe gibiydi hayat. Ebeledin mi gözlerin açılırdı.
Herkes benden hesap soruyor. Ben de dünyadan...
***
Yaşamayı çok sevdiğimi düşünüyordum.
Anneannem evin içindeydi o zamanlar. Körebe gibiydi hayat.
Ebeledin mi gözlerin açılırdı.
Herkes gülerdi. Neşe vardı.
Sonra anneannem kendine küçük bir yer buldu. Yüzümüzü
görmemek için toprakla kapattırdı her yerini. Küstüğünü söylemedi. Öyle
düşündüm.
Babamıza kızdı belki. Köyün bütün işlerine koşan, akşamları
kahvede okey oynayan babama. Bizim evin işleri hep yarım kalırdı. Ondan olmalı.
Babam iyi bir insandı. Saçımı okşamışlığı var. Annemi de
dövmedi. Askerlik hatıralarını şimdi sandığı zamanlarda sinirlenir, demişti
annem sanırım bir defasında. Tam anlayamamıştım. Dudağının kenarı kanlı ve
biraz şişmişti, sözcükler bulanık çıkıyordu ağzından. Anneme sarılmış,
ağlamıştım. Söylediklerini önemsemedim.
Babamın evde oluşunda sessizlik çökerdi her yere. Bağ,
bahçe, rüzgâr sessizce beklerdi.
Kurtlar Vadisi izler, “Vay anasını,” derdi. Ava giderdi
peşinden. Mermi yakmak için.
***
“Erkek adam,” dedi babam, “bu dünyaya gücünü göstermek için
gelir. Güçsüzsen yok olursun. Narin olma. Kabzayı böyle tutacaksın, tetiği
yumuşak çekeceksin. Hayatta tek yumuşak olduğun an o olacak.”
İlgimi çekmiyordu silahlar. Yabancı dillere ve insanlara
meraklıydım. Onlarla konuşmak istiyor, onların memleketini görmek istiyordum.
Babam kızıyordu. Dünya bize düşman. İçimiz de hain dolu.
Bırak onlar senin dilini konuşsun. Başka bir dilde konuşan olursa ağzını
burnunu kır. Bir daha konuşmasın.
Komşu çocukları en yakın arkadaşlarımdı. Onlar da babam
gibiydi. Saklambaçta ebe olmak istemezlerdi. Çarşıya indiklerinde sakız
çalarlardı. Oysa hepimizin cebinde para vardı. Okulda küçük çocukların elinden
paraları alırlardı. Beni de dâhil ettiler çeteye. Güçlü olmak güzeldi. Okulda
havalı yapıyordu. Ama ayrıldım. Yalnız kalmak daha iyi geliyordu.
***
Ortaokulda dil kursuna yazdırdım kendimi. Zorla. Babam çok
istemedi. Annem onunla tartıştı. Çok sevdim kursu. Hızla ilerledim. Telefonum
olmuştu en sonunda. Oradan yabancı dilde şarkılar dinledim, diziler izledim.
Yol soran turistlere tarif için beni çağırıyordu Büfeci
Şişman Amca.
Anneannem küsmemişti daha. Bana, “Suya ne der gavurlar,
ekmeğe ne der, kırmızıya ne der?” diye sorardı. Ben de söylerdim. Hoşuna
giderdi. “Sen büyük adam olacaksın,” deyip öperdi.
Okulda çocuklar bana sorardı yabancı dil sınavının
cevaplarını. Hoşuma giderdi.
Nedense bir gün öğretmen kızdı. Çok konuşuyormuşum. Anneme
anlattım. O da babama anlatmış. Okula geldi babam. “Benim oğluma bunu nasıl
yaparsınız?” diye hesap sormaya. Öğretmenle tartıştılar koridorda. Müdür geldi.
Okuldan soğudum. Ayaklarım tersine gidiyordu her sabah.
Dersler ilgimi çekmiyordu. Varsa yoksa yabancı dil. Telefonumdan yeni edindiğim
arkadaşlarla konuşuyordum bol bol. Onlar aracılığıyla başka arkadaşlar,
onlardan da başka arkadaşlara uzayıp gitti tanışmalarım. Bilgisayar oyunlarıyla
zaman geçiriyordum. Tetiğe basar gibi basıyordum fareye. Kolaydı. Eğlenceliydi.
Neredeyse tüm zamanımı bunlara verdim.
O sıralar anneannem küstü. Bir daha derdimi anlatamadım ona.
***
Üzüldüğümü gören babam, beni ava götürmeye başladı. Silah
kullanmayı öğrendim.
Okulda kimseyle konuşmuyordum artık. Öğretmenleri hiç
sevmiyordum. Onlar da beni sevmiyor olmalı, iyi şeyler konuşmuyorlardı benimle.
Derslere ilgi göstermeliymişim, arkadaşlarımla uyumlu olmalıymışım. Dikkatimi
toplamalıymışım. O yüzden notlarım kötüymüş. Lise, ortaokula benzemezmiş.
Okuyamazmışım sonra.
Korkutacaklar beni güya.
Babama anlattım. “Üç kuruş maaş alan adam mı bunu sana
söylüyor?” diye kızdı babam da.
Haklıydı. Onlar kim oluyor ki?
Okula daha az gitmeye başladım. Notlarım iyice dibe çöktü.
Babam bunu görünce hesap sordu. Ben babama güvenmiştim. Annem de hesap sordu
peşinden. Anneannem küsüp gitmese o sormazdı.
Okulda sınıf arkadaşlarım hor görüyordu yaptıklarımı.
Öğretmenler hesap soruyordu. Sıkıldım. Bir sigara aldım, yaktım. Büfeci Şişman
Amca fark etti. O da hesap sordu.
Herkes benden hesap sordu. Ben kimseden soramıyordum. Bunu
değiştirmeliydim. Hep hesap veren ben mi olacaktım?
***
Canıma tak etti bir gün. Onlara kendimi göstermeliydim.
Hepsi can sıkıcı, işe yaramaz mahluklar. Gücün kimde olduğunu anlamaları
gerekir.
Babamın av tüfeğini aldım. İşte hepsi bu.
***
Siz de sorup duruyorsunuz. Sormayın. Ben hesabı kestim.










