HANGİ BİRİ
İsmail Küçük
ismail@gmail.com

HANGİ BİRİ

Fransa'da öğrenci olayları olarak başlayan isyan sırasında özellikle lüks mallar satan mağazalara yönelik bir yağma olduğu öne çıkarıldı. Sorunun temeli yağmaysa Fransa'nın kleptokrasi ile yönetilmediğini ispatlamamız gerekiyor.

06 Ekim 2026 Salı 21:13 makaleler

Tevatür çok. Dedikodu sevilir. Terapi etkisi vardır. Çoğu zaman yalandır.

Dedikoduların gerçeğin kendisi olduğu zamanları yaşıyoruz.

Özgür Özel, iki buçuk yıl önce yerel seçim için belirledikleri adayları öve öve bitiremiyordu. Hepsi parlak, başarılı, parti örgütünde yetişmiş namzetlerdi. Dedikodu bu ya; sokakta, parayı bastıranın aday olduğu konuşuldu. Adayların nitelikleri değil, cepleri belirleyici olmuştu.

Özgür Özel de anketler yapıldığını, sokaktaki insanın isteklerine göre adayların belirlendiğini söyledi. Aradan iki buçuk yıl geçti, öğrendik ki yapay zekâ belirlemiş.

Anketlere ne oldu? Ya da gören oldu mu o anketleri? Varsa CHP'nin başına geçenler arşivlerden bulup yayınlasınlar. Biz de "Aaaa, essahmış ya laa." diyelim.

CHP'ye yazık oldu mu? Vatandaş için oldu.

Değirmenin başını tutayım deyip CHP'de konuşlananlara ise hava hoş. Burası olmazsa orası, orası olmazsa şurası.

İzmir Büyükşehir Belediyesi çok uzun yıllardır CHP'den seçilen başkanların yönetiminde. Her başkan da merkezi hükümetin kendilerini iş yapamaz hâle getirmeye çalıştığını söyledi. Belediyelerin çoğu AKP'nin elindeyken, belediyelerin kaynakları artırılsın diye, imar işlemleri kolaylaşsın diye çıkartılan yasalar çok fazlaydı. Herhâlde bunlar içinde ülkenin çivisinin çıktığını gösteren de "Bütünşehir Yasası" (6360 sayılı Kanun) diye konuştuğumuzdu. 2024'ten sonra da belediyelerin bütçelerini kısacak, işlemleri merkezden halledecek yasalar çıkarılmaya başlandı.

İzmir, AKP tepkisinden CHP'ye meyletti. Başkanlar da sağ olsun, güzel projeler gerçekleştirmek için elinden geleni yaptı. Diye biliyoruz. Zaten rahmetli Piriştina'dan sonra üç dönem Kocaoğlu, bir dönem de Soyer var.

Cemil Tugay ise Karşıyaka'da sevilmezdi. Oyları almıştı ama kendini sevdirememişti. Buna rağmen anketlerde önde olduğunu söyleyerek aday yapıldı. Dedikodu ise Kılıçdaroğlu'na ilk bayrak açan kişilerden biri olduğu için ödüllendirildiğiydi. Para falan geçmedi bu söylentilerde, Allah var.

İzmir adaylarını önce İmamoğlu ekibi belirledi dediler, sonra iş, "Parayı veren düdüğü çaldı."ya döndü. İmamoğlu'nun tutuklanmasından sonra yapılan operasyonlar boyunca basına ve televizyonlara verilen haberlerden, genel merkezde bir havuz olduğu, bunu da Veli Ağbaba'nın yönettiğini okuduk, duyduk. Aslı var, yok, bilemiyoruz.

Adayların çoğunun aslında CHP'li olmadığı, kişisel ikbal için partiye yanaştığını konuşuyordu bazı ihtiyarlamış CHP'liler. Dinozor bunlar diye kimse dikkate almadı.

Gün geldi, partililik ölçeği ortaya çıkarıldı.

Merkezi hükümet, özel görevli savcılarla, denetmenlerle CHP belediyelerine yöneldi. Operasyonlar İstanbul'la başladı. Adana, Mersin, Antalya, Bursa derken İzmir'e geldi sıra.

İzmir operasyonları başladığında dedikodular yine kulaktan kulağa yayıldı. Başkanların önüne dosyalar konmuş, kurtulmak için bir şeyler yapmaları gerekiyormuş, Cemil Tugay da Soyer'e olan kininden kooperatif dosyalarını denetmenlere teslim etmiş.

Operasyonlar korku salmak için yapılıyordu. Hatta en ilginci de Balçova Belediye Başkanı'nın annesinin Veli Ağbaba'ya para göndermesiydi. Hiçbir ilgisinin olmadığı meseleden uzun süre ev hapsinde kaldı Onur Yiğit. Görevden alındı. Bu süreçte görevdeki belediye başkanlarının uyuyamadığı, her sabah beşte kapılarının çalınmalarını bekledikleri konuşuldu.

Sonra da ne olduysa CHP ya da Yeni Parti fark etmeksizin AKP'ye geçen belediye başkanlarını görmeye başladık. Deniyordu ki; "AKP'ye geçersiniz, tutuklanmazsınız. Yok, oralarda kalalım derseniz hakkınızda işlemleri başlatırız." diye tehdit edildiler.

Böyle bir şeyin şahidi var mıdır bilinmez ama Özgür Özel'in söylediğine göre Tuzla Belediye Başkanı, ağlayarak kendisini aramış, kimyasının bozulduğunu söylemiş, kendisine "Ya hapse atılacaksın ya da AKP'ye geçeceksin." denmiş. Aynı şeyi yaşayan Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş ise tereddüt etmeden bildiği yoldan gitmeyi tercih etmiş.

Şimdi bu tarz davetlerin İzmir'de olduğunu, hapsi göze alamayanların tıpış tıpış AKP'nin kapısından içeri girdiğini düşünmeye başladı insanlar. Menderes'te olan biteni gören Foça Belediye Başkanı'nın ilk olarak o kapıya gittiğini, kapıyı aralayıp Çiğli'ye yer açtığını, şimdi de tıpış tıpış sırasında Büyükşehir, Bergama, Seferihisar, Kiraz, Bayındır'ın olduğunu yerel gazeteciler konuşup duruyor.

Koşa koşa gitmek için de işçi kıyımı ile göze girmeye çalışan Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay'ın heveslendiğini ama ret yediği için kara kara düşündüğünü Instagram hesabından paylaşanlar oldu. Hatta yanında tuttuğu bir kişinin daha önce Külliye'de çalıştığı için bu bağlantıyı sağlamaya çalıştığını Karabağlar sakinleri ulu orta konuşmaya başladı.

Öyledir ya da böyledir, kıçında diken olmayan yerinden kalkmaz. Hapisse hapis yatılır, hesap verilir, bir biçimde aklanılır. Çünkü esas sorun dosyaların olması değil, dosyalar karşılığında istenilenin yapılmasının teklif edilmesidir. Nasıl bir korku iklimi yaratıldıysa, kimse "Dosya varken savcıların işlem yapması gerekir, parti değiştirse de aynı hesap sorulmalıdır." demiyor. Eğer ki böyle bir şey yok ve belediye başkanları Adalet ve Kalkınma Partisi'ne sempati besliyor, o zaman da çıkıp ortaya, "Ey seçmen, biz sizi aldattık." desinler.

Partililik böyle durumlarda sorgulanır. Politikadan ikbal sağlamaya çalışanlar bu fırtınada uçar gider, kökü sağlam olan yerinde kalır.

Seçmenlere düşen görev de var tabii bu durumda. Bir daha karşınıza böyle adaylar çıkarsa çekinmeyin, yüzlerine tükürün. İkbal için değil, halk için politika yapsınlar.

Yapmayanlar, tıpış tıpış gitsinler, koşa koşa kara kapıları çalsınlar.


Diğer köşe yazıları

FRANSA'DAKİ YAĞMACILIK ÜZERİNE MESNETSİZ BİR YAZI

Fransa'da öğrenci olayları olarak başlayan isyan sırasında özellikle lüks mallar satan mağazalara yönelik bir yağma olduğu öne çıkarıldı. Sorunun temeli yağmaysa Fransa'nın kleptokrasi ile yönetilmediğini ispatlamamız gerekiyor.

20 Ekim 2026 Salı 21:00 makaleler

HANGİ BİRİ

Hangi birini yazalım, tıpış tıpış geçenleri mi, koşa koşa geçmek için kapı arayanları mı, önüne dosya gelip kara kara düşünenleri mi? Yoksa, yoksa hukukun düzgün işletilmek yerine şantaj aracı olarak kullanıldığını mı?

06 Ekim 2026 Salı 21:13 makaleler

MAĞDUR ÇOK SUÇ SAHİPSİZ

Vatandaşı mağdur etmenin AKP'si, MHP'si, Yeni'si, eskisi kalmamış. Hepsi aynı yerden vatandaşı mağdur ediyor.

02 Ekim 2026 Cuma 19:36 makaleler

HERKES BENDEN HESAP SORUYOR

Herkes benden hesap soruyor. Ben de dünyadan... *** Yaşamayı çok sevdiğimi düşünüyordum. Anneannem evin içindeydi o zamanlar. Körebe gibiydi hayat. Ebeledin mi gözlerin açılırdı.

25 Eylül 2026 Cuma 11:48 makaleler

14 YILLIK HASRET BİTTİ

Millwall ve West Ham United arasındaki çekişmenin uzun bir tarihi var. On dört yıl sonra iki kulüp İngiltere Şampiyonluk Ligi'nde tekrar karşılaştı. Sahadaki rekabetten çok saha dışındaki kavgalarıyla ünlü bu çekişmeye yakından bakalım.

21 Eylül 2026 Pazartesi 17:52 makaleler