TOPRAĞIN ALTINDA DA YAŞAR BAZEN İNSAN
İsmail Küçük
ismail@gmail.com

TOPRAĞIN ALTINDA DA YAŞAR BAZEN İNSAN

Dükkânları geziyorum tek tek. Protez bakıyorum. Satıcılar, dükkânlarının içine saklanmış. Hava Kerbela. Açıyorum kapıyı. Protez arıyorum. Hangisi? Hepsi.

12 Ağustos 2026 Çarşamba 20:58 makaleler

Dükkânları geziyorum tek tek. Protez bakıyorum. Satıcılar, dükkânlarının içine saklanmış. Hava Kerbela.

Açıyorum kapıyı. Protez arıyorum. Hangisi? Hepsi.

Ne yaptın abi sen?

Ben yapmadım...

Gazze'de diyor Belçika Başbakanı, on beş binden fazla insan uzvunu kaybetti. Bunun on bini çocuk.

Kolombiya'da da bir başkan var. Yeni seçildi. Abelardo De La Espriella. Göreve geldi, deprem oldu. Yedi nokta dört. Ülke sarsılmış. Enkazda insancıklar. Başkan gülüyor. Öpücükler atıyor. Yapmacık selamlaşmalar. Komiklikler. Ulusal acil durum var. Mecliste bir oylama oluyor. Eller kalkıyor, eller iniyor.

Enkazda insancıklar. Yardıma uzanıyor eller. İnsan sesleri geliyor aşağılardan. Eller nefes nefese. Taşa, betona her dokunuşta kanıyor.

Eller iniyor, eller kalkıyor. Parlamentoda bir telaş. Enkazlar orada duruyor. Kan kokusu yayılıyor deri koltukların arasından.

Golan Tepeleri İsrail'indir diye onaylıyor Kolombiya parlamentosu. Ellerde kan.

Karıştı, bakır tenli
Çayır çimene,
Karıştı,
O canım hayalleri:
Zırhlı bir rüzgâr,
Perdesi gibi;
Bir set gibi:
Kızgın çehreli,
Göğüs gibi:
Göğün görünmez göğsü gibi!

Çok acı var dünyada. Hepsini toplamaya güç yetmez. Dünyaya protez mi lazım?

Hind Receb beş yaşındaydı. Bir protez olsa yetmezdi ona, biliyorum.

Kırk sekiz saat bir arabanın içinde kilitli tuttular Hind Receb'i. Arabanın çevresi tank. Tankın içinde bir kuyu gibi bağırdı, çağırdı, yalvardı, altına işedi, korktu. Acıdılar askerler. Üç yüz elli beş kurşun yetirdiler.

Kuyudan çıktı, toprağın altına girdi.

Bakkal Recep her sabah yedide açar dükkânını. Sigara satar, içki satmaz. Namazını dükkânda kılar. Akşam onda kapatır. Her sabah, her akşam. Yine her sabah, yine her akşam. Yirmi yıldır görürüm.

Çocuklarına ekmek götürüyor besbelli. Çocuğun okul parası, dershane parası, üstü başı, yediği içtiği, gezmesi tozması. Nüfusa kaydını kim yaptırdı? Bakkal Recep hep burada. Köyden anne baba geldi.

Onları almaya kim gitti?

Büyük oğlu yatalak. Geçen yıl ameliyat oldu. Oğlan hemen ayaklanamayacak. Bir daha İstanbul'a gidecek. Belki o zaman ayaklanır. İstanbul'a kim götürecek? Belki protez gerekir çocuğa. Belki de toprak.

Ey canevinden vurulmuş,
Toz duman olmuş bacılar!
İnanın oğullarınıza.
Kök oldu onlar,
Sade kök:
Kan suratlı,
Taşlar altında.
Karışmadı toprağa,
Dağılmış kemikçikleri.
Ağızları ısırır hâlâ,
Kuru barutu;
Ve demir bir okyanus gibi,
Titreşirler hâlâ.
Ben ölmedim der,
Yumrukları;
Yukarı kalkık yumrukları,
Daha.

Ukraynalı zengin Luminance yatıyla Sardinya kıyılarını geziyor. Multimilyonluk yat. Her kalkış milyon lira. Her demir atış milyon lira. Kolu protez değil. Milyon dolarlık enerji işine imza atıyor o yatta. Zelenski istemiş. Hiç savaşa girmemiş bu zengin.

Hind Receb de hiç savaşa girmedi. Beş tane yılı toplayabilmişti koleksiyonuna. Proteze ihtiyacı yok onun da.

Toprağın altında da yaşar bazen insan. Kuyuda da.

Camino Oscaz yaşıyor mesela. 1936'da Falanjistler, Camino Oscaz'ı cumhuriyeti sevdiği için tutukladılar. İşkence ettiler. Yağ içirdiler. Tecavüz ettiler 11 gün boyunca. 10 Ağustos günü o ipek dokulu altın saçlarını eşek tıraşı yapıp sokakta gezdirdiler. Sonra da idam ettiler. Oscaz öğretmendi. Gencecik. Cumhuriyet istediği için.

Talip Öztürk de öğretmendi. 79'da onu da faşistler öldürdü. Ahmet Rasim Ortaokulu'nun kapısında vurdular. Okul çıkışı. Çocuklar vardı bir sürü. Dünyanın en güzel çocukları. Dünyanın en güzel cumhuriyetini istediği için öldürdüler gencecik öğretmeni.

O da yaşıyor şimdi. Toprağın altında proteze ihtiyacı yok.

Toprağın altında da yaşar insan. Kuyuda da.

Deniz Göktaş yaşıyor bak.

Gürkan, Denizler kuyuda yaşamasın diye 266 gün ölüme yattı. Protez bir yaşam istemedi. Toprağın altında yaşamak, kuyuda yaşamaktan iyidir, dedi. İki yüz altmış altı gün aç kaldı. Açlığı kendine köle yaptı. Özgürlük hep içimizdedir. Toprak da olsa üstümüzde, kapatılsak da bir kuyuya, o içimizdedir.

Toprağın altında da yaşanır. Özgür olsun yeter ki insan. Haykırsın...

Analar, onlar ayakta
Buğday içindeler, onlar,
Yücelerden yüce dururlar:
Dünyayı doruktan seyreden,
Bir öğle güneşi gibi.

(Şiir alıntıları Pablo Neruda'nın “Oğulları Ölen Analara Türkü” şiirinden yapılmıştır.)