TOPRAĞIN ALTINDA DA YAŞAR BAZEN İNSAN
Dükkânları geziyorum tek tek. Protez bakıyorum. Satıcılar, dükkânlarının içine saklanmış. Hava Kerbela. Açıyorum kapıyı. Protez arıyorum. Hangisi? Hepsi.
Dükkânları
geziyorum tek tek. Protez bakıyorum. Satıcılar, dükkânlarının içine saklanmış.
Hava Kerbela.
Açıyorum
kapıyı. Protez arıyorum. Hangisi? Hepsi.
Ne yaptın abi
sen?
Ben yapmadım...
Gazze'de diyor
Belçika Başbakanı, on beş binden fazla insan uzvunu kaybetti. Bunun on bini
çocuk.
Kolombiya'da da
bir başkan var. Yeni seçildi. Abelardo De La Espriella. Göreve geldi, deprem
oldu. Yedi nokta dört. Ülke sarsılmış. Enkazda insancıklar. Başkan gülüyor.
Öpücükler atıyor. Yapmacık selamlaşmalar. Komiklikler. Ulusal acil durum var.
Mecliste bir oylama oluyor. Eller kalkıyor, eller iniyor.
Enkazda
insancıklar. Yardıma uzanıyor eller. İnsan sesleri geliyor aşağılardan. Eller
nefes nefese. Taşa, betona her dokunuşta kanıyor.
Eller iniyor,
eller kalkıyor. Parlamentoda bir telaş. Enkazlar orada duruyor. Kan kokusu
yayılıyor deri koltukların arasından.
Golan Tepeleri
İsrail'indir diye onaylıyor Kolombiya parlamentosu. Ellerde kan.
Karıştı, bakır
tenli
Çayır çimene,
Karıştı,
O canım hayalleri:
Zırhlı bir rüzgâr,
Perdesi gibi;
Bir set gibi:
Kızgın çehreli,
Göğüs gibi:
Göğün görünmez göğsü gibi!
Çok acı var
dünyada. Hepsini toplamaya güç yetmez. Dünyaya protez mi lazım?
Hind Receb beş
yaşındaydı. Bir protez olsa yetmezdi ona, biliyorum.
Kırk sekiz saat
bir arabanın içinde kilitli tuttular Hind Receb'i. Arabanın çevresi tank.
Tankın içinde bir kuyu gibi bağırdı, çağırdı, yalvardı, altına işedi, korktu.
Acıdılar askerler. Üç yüz elli beş kurşun yetirdiler.
Kuyudan çıktı,
toprağın altına girdi.
Bakkal Recep
her sabah yedide açar dükkânını. Sigara satar, içki satmaz. Namazını dükkânda
kılar. Akşam onda kapatır. Her sabah, her akşam. Yine her sabah, yine her
akşam. Yirmi yıldır görürüm.
Çocuklarına
ekmek götürüyor besbelli. Çocuğun okul parası, dershane parası, üstü başı,
yediği içtiği, gezmesi tozması. Nüfusa kaydını kim yaptırdı? Bakkal Recep hep
burada. Köyden anne baba geldi.
Onları almaya
kim gitti?
Büyük oğlu
yatalak. Geçen yıl ameliyat oldu. Oğlan hemen ayaklanamayacak. Bir daha
İstanbul'a gidecek. Belki o zaman ayaklanır. İstanbul'a kim götürecek? Belki
protez gerekir çocuğa. Belki de toprak.
Ey canevinden
vurulmuş,
Toz duman olmuş bacılar!
İnanın oğullarınıza.
Kök oldu onlar,
Sade kök:
Kan suratlı,
Taşlar altında.
Karışmadı toprağa,
Dağılmış kemikçikleri.
Ağızları ısırır hâlâ,
Kuru barutu;
Ve demir bir okyanus gibi,
Titreşirler hâlâ.
Ben ölmedim der,
Yumrukları;
Yukarı kalkık yumrukları,
Daha.
Ukraynalı
zengin Luminance yatıyla Sardinya kıyılarını geziyor. Multimilyonluk yat. Her
kalkış milyon lira. Her demir atış milyon lira. Kolu protez değil. Milyon
dolarlık enerji işine imza atıyor o yatta. Zelenski istemiş. Hiç savaşa
girmemiş bu zengin.
Hind Receb de
hiç savaşa girmedi. Beş tane yılı toplayabilmişti koleksiyonuna. Proteze
ihtiyacı yok onun da.
Toprağın
altında da yaşar bazen insan. Kuyuda da.
Camino Oscaz
yaşıyor mesela. 1936'da Falanjistler, Camino Oscaz'ı cumhuriyeti sevdiği için
tutukladılar. İşkence ettiler. Yağ içirdiler. Tecavüz ettiler 11 gün boyunca.
10 Ağustos günü o ipek dokulu altın saçlarını eşek tıraşı yapıp sokakta
gezdirdiler. Sonra da idam ettiler. Oscaz öğretmendi. Gencecik. Cumhuriyet
istediği için.
Talip Öztürk de
öğretmendi. 79'da onu da faşistler öldürdü. Ahmet Rasim Ortaokulu'nun kapısında
vurdular. Okul çıkışı. Çocuklar vardı bir sürü. Dünyanın en güzel çocukları.
Dünyanın en güzel cumhuriyetini istediği için öldürdüler gencecik öğretmeni.
O da yaşıyor
şimdi. Toprağın altında proteze ihtiyacı yok.
Toprağın
altında da yaşar insan. Kuyuda da.
Deniz Göktaş
yaşıyor bak.
Gürkan,
Denizler kuyuda yaşamasın diye 266 gün ölüme yattı. Protez bir yaşam istemedi.
Toprağın altında yaşamak, kuyuda yaşamaktan iyidir, dedi. İki yüz altmış altı
gün aç kaldı. Açlığı kendine köle yaptı. Özgürlük hep içimizdedir. Toprak da
olsa üstümüzde, kapatılsak da bir kuyuya, o içimizdedir.
Toprağın
altında da yaşanır. Özgür olsun yeter ki insan. Haykırsın...
Analar, onlar
ayakta
Buğday içindeler, onlar,
Yücelerden yüce dururlar:
Dünyayı doruktan seyreden,
Bir öğle güneşi gibi.
(Şiir
alıntıları Pablo Neruda'nın “Oğulları Ölen Analara Türkü” şiirinden
yapılmıştır.)










