14 YILLIK HASRET BİTTİ
İsmail Küçük
ismail@gmail.com

14 YILLIK HASRET BİTTİ

Herkes benden hesap soruyor. Ben de dünyadan... *** Yaşamayı çok sevdiğimi düşünüyordum. Anneannem evin içindeydi o zamanlar. Körebe gibiydi hayat. Ebeledin mi gözlerin açılırdı.

21 Eylül 2026 Pazartesi 17:52 makaleler

Millwall ve West Ham United arasındaki çekişmenin uzun bir tarihi var. On dört yıl sonra iki kulüp İngiltere Şampiyonluk Ligi'nde tekrar karşılaştı. Sahadaki rekabetten çok saha dışındaki kavgalarıyla ünlü bu çekişmeye yakından bakalım.

Maçtan saatler önce, sabah 9 civarında, Millwall'un maçlarını oynadığı stadyum The Den'e yakın Anchor Sokağı'ndaki ünlü Blue Anchor Barı ve hemen elli metre altındaki The Old Bank Barı tıklım tıklım. Millwall destekçileri erkenden içkilerini içmeye başlamışlar. Millwall fanatiklerinin ünlü "Kimse bizi sevmiyor, umurumuzda değil" sloganları hafiften duyuluyor.

Maç saatine yakın, maçın oynanacağı The Den'e gruplar sakin bir şekilde gitmeye başlıyor. O sırada South Bermondsey Tren İstasyonu'nda inen West Ham United taraftarları, kalabalık polis kordonunun korumasında stada doğru gelmeye başlamışlar. Millwall taraftarları bunu görünce hareketleniyor. Küfürler havada uçuşmaya, özellikle kadın taraftarların el hareketleri fazlalaşmaya başlıyor.

Millwall-West Ham derbisi, saha içi rekabet açısından dünyanın en önemli derbilerinden biri değil. Buna rağmen taraftarlar arası kavga derbilerinden biri olarak ilk beşe girebilecek bir derbi. Bu yüzden dünyanın ilgisini çekiyor. Kökeni yüzyıldan fazla bir zamana uzanıyor.

The Den'in dışında, özellikle "Dockers Stand" diye adlandırılan tribünler en fanatik Millwall gruplarından birini ağırlıyor. Konuk takım tribünü The Dockers'ın hemen sağında kaldığından, Millwall taraftarları rakip destekçileri ürkütmek ve korkutmak için giriş kapılarına doğru çeşitli hareketler düzenliyor. Psikolojik üstünlük için yapılan bu hareketler, maçı kazanacaklarından emin West Ham taraftarında fazla bir etki yaratmıyor.

Geleneksel olarak taraftarlar maçtan çok çatışmaya odaklı olmalarına rağmen, polisin aldığı sıkı tedbirler ve günler öncesinden taraftar gruplarına yapılan çağrılar etkisini gösteriyor.

Maça uzun boylu ve adaleli kadrosuyla 4-2-3-1 dizilişiyle çıkıyor Millwall. West Ham United ise klasik 4-4-2 tercihiyle sahada.

Millwall ilk saniyelerden başlayarak rakibine baskı kuruyor. West Ham bu atakları geri teptiremiyor. Kaleyi bulan ilk şut 4. dakika içinde geliyor. Millwall, sol kanadından Raconte'a aşırılan paslarla kendine alan buluyor. Peş peşe gelen ataklarda 16. dakika içinde Dykes, ceza sahasının içinde Hermansen'in sağından sağ ayakla vuruyor. Kaleci güzel bir refleksle topu çeliyor. Top Raconte'un önüne düşüyor. Yakın mesafeden tekrar kalecinin refleksine takılan top ters yöne uçuyor ve Kilman'ın üstünden aşıp Taylor'un önüne düşüyor. Taylor da sakin bir vuruşla golü buluyor. Aslanlar 1-0 öne geçiyor.

Çekiçler golden sonra toparlanacak diye beklenirken Millwall bastırmaya devam ediyor. Maçın başından beri fiziksel yapısını kullanarak West Ham'a karşı psikolojik üstünlük yaratmaya çalışan Aslanlar, ilk yarının sonuna doğru beş tane kaleyi bulan şut bulmalarına rağmen gerçek bir üstünlük yaratamıyor. Bunda West Ham'ın oyuncusu Engels'in büyük payı var. Mukasa, Bowen, Taty sürekli top kayıpları yaşarken, soyadına uygun bir şekilde işçi sınıfının temsilcisi sayılan Çekiçleri ayakta tutan isim oluyor Engels.

İlk yarının sonunda yine sol kanattan uzun bir topla gelen Millwall, defansın kafayla havalandırdığı topu Skyes'ın sert bir volesiyle kaleye doğru gönderiyor ama direkten seken top Mavrapanos'un önünde kalıyor. Pozisyonun ilerleyen kısmında top taca gidiyor ve fiziksel üstünlüğünü uzun taçlarla göstermek isteyen Millwall, topu ceza sahası içine fırlatıyor. Defans oyuncularının eli ayağına dolaşıyor. Bu sefer de Belfast doğumlu Neghli önündeki topa dokunup soyunma odasına takımını 2-0 önde götürüyor.

Devre arasında West Ham taraftarının yüzü gülmüyor, sesi çıkmıyor. Oynanan oyun, şampiyonluk bekleyen taraftar için tam bir hayal kırıklığı. Millwall taraftarları ise çok mutlu. Üst lige çıkmaktan çok West Ham'ı evire çevire yenmeyi tercih edecek fanatik taraftarlar gülüp eğleniyor, The Dockers'dan kale arkasındaki West Ham taraftarına, ünlü Inter City Firm grubuna atıf yaparak "Neredesiniz?" diye soruyor.

İkinci yarıya West Ham iki değişiklikle başlıyor. Defansta Raconte'a karşı varlık gösteremeyen Walker-Peters yerine Kanté'yi, ofansta da savunmacılara karşı hareket üretemeyen Piroe yerine Pablo'yu tercih ediyor Menajer Nuno Espirito Santos.

Bu takımda bir fark yaratmışa benzemiyor taraftar için. Buna rağmen sol kanatta Raconte hareketliliği duruyor ve West Ham daha fazla topa sahip olmaya başlıyor. Nitekim 53. dakikada Jarod Bowen'ın ceza sahası dışından çektiği şut, Aslanlar'ın kalecisi Marshall'ın ellerinden sekiyor. O yöne hızlı bir koşu yapan defans oyuncusu Kante, Marshall'ın hızlı ikinci müdahalesiyle topa dokunsa da sonuç alamıyor. Oyuncular için üzücü ama taraftar için heyecanlandırıcı bir gelişme oluyor.

59'da ilk yarının gözde ismi Engels sert bir şutla kaleyi yokluyor. Şut gidip dev cüsseli Cooper'un suratında patlıyor. Geri dönen topu günün kötü isimlerinden Mukasa dışarı vuruyor. Cooper kendini yere atıp sağlık ekiplerinin gelmesini bekliyor. Maç başından beri fiziksel üstünlüğüyle rakibi tahrik edip duran Cooper, Millwall taraftarının istediği sert çocuk duruşunu yitiriyor. Bu durum, West Ham'ın peş peşe ataklarından hemen önce olmasıyla dikkat çekiyor.

67'de Bowen, milli formayı neden hak ettiğini gösteriyor. Sağ kanattan topu alıp hızlı driplingiyle defansı şaşırtıyor ve Pablo'ya topu havadan ulaştırıyor. Pablo iyi yükselmesine karşın kalecinin müdahalesiyle karşılaşıyor. West Ham için işler yolunda gitmeye başlıyor. Kaleyi ilk yarıda yoklayamayan Çekiçler, ikinci yarıda üçüncü kez çerçeveyi bulmuş oluyor.

68'de istediği oyunu sahaya yansıtamayan Mukasa çıkıyor, yerine Austbo giriyor. Bu da West Ham'ın oyununda etkili oluyor. Aslanların menajeri Neil, orta sahadan Sykes'ı alıp defansa takviye amaçlı Baggott'u oyuna sürüyor. Oyunun kontrolünü eline geçiren Çekiçler, tek kale maça başlıyorlar bir süreliğine.

74'te beklenen gol geliyor. Sol kanattan gelen Engels, ceza sahasının hemen dışında sağ ayağının dışıyla topu Pablo'ya aktarıyor. Pablo gol vuruşu hakkını kullanmak yerine sağ ayağıyla Kante'ye topu aktarıyor. Yaklaşık otuz metreden sert bir vuruşla kaleci Marshall'ın sağına gönderdiği topla golü buluyor Kante. West Ham tribünleri ayağa kalkıyor. Millwall tribünlerinde suskunluk ve endişe var.

77'de Bowen ceza sahası içinden kaleyi yokluyor. Kaleci kornere göndermeyi başarıyor. İlk yarıda korner atamayan West Ham'ın altıncı korneri oluyor bu.

78'de Austbo, Kante'nin golü bulduğu noktanın biraz daha gerisinden şansını deniyor. Tekrar korner. Kazanılan kornerden atılan topu defans geri çeviriyor ve az önce Austbo'nun şansını denediği yerden Kante, ikinci kez fileleri havalandırmak için sert vuruyor. Bu sefer top defansın kafasına çarpıp West Ham tribünlerine uçuyor: Korner.

Sağ kanattan gelen peş peşe kornerler Millwall defansını yoruyor. Korneri bu sefer yakınında bekleyen Salomon'a yollayan Bowen, ofsayta düşmemek için geriye koşu yapıyor. Bu, defansta bir refleks boşluğuna yol açıyor. Bunu değerlendiren Salomon, içeriye doğru süzülerek topu Mavropanos'a doğru aşırıyor. 1.99'luk kule Cooper'u aşan top, Mavrapanos'un kafasından ağlarla buluşuyor. Dakikalar 80'i gösteriyor.

Mavrapanos formasını çekiştirerek West Ham tribünlerine koşuyor. Taraftar çılgınca tribünlerin alt basamaklarına toplanıp coşuyor. Mavrapanos'un gelen küfürlere doğru yönünü dönüp hırslı ve mutlu bir şekilde formasını çekiştirerek gösterdiği tepkiyi Pablo sakinleştirip Mavro'nun kendi tribününe dönmesini sağlıyor. Millwall taraftarı, çıldıran West Ham taraftarıyla atışmaya başlıyor.

Mavrapanos'un, Nuno geldiğinden beri başlayan ileriye çıkışlarında bu seneki dördüncü başarısı oluyor bu gol. Uzun boyunu iyi kullanarak son üç haftada birçok takımdan daha fazla golü buluyor Yunan oyuncu. Defans güvenliğini sağlayan Kante ve Mavrapanos'un yedi haftada toplamda yedi golleri var. Bu, bir takım için çok iyi bir katkı.

Golün ardından Neil, hücumda ikinci yarıda istediği pozisyonları bulamayan Arconte'u çıkarıp yerine Lisbei'yi, yüklenen West Ham'ı durdurmak için de orta sahadan Metcalfe'ı alıp yerine ofansı güçlendirecek Servais'ı oyuna dahil ediyor.

Çekiçler, üçüncü gol heyecanıyla Aslanlar'ın kalesine yükleniyor.

89'da yine Millwall yarı sahasına yüklenen West Ham, geriye attıkları pasla oyunu kurmaya çalışıyor. Kante'nin kararsızlığıyla Millwall'da oyuna yeni giren Lisbie, orta noktada topu çalarak hızla kaleye götürüyor topu. Kante arkada kaldığından tek yapabileceği şeyi yapıyor; Lisbie'nin formasını çekip ceza sahasına girmeden oyuncuyu düşürüyor. O ana kadar sahanın en iyisi sayılabilecek Kante oyun dışı kalıyor. İkinci yarıda bir kez şut çekebilmiş Millwalllılar galibiyet sayısını düşünmeye başlıyorlar. Kullanılan serbest atış tribünlere gidiyor.

Bu dakikadan itibaren Millwall gol için yüklenmeye çalışıyor. Nuno Santos hücumdan Taty'yi alıp orta sahaya Orford'u, Neil de orta saha değişikliğiyle Mazou-Sacko yerine Cundle'ı oyuna alıyor. Son dakikalar taktik hamlelerle geçiyor böylece.

90+3'te kazandığı korner atışında ceza sahası içinde kaleyi bulamayan bir şutla beraberliğe razı oluyor Millwall.

Beraberlik West Hamlıların işine gelirken Millwalllıları üzüyor.

İlk yarıda daha iyi olmalarına rağmen ikinci yarıda skoru koruyamayan Millwall oyuncuları, maç bitiminde rakipleriyle itişip kakışmaya başlıyor. Seyirci için beklenen tepki de bu. Tribünler coşuyor. Kaptan Jarod Bowen da sakin bir şekilde takımını toplayıp taraftarlarının olduğu tribüne götürüyor.

Millwall-West Ham yerel derbisini saha içindeki enstantanelerle anlatmak, bu rekabetin büyüklüğünü kavratmaya uygun olmaz. O yüzden biraz eskileri anlatmakta fayda var.

Her iki takımın köklerinde doklarda çalışan liman işçileri var. İki takımın sahaları arası o zamanlar 5 kilometre civarı. Aynı işi yapan işçiler, rakip firmalar yüzünden ufak çaplı gerginlikler yaşıyorlardı. Zamanla her iki takım da sahasını başka yere taşıdı. Yine de fazla uzaklaşmadılar.

1920'lerde rekabetin sertliğini artıran bir gelişme yaşandı. Şehir efsanesine göre, Genel Grev sırasında Millwall taraftarı olan işçiler grevi terk edip işlerinin başına döndü. Bu, grevdeki West Ham işçilerini kızdırdı. Sık sık Millwall işçilerine saldırmaya başladılar. İlerleyen zamanda saha dışındaki bu olay büyüdü ve bir West Ham taraftarının dövülerek öldürülmesiyle zirveye çıktı.

Bu olaydan birkaç sene sonra East End Cup düzenlendi. East End, Londra'nın doğu kısmını işaret eden bir mahalle. İki takımın da bu bölgede olması, saha dışındaki çatışmayı tribünlere taşıdı. Maça gitmek için hazırlanan her iki grup, sayıların binlerle ifade edildiği bir sokak savaşına katıldı. Beş West Ham taraftarı hayatını kaybetti. Bu olaydan sonra tarihin bu kayda değer yerel derbisi önem kazandı.

İkinci Paylaşım Savaşı'nın ardından endüstri bölgelerinde yaşayan fakir halkın ilgi ve rahatlama alanları barlar (pub) ve sahalar (pitch) oldu. 1950'lerde İngiltere'de fakir mahallelerde çeteleşme görülmeye başlandı. Suç oranları yavaş yavaş artışa geçti. Futbol taraftarları da gruplar oluşturmaya, o gruplar üzerinden suça bulaşan çeteler kurmaya başladı. İşçi sınıfı içinde gelişen yoz ilişkiler, kendini ifade biçimi olarak kavgaları seçti. Bu ayrışma, bir yerde hızla sanayiyi yeniden kurup büyük kârlar elde etmeye çalışan patronlar sınıfı için başarıydı.

1960'larda taraftar grupları kurumlaşmaya başladı. 1966'da İngiltere'nin Dünya Kupası'nı kazanması bir mutluluk yarattı ama bugün holiganizm dediğimiz kültürü de geliştiren bir olay oldu. Bu, incelenmesi gereken sosyolojik bir olgudur.

1970'lerde artık alt kültürler oluşmuştu ve bu futbol taraftarlığında kendine yer edindi. Millwall'un F-Troop'u, West Ham'ın Inter City Firm'ı, öne çıkan her maça gidip olay çıkaran çetelerdi. F-Troop zamanla The Bushwackers adını aldı. Gasp, darp, hırsızlık, adam yaralamak sıradan işler haline geldi. Özellikle Millwall taraftarları, işsizlik ve cehalet çemberindeki yeni yetme gençleri etraflarında toplayarak her maçta olay çıkardılar. Devlet bu grupları yakından takibe başladı. Başbakan Thatcher onları "hayvanlar" olarak adlandırıyordu. Bu süregiden olay çıkarma serisi, BBC'nin Panorama programının konusu bile oldu.

Millwall taraftarları ırkçı ve aşırı sağcı ilan edildi. Hemen her takımın taraftarıyla çatışan bu grup, bu yüzden dışlanıldıklarını hissetti ve ünlü "Kimse bizi sevmiyor, umurumda değil" sloganı dillere dolandı.

1980'lerde holiganlık akımı oluştu. Her futbol takımının bir holigan taraftar grubu vardı.

Inter City Firm de 1978 yılında West Ham taraftar gruplarını bir araya getiren bir oluşum olarak Cass Pennat tarafından hayata geçirildi. Bu grubun özelliği, holiganlık alt kültürüne yaratıcı yenilikler katmasıydı. Bir kavgadan sonra "Tebrikler, ICF ile tanıştınız" diye kartvizit bırakması, kısa sürede tüm İngiltere'ye yayıldı ve kullanılan bir göz korkutma biçimi oldu.

Kavgalar zamanla uluslararası maçlara da taşındı. Bunların en bilinen örneği Heysel Faciası'dır. Liverpool ile Juventus'un Belçika'daki Heysel Stadyumu'nda oynayacağı maç öncesinde Liverpoollu taraftarların Juventus tribününe saldırması sonucunda 39 kişi ezilerek hayatını kaybetmişti.

Kıta Avrupası da holiganlıktan etkilendi.

West Ham ve Millwall arasındaki rekabet de 70'ler ve 80'ler boyunca giderek sertleşti. Karşılaştıkları her maç öncesi ve sonrasında olaylar çıktı. Hatta karşılaşmadıkları sezonlarda birbirlerinin maçlarına gidip rakiplerini desteklediler, taraftar grupları arasında çatışma çıkarttılar. Böylece uzayıp gitti.

2009-2010 sezonunda Upton Park İsyanı olarak anılan olaylar zincirinde 20'den fazla taraftar bıçaklarla, muştalarla, sopalarla yaralandı. Sokaklar savaş alanına döndü. Polis raporlarında olay, planlı ve programlı bir şiddet olayı olarak değerlendirildi. Birçok tutuklama oldu.

2012 yılında 14 yıl ara verilecek serinin son maçı oynandı. Bu sefer saha içi, saha dışından daha sert oldu. Kırmızı karta rağmen West Ham maçı kazanmayı başardı.

Dünkü maç ile bu fasıl kapandı ve yoğun güvenlik önlemleri neticesinde olaysız bitti.

Rekabet çok sayıda filme ve belgesele konu oldu. En çok bilinen örneği de Yeşil Sokak Holiganları filmidir. İşte tam bu yüzden dünyanın daha çok ilgisini çeken büyük bir rekabet ve turistik olaydır Millwall-West Ham United maçları.

İlerideki bir yazıda da Türkiye'deki taraftar çatışmalarını inceleyelim. Ne dersiniz?


Diğer köşe yazıları

HERKES BENDEN HESAP SORUYOR

Herkes benden hesap soruyor. Ben de dünyadan... *** Yaşamayı çok sevdiğimi düşünüyordum. Anneannem evin içindeydi o zamanlar. Körebe gibiydi hayat. Ebeledin mi gözlerin açılırdı.

25 Eylül 2026 Cuma 11:48 makaleler

14 YILLIK HASRET BİTTİ

Millwall ve West Ham United arasındaki çekişmenin uzun bir tarihi var. On dört yıl sonra iki kulüp İngiltere Şampiyonluk Ligi'nde tekrar karşılaştı. Sahadaki rekabetten çok saha dışındaki kavgalarıyla ünlü bu çekişmeye yakından bakalım.

21 Eylül 2026 Pazartesi 17:52 makaleler

ORTA VADELİ PLAN

Plan değil, pilav demişti Demir Kırat yıllar yıllar önce. Vatandaşın umurunda olmasa da plan yapmaktan vazgeçmedi Türkiye Cumhuriyeti. Sonuçta bir bütçe olacaktı, ülkenin büyümesi gerekiyordu ve en önemlisi sermaye birikmeliydi.

10 Eylül 2026 Perşembe 20:35 makaleler

BEYLER BAYANLAR

Sigaradan nefret ediyorum beyler bayanlar. Şöyle bir yakıyorsun, derin derin içine çekiyorsun, ucunda küller uzuyor. Küllüğe doğru bir hamle yapıyorsunuz, kül pat diye yere düşüyor... Etraf kirleniyor. İşte bundan nefret ediyorum...

02 Eylül 2026 Çarşamba 09:05 makaleler

TRANSFERLER

Süper Lig yeni sezonu başladı. Lige yeni yükselen takımların yanında dört büyüklerin de etrafa para saçarcasına transfer yaptığını bütün bir yaz boyunca gazetelerden, televizyonlardan takip ettik.

20 Ağustos 2026 Perşembe 18:57 makaleler