14 YILLIK HASRET BİTTİ
Herkes benden hesap soruyor. Ben de dünyadan... *** Yaşamayı çok sevdiğimi düşünüyordum. Anneannem evin içindeydi o zamanlar. Körebe gibiydi hayat. Ebeledin mi gözlerin açılırdı.
Millwall ve West Ham United arasındaki çekişmenin uzun bir tarihi var. On dört yıl sonra iki kulüp İngiltere Şampiyonluk Ligi'nde tekrar karşılaştı. Sahadaki rekabetten çok saha dışındaki kavgalarıyla ünlü bu çekişmeye yakından bakalım.
Maçtan saatler önce, sabah 9 civarında, Millwall'un
maçlarını oynadığı stadyum The Den'e yakın Anchor Sokağı'ndaki ünlü Blue Anchor
Barı ve hemen elli metre altındaki The Old Bank Barı tıklım tıklım. Millwall
destekçileri erkenden içkilerini içmeye başlamışlar. Millwall fanatiklerinin
ünlü "Kimse bizi sevmiyor, umurumuzda değil" sloganları hafiften
duyuluyor.
Maç saatine yakın, maçın oynanacağı The Den'e gruplar sakin
bir şekilde gitmeye başlıyor. O sırada South Bermondsey Tren İstasyonu'nda inen
West Ham United taraftarları, kalabalık polis kordonunun korumasında stada
doğru gelmeye başlamışlar. Millwall taraftarları bunu görünce hareketleniyor.
Küfürler havada uçuşmaya, özellikle kadın taraftarların el hareketleri
fazlalaşmaya başlıyor.
Millwall-West Ham derbisi, saha içi rekabet açısından
dünyanın en önemli derbilerinden biri değil. Buna rağmen taraftarlar arası
kavga derbilerinden biri olarak ilk beşe girebilecek bir derbi. Bu yüzden
dünyanın ilgisini çekiyor. Kökeni yüzyıldan fazla bir zamana uzanıyor.
The Den'in dışında, özellikle "Dockers Stand"
diye adlandırılan tribünler en fanatik Millwall gruplarından birini ağırlıyor.
Konuk takım tribünü The Dockers'ın hemen sağında kaldığından, Millwall
taraftarları rakip destekçileri ürkütmek ve korkutmak için giriş kapılarına
doğru çeşitli hareketler düzenliyor. Psikolojik üstünlük için yapılan bu
hareketler, maçı kazanacaklarından emin West Ham taraftarında fazla bir etki
yaratmıyor.
Geleneksel olarak taraftarlar maçtan çok çatışmaya odaklı
olmalarına rağmen, polisin aldığı sıkı tedbirler ve günler öncesinden taraftar
gruplarına yapılan çağrılar etkisini gösteriyor.
Maça uzun boylu ve adaleli kadrosuyla 4-2-3-1 dizilişiyle
çıkıyor Millwall. West Ham United ise klasik 4-4-2 tercihiyle sahada.
Millwall ilk saniyelerden başlayarak rakibine baskı
kuruyor. West Ham bu atakları geri teptiremiyor. Kaleyi bulan ilk şut 4. dakika
içinde geliyor. Millwall, sol kanadından Raconte'a aşırılan paslarla kendine
alan buluyor. Peş peşe gelen ataklarda 16. dakika içinde Dykes, ceza sahasının
içinde Hermansen'in sağından sağ ayakla vuruyor. Kaleci güzel bir refleksle
topu çeliyor. Top Raconte'un önüne düşüyor. Yakın mesafeden tekrar kalecinin
refleksine takılan top ters yöne uçuyor ve Kilman'ın üstünden aşıp Taylor'un
önüne düşüyor. Taylor da sakin bir vuruşla golü buluyor. Aslanlar 1-0 öne
geçiyor.
Çekiçler golden sonra toparlanacak diye beklenirken
Millwall bastırmaya devam ediyor. Maçın başından beri fiziksel yapısını
kullanarak West Ham'a karşı psikolojik üstünlük yaratmaya çalışan Aslanlar, ilk
yarının sonuna doğru beş tane kaleyi bulan şut bulmalarına rağmen gerçek bir
üstünlük yaratamıyor. Bunda West Ham'ın oyuncusu Engels'in büyük payı var.
Mukasa, Bowen, Taty sürekli top kayıpları yaşarken, soyadına uygun bir şekilde
işçi sınıfının temsilcisi sayılan Çekiçleri ayakta tutan isim oluyor Engels.
İlk yarının sonunda yine sol kanattan uzun bir topla gelen
Millwall, defansın kafayla havalandırdığı topu Skyes'ın sert bir volesiyle
kaleye doğru gönderiyor ama direkten seken top Mavrapanos'un önünde kalıyor.
Pozisyonun ilerleyen kısmında top taca gidiyor ve fiziksel üstünlüğünü uzun
taçlarla göstermek isteyen Millwall, topu ceza sahası içine fırlatıyor. Defans
oyuncularının eli ayağına dolaşıyor. Bu sefer de Belfast doğumlu Neghli
önündeki topa dokunup soyunma odasına takımını 2-0 önde götürüyor.
Devre arasında West Ham taraftarının yüzü gülmüyor, sesi
çıkmıyor. Oynanan oyun, şampiyonluk bekleyen taraftar için tam bir hayal
kırıklığı. Millwall taraftarları ise çok mutlu. Üst lige çıkmaktan çok West
Ham'ı evire çevire yenmeyi tercih edecek fanatik taraftarlar gülüp eğleniyor,
The Dockers'dan kale arkasındaki West Ham taraftarına, ünlü Inter City Firm
grubuna atıf yaparak "Neredesiniz?" diye soruyor.
İkinci yarıya West Ham iki değişiklikle başlıyor. Defansta
Raconte'a karşı varlık gösteremeyen Walker-Peters yerine Kanté'yi, ofansta da
savunmacılara karşı hareket üretemeyen Piroe yerine Pablo'yu tercih ediyor
Menajer Nuno Espirito Santos.
Bu takımda bir fark yaratmışa benzemiyor taraftar için.
Buna rağmen sol kanatta Raconte hareketliliği duruyor ve West Ham daha fazla
topa sahip olmaya başlıyor. Nitekim 53. dakikada Jarod Bowen'ın ceza sahası
dışından çektiği şut, Aslanlar'ın kalecisi Marshall'ın ellerinden sekiyor. O
yöne hızlı bir koşu yapan defans oyuncusu Kante, Marshall'ın hızlı ikinci
müdahalesiyle topa dokunsa da sonuç alamıyor. Oyuncular için üzücü ama taraftar
için heyecanlandırıcı bir gelişme oluyor.
59'da ilk yarının gözde ismi Engels sert bir şutla kaleyi
yokluyor. Şut gidip dev cüsseli Cooper'un suratında patlıyor. Geri dönen topu
günün kötü isimlerinden Mukasa dışarı vuruyor. Cooper kendini yere atıp sağlık
ekiplerinin gelmesini bekliyor. Maç başından beri fiziksel üstünlüğüyle rakibi
tahrik edip duran Cooper, Millwall taraftarının istediği sert çocuk duruşunu
yitiriyor. Bu durum, West Ham'ın peş peşe ataklarından hemen önce olmasıyla
dikkat çekiyor.
67'de Bowen, milli formayı neden hak ettiğini gösteriyor.
Sağ kanattan topu alıp hızlı driplingiyle defansı şaşırtıyor ve Pablo'ya topu
havadan ulaştırıyor. Pablo iyi yükselmesine karşın kalecinin müdahalesiyle
karşılaşıyor. West Ham için işler yolunda gitmeye başlıyor. Kaleyi ilk yarıda
yoklayamayan Çekiçler, ikinci yarıda üçüncü kez çerçeveyi bulmuş oluyor.
68'de istediği oyunu sahaya yansıtamayan Mukasa çıkıyor,
yerine Austbo giriyor. Bu da West Ham'ın oyununda etkili oluyor. Aslanların
menajeri Neil, orta sahadan Sykes'ı alıp defansa takviye amaçlı Baggott'u oyuna
sürüyor. Oyunun kontrolünü eline geçiren Çekiçler, tek kale maça başlıyorlar
bir süreliğine.
74'te beklenen gol geliyor. Sol kanattan gelen Engels, ceza
sahasının hemen dışında sağ ayağının dışıyla topu Pablo'ya aktarıyor. Pablo gol
vuruşu hakkını kullanmak yerine sağ ayağıyla Kante'ye topu aktarıyor. Yaklaşık
otuz metreden sert bir vuruşla kaleci Marshall'ın sağına gönderdiği topla golü
buluyor Kante. West Ham tribünleri ayağa kalkıyor. Millwall tribünlerinde
suskunluk ve endişe var.
77'de Bowen ceza sahası içinden kaleyi yokluyor. Kaleci
kornere göndermeyi başarıyor. İlk yarıda korner atamayan West Ham'ın altıncı
korneri oluyor bu.
78'de Austbo, Kante'nin golü bulduğu noktanın biraz daha
gerisinden şansını deniyor. Tekrar korner. Kazanılan kornerden atılan topu
defans geri çeviriyor ve az önce Austbo'nun şansını denediği yerden Kante,
ikinci kez fileleri havalandırmak için sert vuruyor. Bu sefer top defansın
kafasına çarpıp West Ham tribünlerine uçuyor: Korner.
Sağ kanattan gelen peş peşe kornerler Millwall defansını
yoruyor. Korneri bu sefer yakınında bekleyen Salomon'a yollayan Bowen, ofsayta
düşmemek için geriye koşu yapıyor. Bu, defansta bir refleks boşluğuna yol
açıyor. Bunu değerlendiren Salomon, içeriye doğru süzülerek topu Mavropanos'a
doğru aşırıyor. 1.99'luk kule Cooper'u aşan top, Mavrapanos'un kafasından
ağlarla buluşuyor. Dakikalar 80'i gösteriyor.
Mavrapanos formasını çekiştirerek West Ham tribünlerine
koşuyor. Taraftar çılgınca tribünlerin alt basamaklarına toplanıp coşuyor.
Mavrapanos'un gelen küfürlere doğru yönünü dönüp hırslı ve mutlu bir şekilde
formasını çekiştirerek gösterdiği tepkiyi Pablo sakinleştirip Mavro'nun kendi
tribününe dönmesini sağlıyor. Millwall taraftarı, çıldıran West Ham
taraftarıyla atışmaya başlıyor.
Mavrapanos'un, Nuno geldiğinden beri başlayan ileriye
çıkışlarında bu seneki dördüncü başarısı oluyor bu gol. Uzun boyunu iyi
kullanarak son üç haftada birçok takımdan daha fazla golü buluyor Yunan oyuncu.
Defans güvenliğini sağlayan Kante ve Mavrapanos'un yedi haftada toplamda yedi
golleri var. Bu, bir takım için çok iyi bir katkı.
Golün ardından Neil, hücumda ikinci yarıda istediği
pozisyonları bulamayan Arconte'u çıkarıp yerine Lisbei'yi, yüklenen West Ham'ı
durdurmak için de orta sahadan Metcalfe'ı alıp yerine ofansı güçlendirecek
Servais'ı oyuna dahil ediyor.
Çekiçler, üçüncü gol heyecanıyla Aslanlar'ın kalesine
yükleniyor.
89'da yine Millwall yarı sahasına yüklenen West Ham, geriye
attıkları pasla oyunu kurmaya çalışıyor. Kante'nin kararsızlığıyla Millwall'da
oyuna yeni giren Lisbie, orta noktada topu çalarak hızla kaleye götürüyor topu.
Kante arkada kaldığından tek yapabileceği şeyi yapıyor; Lisbie'nin formasını
çekip ceza sahasına girmeden oyuncuyu düşürüyor. O ana kadar sahanın en iyisi
sayılabilecek Kante oyun dışı kalıyor. İkinci yarıda bir kez şut çekebilmiş
Millwalllılar galibiyet sayısını düşünmeye başlıyorlar. Kullanılan serbest atış
tribünlere gidiyor.
Bu dakikadan itibaren Millwall gol için yüklenmeye
çalışıyor. Nuno Santos hücumdan Taty'yi alıp orta sahaya Orford'u, Neil de orta
saha değişikliğiyle Mazou-Sacko yerine Cundle'ı oyuna alıyor. Son dakikalar
taktik hamlelerle geçiyor böylece.
90+3'te kazandığı korner atışında ceza sahası içinde kaleyi
bulamayan bir şutla beraberliğe razı oluyor Millwall.
Beraberlik West Hamlıların işine gelirken Millwalllıları
üzüyor.
İlk yarıda daha iyi olmalarına rağmen ikinci yarıda skoru
koruyamayan Millwall oyuncuları, maç bitiminde rakipleriyle itişip kakışmaya
başlıyor. Seyirci için beklenen tepki de bu. Tribünler coşuyor. Kaptan Jarod
Bowen da sakin bir şekilde takımını toplayıp taraftarlarının olduğu tribüne
götürüyor.
Millwall-West Ham yerel derbisini saha içindeki
enstantanelerle anlatmak, bu rekabetin büyüklüğünü kavratmaya uygun olmaz. O
yüzden biraz eskileri anlatmakta fayda var.
Her iki takımın köklerinde doklarda çalışan liman işçileri
var. İki takımın sahaları arası o zamanlar 5 kilometre civarı. Aynı işi yapan
işçiler, rakip firmalar yüzünden ufak çaplı gerginlikler yaşıyorlardı. Zamanla
her iki takım da sahasını başka yere taşıdı. Yine de fazla uzaklaşmadılar.
1920'lerde rekabetin sertliğini artıran bir gelişme
yaşandı. Şehir efsanesine göre, Genel Grev sırasında Millwall taraftarı olan
işçiler grevi terk edip işlerinin başına döndü. Bu, grevdeki West Ham
işçilerini kızdırdı. Sık sık Millwall işçilerine saldırmaya başladılar.
İlerleyen zamanda saha dışındaki bu olay büyüdü ve bir West Ham taraftarının
dövülerek öldürülmesiyle zirveye çıktı.
Bu olaydan birkaç sene sonra East End Cup düzenlendi. East
End, Londra'nın doğu kısmını işaret eden bir mahalle. İki takımın da bu bölgede
olması, saha dışındaki çatışmayı tribünlere taşıdı. Maça gitmek için hazırlanan
her iki grup, sayıların binlerle ifade edildiği bir sokak savaşına katıldı. Beş
West Ham taraftarı hayatını kaybetti. Bu olaydan sonra tarihin bu kayda değer
yerel derbisi önem kazandı.
İkinci Paylaşım Savaşı'nın ardından endüstri bölgelerinde
yaşayan fakir halkın ilgi ve rahatlama alanları barlar (pub) ve sahalar (pitch)
oldu. 1950'lerde İngiltere'de fakir mahallelerde çeteleşme görülmeye başlandı.
Suç oranları yavaş yavaş artışa geçti. Futbol taraftarları da gruplar
oluşturmaya, o gruplar üzerinden suça bulaşan çeteler kurmaya başladı. İşçi
sınıfı içinde gelişen yoz ilişkiler, kendini ifade biçimi olarak kavgaları
seçti. Bu ayrışma, bir yerde hızla sanayiyi yeniden kurup büyük kârlar elde
etmeye çalışan patronlar sınıfı için başarıydı.
1960'larda taraftar grupları kurumlaşmaya başladı. 1966'da
İngiltere'nin Dünya Kupası'nı kazanması bir mutluluk yarattı ama bugün
holiganizm dediğimiz kültürü de geliştiren bir olay oldu. Bu, incelenmesi
gereken sosyolojik bir olgudur.
1970'lerde artık alt kültürler oluşmuştu ve bu futbol
taraftarlığında kendine yer edindi. Millwall'un F-Troop'u, West Ham'ın Inter
City Firm'ı, öne çıkan her maça gidip olay çıkaran çetelerdi. F-Troop zamanla
The Bushwackers adını aldı. Gasp, darp, hırsızlık, adam yaralamak sıradan işler
haline geldi. Özellikle Millwall taraftarları, işsizlik ve cehalet çemberindeki
yeni yetme gençleri etraflarında toplayarak her maçta olay çıkardılar. Devlet
bu grupları yakından takibe başladı. Başbakan Thatcher onları "hayvanlar"
olarak adlandırıyordu. Bu süregiden olay çıkarma serisi, BBC'nin Panorama
programının konusu bile oldu.
Millwall taraftarları ırkçı ve aşırı sağcı ilan edildi.
Hemen her takımın taraftarıyla çatışan bu grup, bu yüzden dışlanıldıklarını
hissetti ve ünlü "Kimse bizi sevmiyor, umurumda değil" sloganı
dillere dolandı.
1980'lerde holiganlık akımı oluştu. Her futbol takımının
bir holigan taraftar grubu vardı.
Inter City Firm de 1978 yılında West Ham taraftar
gruplarını bir araya getiren bir oluşum olarak Cass Pennat tarafından hayata
geçirildi. Bu grubun özelliği, holiganlık alt kültürüne yaratıcı yenilikler
katmasıydı. Bir kavgadan sonra "Tebrikler, ICF ile tanıştınız" diye
kartvizit bırakması, kısa sürede tüm İngiltere'ye yayıldı ve kullanılan bir göz
korkutma biçimi oldu.
Kavgalar zamanla uluslararası maçlara da taşındı. Bunların
en bilinen örneği Heysel Faciası'dır. Liverpool ile Juventus'un Belçika'daki
Heysel Stadyumu'nda oynayacağı maç öncesinde Liverpoollu taraftarların Juventus
tribününe saldırması sonucunda 39 kişi ezilerek hayatını kaybetmişti.
Kıta Avrupası da holiganlıktan etkilendi.
West Ham ve Millwall arasındaki rekabet de 70'ler ve 80'ler
boyunca giderek sertleşti. Karşılaştıkları her maç öncesi ve sonrasında olaylar
çıktı. Hatta karşılaşmadıkları sezonlarda birbirlerinin maçlarına gidip
rakiplerini desteklediler, taraftar grupları arasında çatışma çıkarttılar.
Böylece uzayıp gitti.
2009-2010 sezonunda Upton Park İsyanı olarak anılan olaylar
zincirinde 20'den fazla taraftar bıçaklarla, muştalarla, sopalarla yaralandı.
Sokaklar savaş alanına döndü. Polis raporlarında olay, planlı ve programlı bir
şiddet olayı olarak değerlendirildi. Birçok tutuklama oldu.
2012 yılında 14 yıl ara verilecek serinin son maçı oynandı.
Bu sefer saha içi, saha dışından daha sert oldu. Kırmızı karta rağmen West Ham
maçı kazanmayı başardı.
Dünkü maç ile bu fasıl kapandı ve yoğun güvenlik önlemleri
neticesinde olaysız bitti.
Rekabet çok sayıda filme ve belgesele konu oldu. En çok
bilinen örneği de Yeşil Sokak Holiganları filmidir. İşte tam bu yüzden dünyanın
daha çok ilgisini çeken büyük bir rekabet ve turistik olaydır Millwall-West Ham
United maçları.
İlerideki bir yazıda da Türkiye'deki taraftar çatışmalarını
inceleyelim. Ne dersiniz?










