Aydın Erten'in Adı Kimin Tekelinde?
Gültepe'nin halkçı belediye başkanı Aydın Erten'in adı İzmir'in siyasal hafızasında özel bir yer edinmiştir. 10 Ağustos 2000 tarihinde hayatını kaybetmesinin ardından her yıl adına anmalar düzenlenmeye başlamıştır.
Gültepe’nin
halkçı belediye başkanı Aydın Erten’in adı İzmir’in siyasal hafızasında özel
bir yer edinmiştir. 10 Ağustos 2000 tarihinde hayatını kaybetmesinin ardından
her yıl adına anmalar düzenlenmeye başlamıştır. Ve bu anmalar günümüzde de
devam etmektedir.
Yıllardır
düzenlenen bu anmaların biçimi büyük ölçüde değişmemektedir. Gültepe’de mezarı
başında tören, ardından panel, söyleşi ya da konser… Yerel yöneticiler,
belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri ve dernekler programlarda yer
alıyor. Fakat burada asıl sorulması gereken soru şu; Gültepe halkı bu
anmaların neresinde?
Aydın Erten’in
adını duyan ama onun nasıl bir belediye başkanı olduğunu, hangi koşullarda
halkçı belediyecilik yaptığını bilmeyen çok sayıda insan var. Gültepe’de
yaşayan gençlerin, çocukların, yılar içinde bölgeye göç eden insanların Aydın
Erten’in hikayesiyle buluşturulması gerekirken, anmalar çoğu zaman aynı
çevrelerin ve aynı isimlerin bir araya geldiği törenlere dönüşüyor. Oysa Aydın
Erten’i anmak, birkaç kişinin yılda bir kez mezarı başında buluşmasından çok
daha fazlasını gerektiriyor.
Bu yılki anmada
yaşananlar ise meseleyi daha da düşündürücü hale getirdi. Kimin konuşacağı
tartışıldı, protokolde kimin nerede duracağı üzerinden gerilim yaşandı. Oysa
bir anmanın, Aydın Erten’in adına yakışması için, barışçıl, kapsayıcı ve
kimseyi dışlamayan bir anlayışa sahip olması gerekmez mi?
Kim olursa
olsun, farklı görüşlerden insanlar bir anma programında yer bulabilmeli.
Protokol kişisel hesaplaşmaların ve siyasi güç gösterilerinin alanına
dönüştürülmemelidir. Aydın Erten’in adı hiç kimsenin tekelinde değildir. Ne bir
kişinin, ne bir partinin, ne bir belediye başkanının ne de bir derneğin
mülküdür.
Aydın Erten’in
mirası Gültepe’nindir. İzmir’indir; halkçı belediyeciliğe sahip değer veren
herkesindir. Tam da bu nedenle Aydın Erten anmalarının belirli çevrelerin, aynı
isimlerin ve dar bir grubun tekelinden çıkarılması gerekiyor. Aydın Erten’in
adını yaşatmak istiyorsak, onu daha fazla insanla buluşturmalı, farklı
düşüncelere ve farklı kuşaklara açmalıyız.
Çünkü daha da
büyük bir çelişki de burada ortaya çıkıyor. Bugün Aydın Erten’i anma
programlarında yer alan bazı isimlerin halkçılıkla uzaktan yakından ilgisi yok.
Halkın çıkarlarını değil kendi siyasi ve kişisel hesaplarını önceleyen,
toplumsallıktan uzak bir anlayışın temsilcileri, yılda bir gün Aydı Erten’in
mezarı başında durarak onun mirasına sahip çıkmış olmuyor. Aydın Erten’in
“halka dağıttığı arsalar yüzünden kentsel dönüşümün gerçekleştirilemediğini”
söyleyenlerin ardından hiçbir şey olmamış gibi anma programlarında yer almaları
da çelişki değil midir?
Bir yanda o
dönemin koşulları da göz önüne alınarak Aydın Erten’in halk için yaptığı
uygulamaları eleştirip diğer yandan da yılda bir gün onun adını kullanmak,
mirasına sahip çıkmak değil; mirası kendi siyasi görüntüsüne eklemlemektir.
Aydın Erten’i
anmak kolaydır. Zor olan, onun halktan yana cesaretini, emekten yana
duruşunu ve mücadeleci belediyecilik anlayışını bugün savunabilmektir.
Halkçılık,
mezar başında yapılan bir konuşmayla, kürsüde kurulan birkaç cümleyle ya da
verilen bir fotoğrafla ölçülemez. Halkçılık; belediyenin kaynaklarını nasıl
kullandığınızda, rant karşısında nerede durduğunuzda, emekçiye ve yoksula nasıl
baktığınızda, mahalle halkının karar süreçlerine ne kadar katıldığında
kendisini gösterir.
Bu yüzden Aydın
Erten’i anmanın da biçimini değiştirmek gerekiyor. Neden her yıl Aydın Erten
adına gençlik festivali düzenlenmesin? Neden Türkiye’nin farklı
kentlerinden belediyecilik deneyimlerinin buluştuğu, farklı halkçı
belediyecilik anlayışlarının tartışıldığı kapsamlı bir belediyecilik
sempozyumu yapılmasın? Neden şiir günleri, çocuk ve gençlik etkinlikleri,
mahalle buluşmaları düzenlenmesin? Aydın Erten’in adı neden yalnızca ölüm yıl
dönümünde anılan bir başkan olmaktan çıkarılıp, yıl boyunca yaşayan bir kültür
ve dayanışma alanına neden dönüşmesin ki? Bunlar Aydın Erten’in adına çok daha
fazla yakışır.
Hiç kimse
kusursuz değildir ve elbette Aydın Erten de kusursuz değildi. Ama onun mirasını
değerli kılan, halktan yana durabilmesi, emekten yana tavır almasıydı.
Peki bugün
dönüp kendimize baktığımızda bizim siyasetimizde “Aydın Erten’den Ne var?”
Eğer cevabımız sadece öldüğü gün yapılan bir konuşma ve birkaç fotoğraftan
ibaretse ortada anma değil gösteri vardır. Ve onu adı kimsenin vitrini
değildir.
Gerçekten onu
anacaksak; onu değerlerine sahip çıkalım ve onun mirasını yeniden üretelim.










