Siyasette Şiddetsiz Dil ve Demokrasi
Melike Sargın
sargin.melike@gmail.com

Siyasette Şiddetsiz Dil ve Demokrasi

Siyaset felsefesi bize şunu öğretir: Demokratik mücadele yalnızca iktidara karşı verilmez; insanın içindeki tahakküm arzusuna karşı da verilir.

24 Temmuz 2026 Cuma 19:32 makaleler

Siyaset felsefesi bize şunu öğretir: Demokratik mücadele yalnızca iktidara karşı verilmez; insanın içindeki tahakküm arzusuna karşı da verilir. Çünkü güç, denetlenmediğinde yalnızca karşı tarafı değil, insanın vicdanını da dönüştürür. Bugün siyasette yaşadığımız en büyük sorunlardan biri de fikirlerin değil, kimliklerin savaştırılmasıdır.

Son zamanlarda yaşadığımız süreci göz önüne alarak mutlak butlanı ele alalım. Karşı olmak ya da karşı olamamak, mutlak butlanı eleştirmek ama bir yandan da kendinizi ait hissettiğiniz partide siyaset yapmaya devam etmek neden insanları kutuplaştırıyor? Tamamen bir tarafın içinde olmak ya da düşman edilmek ile karşı karşıya kalınması düşündürücü. Elbette insanlar saf tutabilir. Ancak muhalefetin kendi içinde bölünmesi, asıl mücadele edilmesi gereken alanın boş bırakılmasına ve enerjinin iç çatışmalara yönelmesine neden oluyor. Diğer yandan yalnızca bir yerde durmanız da yetmiyor. Seçtiğiniz tarafın tüm doğrularını ve tüm yanlışlarını sorgusuz kabul etmeniz bekleniyor. Çünkü mesele “İktidarın yargı gücüyle halk iradesine müdahalesi” olarak tanımlanıyor ve önce buna karşı birlik olunması gerektiği söyleniyor. Ancak bu yaklaşım, parti içindeki kırıcı, dışlayıcı ve çirkin dili görünmez kılamaz.

 

Şiddetsiz iletişim yalnızca bireysel ilişkilerde değil, siyasette de bir zorunluluktur. Çünkü kullanılan dil yalnızca bugünü değil, yarının siyasal kültürünü de inşa eder. Hakaretin normalleştiği yerde fikir üretilemez, tehdidin olduğu yerde ortak akıl gelişmez. İnsanları korkutarak değil, ikna ederek yan yana getirebilirsiniz. İnsanları siyasal bir linç kültürünün içine çekmek, siyasi rekabeti düşmanlığa dönüştürmek ve mafyavari bir üslupla tehditler savurmak partilere zarar verir. Çünkü bu noktada aslolan kişiler değil; parti, partinin üyeleri, demokrasi kültürü ve halkın geleceğidir.

 

Demokrasi sadece dış müdahalelere karşı durmak değildir; kendi içindeki sorunlarla da yüzleşebilme cesaretidir. Bireyler herhangi bir olumsuz siyasi gelişmeye karşı olup aynı zamanda yaşananları sorgulayabilir. Demokrasi biat kültürü değil; düşünce özgürlüğü kültürüdür.

Bugün siyasetin dili giderek daha da sert ve tehditkar bir hale geliyor. Siyasetin dili, toplumun diline ve bireyler arasındaki iletişim diline de yansıyor. Partilerin ve partilerin birbirlerine “Barındırmayacağız”, “Sileceğiz”, “Listeye alacağız” gibi ifadeler sarf etmesi demokratik siyasetin dili değildir. Partinin temsilcileri, partinin emekçileri içinde bireylerin fiziksel özelliklerini hedef alan bireyi aşağılamak için kullanılan benzetmeler de siyasetin dili değildir. Bu dil korkunun dilidir. Bu dil demokratikleşme yolunda engel bir dildir.