Demokrasi Önce Partide Başlar
‘Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurudur.' Bu ifade demokratik siyasal sistemlerin temel kabullerinden biridir. Ancak son yıllarda bu tanımın giderek aşındığı görülmektedir. Demokrasiler güç kaybetmektedir. Bunun önemli sebeplerinden biri i
Siyasi Partiler Neden Güç Kaybediyor?
‘Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurudur.’ Bu
ifade demokratik siyasal sistemlerin temel kabullerinden biridir. Ancak son
yıllarda bu tanımın giderek aşındığı görülmektedir. Demokrasiler güç
kaybetmektedir. Bunun önemli sebeplerinden biri ise siyasi partilerdeki
kurumsal yozlaşmadır. Bu yozlaşmanın tüm nedenlerini belirlemek zordur fakat
daha güçlü bir demokratik yapının oluşturulması açısından göz önüne alınması
gerekmektedir.
Max Weber siyaseti “Her türde bağımsız önderlik edici etkinliği kuşatan” olarak tanımlar. Bu tanım, siyasi partilerin yalnızca seçimlere katılan örgütler olmadığını; aynı zamanda demokratik temsilin, siyasal katılımın ve toplumsal taleplerin taşıyıcısı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu anlayış zayıfladığında, sorgulanması gereken kurumların başına siyasi partileri koymamız gerekir.
Partilerde yaşanan şeffaflık sorunları, hesap verilebilirlik eksikliği, liyakatten uzaklaşma ve parti içi demokrasinin zayıflaması yalnızca örgütleri değil, demokrasinin niteliğini de olumsuz etkilemektedir. Aday belirleme süreçlerindeki kapalı yöntemler, sosyal medyanın manipülatif etkisi, seçim kampanyalarındaki belirsizlikler, partilerin halka verdikleri sözlerin uygulanabilirliğinin sorgulanması, partilerin temsil gücünü zayıflatmaktadır.
Demokrasi ve siyasi parti ekseninde bir kavrama daha
değinmek gereklidir. Popülist anlayış demokrasiyi ve partileri olumsuz yönde
etkilemektedir. Demokrasi, popülist söylemler karşısında kırılgan bir yönetim
biçimidir. Popülist anlayış çoğulculuğu zayıflatır ve farklı görüşleri tehdit
olarak görür. Farklı görüşlerin tehdit olarak görülmesi ve hatta farklı
seslerin susturulması halkı, seçmeni tek tip bir düşünceye hapsedebilir. Demokratik kurumların korunabilmesi için
siyasi partilerin iç yapılarını katılımcılık, şeffaflık ve hesap verebilirlik
ilkeleri doğrultusunda güçlendirmesi gerekir.
Parti İçi Demokrasi Tercih Değil, Zorunluluktur
Parti içi demokrasinin öneminden bahsederken bir yandan da
bir siyasi partinin tam olarak ne anlama geldiğini de bilmeliyiz. Siyasi
partiler; ortak bir program veya ideoloji etrafında bir araya gelen, kamu
politikaları üreten, seçimlere katılan, siyasal iktidara talip olan ve
toplumsal talepleri siyasal sisteme taşıyan kurumlardır. Partiler, halkın
siyasal katılımını arttırmaktan ve alternatif politikalar üretmekten
sorumludur.
Demokrasi yalnızca seçim sandığına indirgenebilecek bir
yönetim biçimi değildir. Karar alma süreçlerine katılım, çoğulculuk, eleştiri
hakkı ve birlikte yaşama kültürü demokrasinin ayrılmaz parçalarıdır. Bu nedenle
bir ülkede demokrasinin varlığını görmek istiyorsak siyasi partilerin iç
işleyişine bakmamız gerekecektir.
Parti yönetimlerinin görevi üyeleri yalnızca seçim
dönemlerinde çalışan gönüllüler olarak görmemeli; karar alma süreçlerinin asli
öznesi haline getirmelidir. Parti üyelerinin görüşlerinin dikkate alınması,
aday belirleme süreçlerinin şeffaf yürütülmesi ve yerel örgütlerin karar
mekanizmalarına etkin katılması önemlidir.
Katılımcılık ve Nitelikli Üye
Siyasi partiler çoğu zaman üye sayılarıyla övünmektedir.
Oysa önemli olan nicelik değil, üyelerin siyasal yaşama ne ölçüde
katılabildiğidir. Nitelikli üyelik; partinin ilkelerini bilen siyasal
okuryazarlığı gelişmiş, toplumsal sorunlara duyarlı, eleştirebilen ve çözüm
üretebilen bireylerden oluşur. Siyasi parti üyeliği yalnızca üye kartı
taşımaktan ibaret olamamalıdır. Bu nedenle siyasi partiler üyelerine düzenli
siyaset akademileri, yerel yönetim, hukuk, ekonomi, iletişim, insan hakları ve
demokrasi eğitimleri sunmalıdır. Eğitim almayan ve karar alma süreçlerine
katılamayan üyeler zamanla yalnızca seçim döneminde hatırlanan bir emek gücüne
dönüşür. Özellikle gençlerin, kadınların sembolik değil, gerçek anlamda karar
mekanizmalarında temsil edilmesi demokratik katılımın en temek koşullarından
biridir.
Güçlü Denetim ve Şiddetsiz İletişim
Partilerin en önemli güvencelerinden biri güçlü denetim mekanizmalarıdır. Denetim yalnızca mali işlemlerin incelenmesi değildir. Etik kuralların uygulanması, liyakat ilkesinin korunması, görev dağılımında adaletin sağlanması ve yöneticilerin hesap verebilir olması da denetimin ayrılmaz parçalarıdır. Kuralların kişiye göre değiştiği yapılarda güven duygusu zedelenir ve örgütsel aidiyet zayıflar.
Bir diğer önemli konu ise siyasi partilerde iletişim kültürüdür. Son yıllarda kutuplaştırıcı ve ötekileştirici dil yalnızca toplumda değil, siyasi partilerin kendi içinde de yaygınlaşmaktadır. Aynı partinin üyeleri dahi zaman zaman birbirlerini düşman olarak görebilmektedir. Oysa siyaset, farklı düşüncelerin birlikte çözüm üretebilmesidir.
Sonuç olarak güçlü demokrasi yalnızca anayasal kurumlarla
değil, güçlü ve demokratik siyasi partilerle mümkündür. Demokrasi sandıkta
başlar ancak orada sona ermez. Asıl demokrasi; siyasi partilerin örgüt
kültüründe, karar alma süreçlerinde ve üyeleriyle kurduğu ilişkilerde hayat
bulur.





